islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
32,4375
EURO
34,7411
ALTIN
2.439,70
BIST
9.915,62
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
16°C
Salı Az Bulutlu
18°C
Çarşamba Az Bulutlu
19°C

HUTBEMİ UNUTARAK MİNBERE ÇIKMAM

HUTBEMİ UNUTARAK MİNBERE ÇIKMAM
22 Temmuz 2023 10:00
A+
A-

İslâmî çizgi üzerinde olan büyüklerimiz atasözleri gibi vecizeleştirdikleri bir hakikati şöylece ifade etmişledir:

Hafızay-ı Beşer Nisyan İle Malüldür

Onlar ifade buyurmuşlardır da yüzde doksanımızın anlayabilmesi için mütercim gerekir. Bu yüzde doksan içinde üniversite mezunlarımız da vardır. Sakın ha mübalağa ettiğim sanılmasın. İstisnaları, anlayabilecek yüzde on içine zaten koymuştuk. İddia delil gerektirir, biz de sunalım.

Süleymaniye Camiinde İmam Hatip iken, üniversite mezunu olarak 1975 Temmuz-Ekim arasında kısa dönem askere gitmiştim. Askerlik süresince çayırda bayırda dolaşır dururduk. Niçin gerek duyulurdu bilmiyorum, bazen açık havada istirahat halinde iken bazı askeri kanun maddeleri bize dinletilmek istenirdi.

Asker Ocağında Kanun Maddeleri Okumam

Bu işi kim yapacak? Gür sesli biri gerek, gür sesli olmak da yetmez. Kanun maddelerini doğru okuyup gerektiği ölçüde açıklayacak biri lazım. Günümüzde değişti mi bilmiyorum, askerî kanun maddelerinin dili Osmanlıcaydı. Arapça ve Farsça kelimeler çok, tamlamalar da boldu. Aramızda hukukçular vardı ama onlara da mütercim ve de yorumcu lazımdı.

Uzun ettik sadede gelelim. Görev Ali Rıza Hocaya verildi. Ben de işin hakkını vererek yerine getiriyordum. Bir gün böylesi bir görevden sonra iktisat mezunu olduğunu söyleyen makul görünümlü bir arkadaş şöylece sordu.

– Efendim açıklamalarınızı yaparken kullandığınız İADE etmek kelimesi ne anlama gelir?

Bir an işletiliyor muyum duygusuna kapılıp cevap vermekte tereddüt gösterdiysem de muhatabım gerçekten öğrenmek istiyorum deyince gerekli açıklamayı yaptım.

İADE Kelimesi/Kavramı

Verileni geri vermek, iletileni aynen geri göndermek ve önceden yapılanı aynen ve aynı yöntemle yapmak manalarına gelen kelime aynı zamanda bir Kurân kavramıdır. Bu kavramla evrim teorisi de red edilmiş olmaktadır. Mesela Allah insanı toprak- su karışımından yaratmıştır. Sonra da üreme kanunu koymuştur. Bu yasa değişmemiştir. Aynen tekrarlanıyor. Yumurta ve sperm toprak-su kökenlidir. Üreme kanunu da devam ediyor. Daha geniş bir anlatımla varlıkların kendi içinde gelişimi var ama raslantısal sıçramalar yoktur. (Bak. Yûnus 10/34; el-Neml 27/64; el-Ankebût 29/19)

Konuyu dağıttık. İktisad mezunu kişi İADE kelimesinin anlamını bilmezse hafızay-ı beşer ile nisyanı ve de malülü kim bilecek?

İnsan hafızası/belleği unutma gibi bir özellikle yaratılmıştır. Aslında unutmayı bir nimet olarak da görebiliriz. Unutma olmasaydı, sabırlı ve affedici olabilirmiydik?

Hutbemi İmam Odasında Unutmam

Genelde müsvedde halinde olan hutbemi minbere çıkmadan imam odasında son bir defa daha gözden geçirirdim. Bu defa da böyle yaparken araya bir konuşma girdi ve ben ezan bitiği için acelece giyinip minber önüne gittim.

