
Vatikan’ın yüzyıllardır süregelen ritüelleri, modern dünyada “hoşgörü” ambalajıyla sunulsa da, kökleri mutlak bir ruhani otoritenin tebaası üzerindeki sembolik gücüne dayanıyor. Geçmişte XIV. Leo gibi papaların döneminde de uygulanan bu gelenekler, aslında dini bir tevazudan ziyade, hiyerarşinin en keskin halini temsil ediyordu.
XIV. Leo dönemindeki uygulamalar incelendiğinde, bu ritüellerin halk nezdinde bir “kutsiyet” zırhına büründürüldüğü görülür. Ancak günümüz perspektifinden bakıldığında, bir din liderinin bir başkasının ayağını öpmesi; aslında o kişinin bireysel kimliğini yok sayan ve onu sadece bir “nesne” haline getiren teatral bir gösteriden ibarettir. Eleştirenler soruyor: Gerçek bir hizmet, insanın onurunu ayaklar altına alarak mı yapılır, yoksa onu ayağa kaldırarak mı?
İslam dünyasında bu tür bir eylemin tasavvuru dahi mümkün değildir. Çünkü İslam’da;
* Secde yalnızca Allah’adır: İnsanın, başka bir faninin önünde bu derece eğilmesi fıtrata aykırı görülür.
* Vakar Esastır: Bir alim veya lider, şahsi tevazusunu gösterirken temsil ettiği makamın ve toplumun izzetini korumakla mükelleftir.
* Samimiyet Gizlidir: İslam’da “sağ elin verdiğini sol el görmez.” Kameralar karşısında, planlanmış bir koreografiyle ayak öpmek, bu samimiyet anlayışıyla temelden çelişir.
Eğer bugün bir İslam alimi, benzer bir sembolizm üzerinden hareket etseydi; bugün Papa’yı alkışlayan Batı medyası ve içimizdeki “modernistler”, bunu “insanlık onuruna aykırı, ilkel bir bağlılık” olarak nitelendirecek ve dünyayı ayağa kaldıracaktı. Ancak eylemi yapan Papa olunca, aynı çevreler bunu “kalpleri ısıtan bir sahneler” olarak servis etmekten çekinmiyor.
Son Söz: XIV. Leo’dan günümüz Francis’ine kadar değişmeyen tek şey, bu ritüellerin Batı tarafından bir “yumuşak güç” unsuru olarak kullanılmasıdır. Oysa ki insan, ancak Allah’ın huzurunda eğildiği sürece hür ve onurludur. Bir insanın ayağını öpmek, onu yüceltmez; aksine her iki tarafı da yaratılış gayesinden uzaklaştıran bir illüzyondur.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube