
İftar Vakti… İftar Zamanı: Ramazan Sofralarının Toplumsal Hikâyesi
Ramazan, yalnızca aç kalmanın değil; beklemenin, paylaşmanın ve kalbin incelmesinin ayıdır. Gün boyu sabırla tutulan oruç, akşam ezanına yaklaşırken bambaşka bir hâle bürünür. Saatler ilerledikçe sadece mide değil, kalpler de iftara hazırlanır. Çünkü iftar vakti, Müslüman için sıradan bir zaman dilimi değil; sevinçle, umutla ve şükürle dolu bir buluşmadır.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) buyurduğu gibi, oruçlu için iki sevinç vardır:
Biri iftar ettiğinde, diğeri Rabbine kavuştuğunda…
İşte iftar vakti, bu müjdenin dünyadaki karşılığıdır. Gün boyu sabredilen açlık ve susuzluk, ezanla birlikte yerini tarifsiz bir ferahlığa bırakır. Ama bu sevinç yalnızca sofraya uzanan elin mutluluğu değildir. Bu, sabrın karşılığını almanın; nimetin kıymetini yeniden hatırlamanın sevincidir.
İftar anı, insanın Rabbine en yakın hissettiği anlardandır. Dualar titrek bir içtenlikle yükselir, ilk lokma bir şükür cümlesiyle boğazdan geçer.
Ramazan gelince sofralar da değişir. İftar sofraları kalabalıklaşır, tabaklar kadar gönüller de açılır. İftara gelen misafir sadece misafir değildir; berekettir, muhabbettir, hatırdır.
Bir tabak fazla konur masaya. “Belki biri gelir” diye…
Ve çoğu zaman biri gerçekten gelir..
İftar sofralarında insanlar birbirine daha yakındır. Günlük hayatın koşuşturması içinde konuşmaya vakit bulunamayanlar, aynı sofrada susarak bile anlaşır. Çorbanın buharı, sohbetin yerini tutar bazen. O masalarda kimse yalnız değildir.
Bizim kültürümüzde iftar, sadece evlerin içinde yaşanmaz. Sokaklara taşar, meydanlara yayılır. İftar çadırları kurulur, mahalle aralarında uzun sofralar dizilir. Aynı ekmeği hiç tanımadığın biriyle paylaşmak, Ramazan’ın en sahici hâlidir.
Yan yana oturursun; biri işçi, biri öğrenci, biri yaşlı… Ama iftar vakti geldiğinde herkes aynıdır. Aynı ezanı bekler, aynı duaya “âmin” der.
Bazen bir lokma ekmek paylaşırsın.
Bazen de bir tebessüm…
Ve biliriz ki, tebessüm bile sadakadır.
O hâlde iftar vaktinde paylaşılan bir tebessümün sevabı kim bilir ne kadardır?
İftar vakti, yalnızca açlığın bittiği an değildir. Kalplerin yumuşadığı, insanların birbirine biraz daha benzediği bir andır. O birkaç dakika içinde dünya yavaşlar, gürültü susar, herkes aynı duyguda buluşur.
Belki de bu yüzden iftar vakti bu kadar özeldir.
Çünkü orada sadece yemek yenmez;
şükür edilir, dua edilir, paylaşılır, sevinilir.
Ramazan bize her yıl aynı şeyi hatırlatır:
Mutluluk bazen bir lokmada, bazen bir sofrada, bazen de hiç tanımadığın birinin yüzündeki tebessümdedir.
Ve iftar vakti geldiğinde, Müslüman dünyanın neresinde olursa olsun, kalbi aynı heyecanla çarpar:
“İftar vakti… İftar zamanı.”
İSLAMİ HABER “MİRAT”