İç ezan okunurken hutbemi yoklar, gerekirse bazı yerlerine tekrar bakardım. Bu defa da yokladım ama hutbe cebimde değildi, ezan da başlamıştı. Hutbemi minberden inip alacak durumda değildim. Karar vermem gerekiyordu. Konuyu ezberden doğaçlama olarak mı sunmalıydım, yoksa bilip tekrar etmiş olduğum bir konuyu mu işlemeliydim? İkincisinde karar kılıp hutbeme başladım Elhamdülillah Rabbimin yardımıyla görevimi de yapabildim.

Bugünün bilgi, yaş ve tecrübesiyle düşünüyorum da aynı durumla karşılaşsam ne yapardım? Bu durum ilim adamlarının, siyasilerin ve yöneticilerin de başına gelebilir.

Unutmak doğaldır ve insana özgüdür. Değişik alanlarda herkesin başına gelebilir. Bunun içindir ki doğal olan yapılabilir. Mümkünse unutulan, unutulduğu açıklanarak gidip alınabilir. Çünkü insan unuttuğu için kınanamaz ve de suçlanamaz. Peygamberimiz bu hakikati şöyle açıklıyor:

“Kişi, hatası, unutması ve tehdidini gerçekleştirebilecek kişi ve kurumların baskısı sebebiyle yaptıklarından ötürü kınanıp suçlanamaz/ aleyhine hukukî takibat yapılamaz.”

Bayram Namazında  A’la Sûresini Okurken Tıkanışım

Süleymaniye’de Bayram Bir Başkaydı

Rahmetli Babacığımın yaptırdığı ve benim de İmam Hatipliğini yaptığım Kasımpaşa Kadımehmet camiinde 1964 yılı başından 1969 yılı sonuna kadar bayram vaazlarını yaptım, bayram namazlarını kıldırdım ve bayram hutbelerini de okudum.

İlk bayram hutbemi okuyuşum gibi ilk bayram vaazımı da camiimizin açılışını yaptığımız 1964 Ramazan Bayramında yaptım. 19 yaşındaydım.

Süleymaniye Camii’nde Bayram Başkaydı

1969 yılına kadar tecrübelerim elbette ki artmıştı. Ama Süleymaniye Camii başkaydı. Bu cami için tecrübelerim yetersizdi. Her şeye yeniden başlanacaktı.

Namaz kılınan iç mekanı 69 X 62,3 metrekarelik bir alana yayılmış olup 4 fil ayağı üzerine oturmuş olan Süleymaniye Camii 53 metre yükseklikte ve 27,40 metre çapındaki kubbesiyle devrinin güç simgesi ile mimarî dehasının birleşimiydi. İnşaatında 3200 kilo altının harcandığı Camide 1713 kişisi Müslüman 3513 kişi çalışmıştı. Açıldığı 15 Ekim 1557’den günümüze depremlere karşı ayaktaydı.

Hulâsa Kanuni Sultan Süleyman Han ile Mimar Sinan’ın eseri olan Cami Yahya Kemal’in aşağıdaki dizeleriyle nitelediği gibi bir muhteşem mâbeddi:

En güzel mabedi olsun diye en son dinin Budur öz şekli hayal ettiği mimarinin

Süleymaniye Camiinde bayram sabahı gerçekten mehabetli olurdu. Ülkemizin her ilinden insan bulabilirdiniz. Türkü, kürdü, arabı, lazı, boşnağı, çerkezi aynı imanla yan yana dizilirdi. Alimlerle sanatkarları , yönetenlerle yönetilenleri bir arada görebilirdiniz.

Gençtim Ama Yapabileceklerim Vardı

Böylesi bir mabette Hatip iseniz gençliğinizi ve yetersizliğinizi mazeret olarak ileri süremezsiniz. Gerçi elde bulunan ve göreve talip olan kadronun iyisiydik ve imtihanı kazanmıştık. Ama olsun yapılabileceğin en iyisini yapmak gerekirdi. Benim yapabileceğim de çok çalışarak düzeyli hutbeler hazırlamaktı. Onu yapmaya çalışıyordum. Bir de Cuma ve Bayram namazlarının kıldırılması vardı. Özellikle Bayram namazını kıldırmak üzere binlerce kişinin önüne geçmek, düzgün okumak, Fatiha sonrasında okunacak âyetleri veya sûreleri yanlışsız tilavet etmek sanılacağı gibi kolay değildi.

