islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
33,0413
EURO
35,9402
ALTIN
2.546,09
BIST
11.156,20
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
33°C
İstanbul
33°C
Açık
Pazar Açık
34°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
31°C
Salı Hafif Yağmurlu
31°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
31°C

İBADET OLARAK SELÂM

İBADET OLARAK SELÂM
10 Temmuz 2024 09:00
A+
A-

Selâm, insanlar hakkında kullanıldığında, ‘selâm vermeyi’, sözle esenlik, barış ve güven dilemeyi ifade eder.

Araplar İslâmdan önce ‘selâmün aleyküm’ şeklinde selâmlaşırlardı. Bu da onların aralarındaki barışın, tehlikesizliğin, güvenin bir alâmeti gibiydi. Sanki ‘burada savaş yok (rahat ol)” demiş olurlardı.

İslâm geldikten sonra bunu benimsedi ve mü’minlere aralarında bu selâmı yaymalarını emretti. (İbni Manzur, Lisânu’l-Arab, 7/241)

-Kur’an’ın emri selâm

Mü’minler birbirlerine ‘selâm’ vermekle yükümlüdürler. Kur’an mü’minlerin birbirlerine selâm vermelerini emrediyor.

“Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.” (Nisâ Sûresi 86. Ayrıca bkz: Nûr 24/27, 61)

Bu âyette selâm, ‘tahiyye’ kavramı ile ifade edilmiş ve onun Allah tarafından verilmiş mübarek ve güzel bir şey olduğu açıklanmıştır.

Bir âyette her ne kadar evlere girerken selâm vermeyi, ya da selâm vermeden başkasının evine girmemeyi emrediyorsa da, gerek aşağıdaki âyet gerekse Peygamber’in (sav) selâmla ilgili uygulamaları, tavsiyeleri, selâmın önemine işarettir.

Dinde bir şeyi yapmak mükellef olan müslümana emrediliyorsa o farz anlamında vâciptir.

Kur’an hz. Peygamber’e  (sav) de kendisine gelen mü’minlere selâm vermesini emrediyor:

 “Âyetlerimize inananlar sana geldiklerinde de ki: “Size selâm olsun! Rabbiniz rahmet ve merhameti kendisine ilke edinmiştir…” (En’am 6/54)

 -Selâm İslâmın sembollerindendir

Selâm, hem cennetlik bir ameldir, hem de çok kolay ve hoş bir sâlih ameldir.

Ebû Hüreyre’nin rivâyet ettiğine göre, Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu:

“İman etmedikçe Cennet’e giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe olgun bir imana sahip olamazsınız. Size, yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selâmı yayın.” (Müslim, İman/21(54-93) no: 194. Ebû Dâvûd, Edeb/142 no: 5193)

Abdullah b. Selâm şöyle dedi: “Ben Rasûlullah’ı (sav): “Ey insanlar! Selâmı yayınız, yemek yediriniz, akrabalarınızla alâkanızı ve onlara yardımınızı devam ettiriniz. İnsanlar uyurken siz namaz kılınız. Bu sayede selâm ile Cennete girersiniz” buyururken işittim.” (Tirmizî, Kıyâmet/43 no: 2485)

Selâmlaşmak müslümanlara hayır ve bereket getirir. Enes b. Mâlik (ra) şöyle demiştir: “Rasûlullah (sav) bana:

-“Oğulcuğum! Kendi ailenin yanına girdiğinde onlara selâm ver ki, sana ve ev halkına bereket olsun” buyurdu.” (Tirmizî, İsti’zân/10 no: 2698. Hasen-sahih-garib kaydıyla)

Selâm verip almak mü’minleri Allah’a yaklaştırır. (Ebû Dûvûd, Edeb/144 no: 5197)

Rasûlüllah selâmı İslâmın en hayırlı amellerinden sayıyor.

Abdullah İbni Amr (ra) şöyle anlattı: “Bir adam, Rasûlullah’a: ‘İslâmın hangi işi daha hayırlıdır?’ diye sordu. Buyurdu ki: “Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığına herkese selâm vermendir.” (Ebu Davûd, Edeb/143 no: 5194. Buhârî, İman/6, 20 no: 12, 28, İsti’zan/9 no: 6236. Müslim, İman/14(39-63) no: 160)

Selâm vermek veya verilen selâmı almak, Kur’an’ın emri olduğu gibi mü’minler arasında hem bir şiar (alâmet, parola), hem bir dua, hem de bir güven aracıdır.

Mü’minler birbirlerine selâm vererek tanışırlar, birbirlerinden emin olurlar ve birbirlerine dua ederler. Aralarındaki kardeşliği ve güveni sağlamlaştırırlar. Birbirlerine, ‘selâm’ anlayışıyla, barışı ve esenliği, Allah’ın es-Selâm ismine teslim olmayı, ‘Selâm yurdu’ cennete kavuşmayı dilerler.

Selâmlaşan mü’minler, yaşadıkları evleri ve toplumu ‘selâm (barış ve güven) yeri-dârü’s selâm’ hâline getirmeye çalışırlar. Böylelikle kendilerinin ulaştığı ‘selâm’ hâlini müslüman kardeşleri için de isterler.

