
Hz. Ömer’e İtiraz Edebilen Çocuk Nasıl Yetişir?
Geçtiğimiz günlerde Dr. Abdulaziz Kıranşal’ın “Anne-Babalar! Cesur Çocuklar Yetiştirin” başlıklı yazısını okudum.
Hz. Ömer hutbedeyken elindeki eğri kılıcı kaldırıp,
“Eğrilirsen seni bununla düzeltiriz” diyen adam…
“Kadın doğru söyledi, Ömer yanıldı” dedirten o sahabe kadın…
Mescidin arka saflarından ayağa kalkıp halifeye,
“Üzerindeki elbiseyi nereden buldun?” diye soran o adam…
Bu kıssalar boşuna seçilmemişti.
Mesaj çok netti:
Çocuklarınızı, gerektiğinde en güçlü otoriteye bile hak sözü söyleyebilecek cesarette yetiştirin.
Yazıyı okurken içimden defalarca,
“Evet, tam da böyle” dedim.
Ama bir çocuk gelişimci olarak şunu da düşündüm:
Bu cesaret evlerimizde nasıl filizleniyor?
Çünkü cesaret, kıssalarla değil, ev ortamıyla büyür..
Ve artık biliyoruz sevgili anne babalar…
Evinde “sus” denilerek büyütülen çocuk, yarın kimseye “dur” diyemez.
Fikrini söylediğinde azarlanan, itiraz ettiğinde saygısızlıkla suçlanan, soru sorduğunda terbiyesizlikle etiketlenen çocuklar; büyüdüklerinde hakkı savunan değil, güce boyun eğen insanlar olurlar.
Siz çocuğunuza,
“Büyüklerin yanında konuşulmaz” diyerek büyütürseniz, o çocuk yarın zalimin karşısında da konuşamaz.
Siz çocuğunuza,
“Ben ne dersem o” diyerek büyütürseniz, o çocuk yarın kim ne derse onu kabul eder.
Siz evinizde küçük bir halifelik kurup çocuğunuzu susturursanız, ondan Hz. Ömer’e itiraz eden cesareti bekleyemezsiniz.
Çünkü cesaret önce evde öğrenilir.
Hak söz, önce anneye karşı söylenerek prova edilir.
Çocuk önce babasına,
“Baba bu doğru değil” diyebilmeli ki, yarın bir lidere de diyebilsin.
Ama burada sık yapılan bir yanlış daha var.
Çocuğu susturmak kadar, çocuğu ölçüsüzce konuşturmak da bir felakettir.
Her fikrini alkışladığınız, her söylediğini “ne kadar akıllı” diye büyüttüğünüz, henüz bilgiye, görgüye, edebe sahip olmadan kürsüye çıkardığınız çocuklar; hak söyleyen değil, ukalalık yapan bir nesle dönüşür.
Hz. Ömer’e itiraz edenler onu küçük düşürmek için konuşmadılar.
Yaşlı kadın Ömer’i alt etmek için ayağa kalkmadı.
Arka saflardaki adam dikkat çekmek için bağırmadı.
Hepsi edep içinde, bilgiyle, yerinde ve gerektiği kadar konuştular.
Bugün bazı çocuklar suskun büyüyor, bazıları ise ölçüsüz.
Bir kısmı “Ben bilmem, büyükler bilir” diyerek iradesizleşiyor.
Bir kısmı da “Ben her şeyi bilirim” diyerek hadsizleşiyor.
İkisi de cesur değil.
Biri korkak. Diğeri ukala.
Sevgili ebeveynler…
Çocuğunuza fikir sormakla, onu fikrinin sahibi yapmak aynı şey değildir.
Onu konuşturmakla, ona konuşma adabını öğretmek aynı şey değildir.
Cesur çocuk yetiştirmek, çocuğu serbest bırakmak değildir.
Cesur çocuk yetiştirmek, çocuğa hem söz hakkı vermek hem de sözün ağırlığını öğretmektir.
Hem itiraz etmeyi öğretmek, hem de ne zaman susacağını öğretmektir.
Bizim ihtiyacımız olan şey şudur:
Söz hakkı verilmiş, ama sözünün sorumluluğu da öğretilmiş çocuklar.
İtiraz edebilen, ama edep içinde edebilen çocuklar.
Cesur, ama had bilen çocuklar.
Çünkü Hz. Ömer’e itiraz edebilen insanlar, önce evinde susturulmayan çocuklardan çıkar.
Şeyma Demircan Namazcı
Yazarımızın DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA Tıklayın
Mirat Haber – YouTube