2012 yılında kurduğum Ali Rıza Demircan Eğitim Vakfımızın merkezi, Süleymaniye Devlet Kütüphanesi’nin hemen yanıbaşındaydı. Vakıf stüdyomuzda sürekli televizyon programları üretmek ve vakıf sitemiz Mirât haber.com’u yaşatmak ve geliştirmek amacıyla haftanın en az beş günü vakfımızda bulunduğum için, hemen hemen her Cuma namazını Süleymaniye camiinde kılarım.

İstanbul Müftülüğüne tayin edilen Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz kardeşimiz, bir ara Süleymaniye Camiinde Cuma namazlarını kıldırdı. İl müftülerinin Cuma namaz kıldırması gibi iyi bir yol izledi. Ahlâken mazbut seviyeli bir hoca olan kardeşimiz, Kur’ân okuyuşunu arzu ettiği düzeyde görmediği için olacak, sonraları, hutbeyi okuduğunda Cuma namazını imamlara kıldırtmaya başladı.

İmam-hatiplikte tecrübeli ve Kur’ân okuyuşunda mahir olmayan bir kişi, Süleymaniye Camii mihrabında Kevser ve İhlas sûrelerini okurken bile şaşırabilir. Bu sebeple tecrübeli de olsa İmam hatipler Cuma ve Bayram namazlarında çok iyi bildikleri ve çokça okudukları yerlerden okurlar.

Peygamberimiz Bayram

Namazlarını Nasıl Kıldırdı

Hatip olarak tayin edildiğim için Hz.Peygamberin Cuma ve Bayram namazlarına ilişkin uygulamalarını öğrenmeye çalışmıştım.

Müslim’in Sahih’i ve benzeri hadîs kaynaklarımızda Allah’ın son ve evrensel kıldığı Resülü Hz. Muhammed, iki rekatlık Bayram namazlarının ilk rekatında A’la, ikinci rekatında ise Ğaşiye sûrelerini okurdu.

Ben de Süleymaniye Cami hatibiydim. Bu sûreler Süleymaniye Camiinde kılınacak bayram namazlarında okunmayacaksa hangi camide okunacaktı? Bu Sünnet’i ben hayata geçiremeyecek isem kim geçirecekti?

Bayram namazlarında bu sûrelerin okunmasının Müekked Sünnet veya Vacip olup olmadığını tartışmanın hiçbir anlamı yoktur. Anlamı olan husus Peygamberimizin bu sureleri niçin seçtiğidir.

Peygamberimiz Bayram namazlarını Medine’ye hicretlerinin ikinci yılında kıldırmaya başlamıştır. Allah şanını artırsın, Peygamberimiz Bayram namazlarına çokça önem verirdi. Mescidi Nebi’nin dışında ve ona yakın açık bir alanda hutbesini irad eder ve namazı kıldırırdı.

Değil yalnızca yetişkin erkeklerin, eşlerinin, kızlarının ve imanlı bütün kadınların da bayram namazına çıkmalarını emrederdi. Bayram sabahının heyecanını yaşayabilmeleri için ay halinde olan kadınların bile bayram cemaatinin yanı başında bulunmalarını öğütleyip emrederdi.

Nerdeyse bütün Medine’nin Bayram namazlarına katılmalarını arzu eden Peygamberimiz namazda okumak için neden A’la ve Ğaşiye sûrelerini seçmişti? Hicretin ikinci yılında Kur’ân’ın büyük çoğunluğunu oluşturan Mekkî sûreler nazil olmuştu. Onlarına arasından niçin bu iki sure tercih edilmişti?

Bu sualin cevabını bulabilmek içi bu iki surenin kısaca da olsa tahlili gerekir. Biz önce bölümümüze konu olan olaya gelelim.