Bir mü’mine “selâmün aleyküm” veya “es-selâmü aleyküm” diyen bir kimse “selâm senin üzerine olsun”, “selâm üzere yani selâmette olasın, benden sâlim ol (benden sana zarar gelmez)”, mübalağlı bir dua olarak “sana çok selâm olsun” demiş olur.

Bu anlamda selâmı ancak müslümanlar verirler ve alırlar.

“Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selâm veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine (ganimete) göz dikerek, “Sen mü’min değilsin” demeyin…” (Nisâ 4/94)

Demek ki selâm mü’minler arasında bir parola gibidir.

-Allah’ın ismi olarak es-Selâm

‘es-Selâm’, Allah’ın güzel isimlerinden biridir.

“Allah’tır gerçek İlâh! O’ndan başka tanrı yoktur. O Melik’tir, Kuddûs’tür, es-Selâm’dır, Mü’min’dir, Müheymin’dir, Aziz’dir, Cebbâr’dır, Mütekebbir’dir. Allah, müşriklerin iddialarından münezzeh ve yücedir.” (Haşr 59/23)

es-Selâm ismi, Tirmizî ve İbni Mâce’nin verdikleri “esmâu’l-hüsnâ” listesinde yer almaktadır. (Tirmizî, Da’avât/82 no: 3507. İbni Mâce, Dua/10 no: 3860)

Isfehânî, es-Selâm’ı iki manada anlamak mümkündür demiş.

Birincisi; O (cc), yaratılmışlara ait acz ve eksikliklerden, kusur ve noksanlardan, ayıp ve hatalardan uzaktır. Zâtında eşsiz, benzersiz, mükemmel ve mutlaktır.

Demek ki Allah’ın zâtı açık ve gizli kusurlardan, yaratıklara mahsus değişikliğe uğramaktan, zevâl bulup ortadan kalkmaktan münezzehtir.

Aynı anlam Allah’ın el-Kuddûs isminde de vardır.

Kusursuz ve eksiksiz olmak ve çok yönlü barış, selâmet, mutluluk da böyle bir Zâtın kudret elindedir, O’nun hükümlerine uymadadır.

es-Selâm, hem Allah’ın noksanlıklardan uzak olduğunu, hem de O’ndan kullarına gelen esenliği, güveni ifade eder.

Öyleki es-Selâm, her selâmetin kaynağı, kendisi ayıptan ve kusurdan uzak olduğu gibi selâmet umulan, kurtuluş arayanları selâmete erdirecek olan da O’dur. (Elmalılı, H. Yazır. Tefsir (sad.) 7/524)

İkincisi; selâmetin kaynağı olup esenlik veren demektir. (el-Isfehânî, R. el-Müfredât s: 350. İbni Manzur, Lisânu’l-Arab 7/241. TDV İslâm Ansiklopedisi, 36/341)

Allah dışında hiç bir kimse insana gerçek selâmet ve sonsuz mutluluk vaad edemez, etse de zaten veremez. Gerçek mutluluğun yollarını, ilkelerini ve imkanlarını da ancak O gösterir.

Bu yüzden Allah’a sırt dönmek, O’nu yok sayarak yaşamak, O’nun ölçülerini beğenmemek mutluluğa ve kurtuluşa sırtını dönmektir.

Bu açıklamalara üç tane daha ekleyebiliriz:

Üçüncüsü; O’nun yaratışında anlamsızlık ve amaçsızlık yoktur. O saçma, anlamsız, hikmetsiz bir şey yaratmaktan sâlimdir.

Allah’ın bütün fiilleri bozukluk ve düzensizlikten uzaktır. O’nun takdirinde ve yaratmasında kusur, gedik, çelişki ve çatışma, kopuş söz konusu olamaz. (Mülk 67/3) Dışarıdan zıt gibi görünenler içerinden bakınca uyumlu olduğu görülür.

Dördüncüsü; dünyada huzur ve selâmetle yaşatma gücü olan, mutlak huzurun kaynağı da O’dur.

Bir insanın Allah (st) ile ilişkisi iyi ise, onun her varlıkla ilişkisi iyi olur. Allah ile ilişkisi bozuk olanın kendisiyle, başkalarıyla ve tabiatla ilişkisi sağlıklı olması zordur. Böyle biri denizin ortasında pusulasını kaybeden kimse gibidir. Ne yapacağını, hangi rotayı izleyeceğini bilemez.

Beşincisi; Âhirette ebedi selâmate ulaştıracak olan O’dur. es-Selâm olan Allah hak edenleri âhirette hoşlarına gitmeyecek şeylerden kurtarıp umduklarına kavuşturur. Zira O ‘dâru’s-selâm’ın da (selâm yurdunun da) sahibidir.

es-Selâm olan Allah (cc) , iki dünyada da mutluluğun, kurtuluşun (selâmetin), barışın ve huzura ermenin garantisidir.

İslâm da din olarak Allah’ın bu isminin insan hakkındaki gerçekleşmesidir.

Hüseyin K. Ece

MİRATHABER.COM -YOUTUBE-

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.