islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
18,5317
EURO
18,1762
ALTIN
990,35
BIST
3.179,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
27°C
İstanbul
27°C
Açık
Cumartesi Hafif Yağmurlu
26°C
Pazar Açık
23°C
Pazartesi Az Bulutlu
21°C
Salı Az Bulutlu
19°C

İbrahim Bin Ethem Hazretlerinden Düşündürücü Öğütler

İbrahim Bin Ethem Hazretlerinden Düşündürücü Öğütler
27.07.2019
A+
A-

İbrahim bin Ethem Hazretleri, Horasan’ın Belh şehrinde zengin ve itibarlı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Henüz daha genç yaşlarında iken bütün mal varlığından vazgeçip züht ve ilim yolunda vatanını terk edip diyar diyar dolaşmıştır. Bu şekilde tabiînin meşhur âlimlerinden olan Ethem Hazretleri, kendisinden nasihat isteyen bir kişiye şunları söyler:

“Altı şeyi kabul edip yaparsan, hiçbir işin sana zarar vermez. Dünyada ve ahirette rahat edersin. O altı şey, şunlardır:

  1. Günah işleyeceğin zaman Allah’ın sana verdiği rızkı yeme. Allah’ın rızkını yemeden hiç hayatta kalabilir misin? O halde haramlardan kaçınarak, hep helal rızık ye.
  2. O’na asî olmak istersen, O’nun mülkünden çık. Mülkünde olup da O’na isyan etmek uygun olur mu? O halde Allah’ın emirlerine karşı gelme.
  3. O’na isyan etmek istersen, O’nun gördüğü yerde günah işleme. Görmediği yerde yap. O’nun görmediği bir yer olmadığına göre hiçbir zaman ve hiçbir yerde günah işleme.
  4. Can alıcı melek, ruhunu almaya geldiği zaman tövbe edinceye kadar ondan izin iste. Halbuki o anda senin o meleği uzaklaştırma gücün olmayacak. Güç kuvvetin yerinde iken şimdiden tövbe et. Tövbe edilecek zaman bu zamandır. Zira ölüm çok âni gelir.
  5. Mezarda Münker ve Nekir ismindeki iki melek, sual için geldiklerinde, onları kov, seni imtihan etmesin. Buna da imkân olmadığına göre şimdiden onlara cevap hazırla.
  6. Kıyamet günü Allah; ‘Günahı olanlar cehenneme gitsin.’ diye emir buyurunca ‘Ben gitmem’ de. Bu sözünü de kimse itibar etmeyeceğine göre şimdiden mahşere hazırlıklı ol.”

İbrahim Bin Ethem’in Dünyasında Tevekkül, İhlas ve Rıza

Bazı ahlâkî kavramlar vardır ki, bunların tanımlamalarını kolayca yaparız. Ama bundan daha da önemlisi, bu ahlâkî meziyetleri ne derece içselleştirip yaşadığımızdır. Aşağıdaki anekdot, bizlere bu yönde bir ipucu vermektedir

Bir gün bir şahıs, İbrahim bin Ethem Hazretleri ile karşılaşır. Selamlaştıktan sonra o zat, Ethem Hazretlerine şunları söyler: “Biz okuduklarımızı yazıyoruz. Yaşadıklarımızı yazıyoruz. Ama sen yazmıyorsun. Sen de yazsan iyi olur.”

Bunun üzerine Ethem Hazretleri şöyle der: “Üç şeyle meşgulüm. Henüz bunları aşamadım. Bunları aştıktan sonra belki ben de sizin gibi yazarım.” O zat, merak eder ve yazmaya engel teşkil eden ilk unsuru sorar.

Ethem Hazretleri, tevekküle atıfta bulunarak, şöyle der: “Benim rızkımı Allah’ın verdiğine, O’nun rızkıma kefil olduğuna, O’nun bütün işlerime vekil olduğuna inanmam, rızık için ve hayat için O’na güvenmem hâli. Bu engeli aşmak üzereyim.”

Ethem Hazretleri, ikinci engelini dile getirirken, ihlâsa vurgu yapar ve şöyle der: “İkinci engelim, ihlâstır, yani yaptığım her şeyi O’nun için yapmam hâli. Bunu da aşabileceğime kanaatim geliyor.”

İlk iki engeli aşmada belirli bir aşamaya gelmiş olduğunu belirten Ethem Hazretleri, üçüncü engel konusunda “Belimi büken üçüncüsüdür. Onu henüz aşamadım ve aşabileceğimizi hiç zannetmiyorum. Tek korkum budur.” der. “Nedir o?” sorusuna Ethem Hazretleri, şöyle cevap verir: “Rızadır. O’nun takdirine ve taksimine razı olmam. O’nun kader ve kazasına teslim olmam. Rab olarak O’ndan razı olmam hâli. Ah ne zor şey bu! Ne zor mertebe bu! Kalbim teslim olsa, nefsim başkaldırıyor! Gönlüm razı olsa, aklım itiraz ediyor! Ben O’ndan henüz razı olamadım. Ben buna yanıyorum!”

Bunları duyan o kişi, şaşkınlığını gizleyemez ve şöyle der: “Biz senin bulunduğun makamdan ve hâlden o kadar uzağız ki, ne tevekkül, ne ihlâs, ne rıza! Biz bu kavramların hepsinden çok uzağındayız!”.

Ezcümle

Değerli okuyucularım; Siz de herhalde bu hikâyeden kendiniz için bir pay çıkartmış olmalısınız. Mesela tevekkül konusunda bizlerin durumu nedir? Hakka güvenme, sebeplere sarıldıktan ve işin olması için, gerekli enerjiyi sarf ettikten sonra, neticeyi ve başarıyı sabırla ve gönül rızasıyla gerçekten sadece Yaratan’dan bekliye biliyor muyuz? Hakikaten tam tevekkül sahibi olduğumuza kanaat getirebiliyor muyuz?

Kitaplar, ihlâstan bahsederken, genelde şöyle bir tanım getirir: “Dünya faydalarını düşünmeden, hiçbir maddî karşılık beklemeden bütün işlerini, ibadetlerini yalnız Allah için yapma hâli.” Peki, bu tanıma uygun bir hayat yaşayabiliyor ve ihlâsımızı koruya biliyor muyuz?

Bir diğer güzel haslet ise rıza hâlidir. Mukadderata boyun eğmek, Allah’ın her hükmüne ve her takdirine razı olmak ve bunları her halükarda güzel karşılamak anlamına gelen rıza hâlini günlük hayatımıza yansıta biliyor muyuz?

Gelin, hep birlikte bu üç güzel ahlâkî haslete sahip olma uğrunda azamî derecede gayret gösterelim. Gayret bizden başarı Allah’tandır.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.