A’la ve Ğaşiye Surelerini Okumaya Karar Verdim

Peygamberimiz okuduğu için ben de Bayram namazında A’la ve Ğaşiye sûrelerini okumaya karar verdim.

Bende heyecandan çok böylesi binlerce kişilik bir cemaate namaz kıldıracak olmanın zevki vardı. Yüksek sesle tekbir getirerek namaza durdum. Fatiha suresini okuyup A’la suresine başladım. Yedinci âyette İNNEHÜ YA’LEMÜ’L CEHRE VE MA…dan sonrası gelmedi. Önüm kararmıştı. Kısaca bir tereddüt geçirdikten sonra sûreye yeniden başladım. Başladım da aynı yerde yine tıkandım/takıldım. Gerisi gelmiyordu. Kaç âyet atladığımı hatırlamıyorum ama atlama yaparak sûreyi tamamladım. İkinci rekatta Ğaşiye suresini okuyuşumda bir tıkanma/yanlışlık olmadı.

Cemaatimiz içinde bu sureleri ezbere bilmeyenler hiç bir şey sezemedi. Aslında tıkanma; ilerisini okuyamama olağandı. Namaza da bir eksiklik arız olmuş değildi. Ama yaşanan heyecan unutulur gibi değildi. Tarafımızdan unutulmadı da. Aslında unutulamayan bir olay daha vardı. Camiimizin baş imamı Nureddin Efendi tıkanışımın farkındaydı. Ama o sûreleri niçin okuduğumun bilgisi ve bilincinde değildi. Gayet babacan bir tavırla bana şöyle dedi:

Oğlum! Ne işin var A’la ve Ğaşiye sûrelerinde. Kevser ve İhlas sûreleri sana yetmiyor mu?

İşi yapılması gereken şekli ile değil de kolaya gelen şekli ile yapmak.

Bu da bizim yaygın hastalıklarımızdan biridir.

Hatıratın Amacı Ne olmalıdır?

Biz A’la ve Ğaşiye sûrelerine değindik. Okuyucu bu sûreleri, bir Kurân meali ve tefsirinden okuyabilir. Biz ilk nazarda çağrıştırılan anlamlara dikkat çekmeye çalışarak bu bahsi kapatalım.

Kur’an’ın 87. A’la ve 88. Ğaşiye Sûrelerinin Çağrıştırdığı Anlamlar

Allah’ın Kitabı Kur’ân’ın omurgasını oluşturduğu İslâm Dîni, Allah’ın varlığına, birliğine ve bütün varlıkların Onun tarafından yaratıldığına îman etmektir, bir de ölümle başlayacak ahiret hayatına ve bu hayatının sorgulaması, Cennet’i ve Cehennem’ine inanmaktır.

Allah tüm varlıkları yaratmış ve yaşamlarında muhtaç olacakları bilgileri onların varlığına kodlamıştır.

Allah açığa vurulanı da, gizli tutulanı da bilir. Allah’a ve Ahiret hayatına iman edenlere öğüt verilir. Düşünüp öğüt alanlar Cennet’e, almayıp reddedenler de Cehennem’e gireceklerdir. Bu imanî gerçekler bütün peygamberlerin tebliğlerinde yer almaktadır.

Kıyamet bütün dehşetiyle varlıkları kuşatacaktır. İnkarcılar çalışıp yorulsalar da Cehennem’e gireceklerdir. Müminler de yüksek dereceli Cennetlerde maddî ve mânevî nimetler içinde yaşayacaklardır.

Allah’a ve ahiret hayatına imanı aklî temellere oturtmak da mümkündür. Bunun için yere, göğe, dağlara, denizlere, bitkilere, hayvanlara ve kendi öz varlığımıza bakıp düşünmek yeterlidir. Bu sebeple hiç kimse üzerinde baskı kurulamaz. Dileyen inanır isteyen inanmaz.

DEVAM EDECEK

Bir daha ki bölüm de “Minberde burnumdan kan boşalması…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.