islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
15,9519
EURO
16,7936
ALTIN
928,93
BIST
2.394,83
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Az Bulutlu
Perşembe Açık
21°C
Cuma Açık
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
21°C
Pazar Az Bulutlu
21°C

İktidara Hakikati Söylemek

İktidara Hakikati Söylemek
13.04.2022
A+
A-

Karahanlılar Devleti Mâverâünnehir ve Doğu Türkistan’da 840-1212 tarihleri arasında hüküm süren Türk-İslâm devletidir. Şemsüleimme İmam Serahsi de Karahanlı Devletinde yaşayan, etkili fakih bir alimdir.

Tarihi kayıtlara göre Karahanlı Devleti hükümdarları, mali yönden sıkıştıkça halka sürekli ek vergiler yüklemekte ve bu yüklenen haksız vergiler yüzünden ahali vergiler altında ezilmektedir. Devletin, haksız vergiler meselesi sebebiyle ulema ile de arası bozuktur. Baskı ve sindirme, ulemayı susturma operasyonları yapılır. Ulema içinde, halkın nazarında çok etkili olan birisi vardır ki, O’da İmam Serahsi’dir. Haksız vergiler, yapılan israflar, iktidarın baskısı, İmam Serahsi’yi rahatsız eder.

İmam bu rahatsızlığını dile getirdiğinde iktidar susmasını ve işlerine karışmamasını tembihler. Fakat İmam yapılan haksızlıklar ve ahalinin çaresizliği karşısında sessiz kalamaz. Ve haksız yere toplanan vergilerin ödenmemesi için fetva verir.

İmamın fetvası etkisi gösterir, iktidar vergilerin toplanması hususunda sıkıntı çekmeye başlar. İktidar imam’dan fetvasını geri çekmesini ister. Fakat İmam verdiği fetvadan geri dönmeyeceğini söyler. Müsrif iktidar baskı ve sindirme politikası uygulamaya, fetvasını geri çekmesi için İmamı zorlamaya başlar. İmam fetvasından dönmeyeceğini tekrarlar.

Karanhanlı Devleti imamın bu tavrı karşısında çaresiz kalır ve O’nu başkent olan Özkent’te bir kaleye götürür. İmam Serahsi ne yaparsa yapsınlar tavrından ödün vermez. Bu ödünsüz tavır karşısında dönemin iktidarı kendisini kalede kuyu hapsine mahkûm eder. Geri adım atmadığı için, fetvasının bedelini on sekiz yıl kuyu hapsinde yaşayarak öder. Kuyu hapsine mahkûm olmasına rağmen sözünden dönmez. İmam haksızlık karşısında, enbiya varisi alim olma vasfının gereğini yapmaktadır.

Meşhur eseri otuz ciltlik Mebsud’u kuyunun başına gelen talebelerine, kuyunun içinden seslenerek dikte ettirir. Kuyunun içinde bir kütüphane, istişare edebileceği bir ilim halkası da yoktur. Fakat ilmiyle amil olmasının nimetlerini Allah’ın lütfuyla yaşamaktadır. İmamların güneşi olarak adı anılacak olan İmam Serahsi, zalim iktidara karşı hakkı söylemekten çekinmemiştir. Oysa kurtulması, dünyevi bir saltanat sürmesi çok kolaydır. Yapması gereken sadece fetvasından vaz geçmesidir. Fakat İmam öyle yapmamıştır.

İktidarlar kendilerini meşrulaştıracak olan alim, entelektüel, aydın, akademisyen kadro olmadan varlıklarını sürdüremez. Varlıklarının devamı, halkın gözünde meşruiyet sağlamalarına bağlıdır. Bu meşruiyet ise bilgi ile bilgiyi üretenlerin katkısıyla sağlanmaktadır. Bu bir hakikattir ve bu hakikat laik seküler modern ulus devletlerin hüküm sürdüğü çağımızda kendisini daha çok belli etmektedir.

Edward Said, “Entelektüel iktidara hakikati söyleyebilendir” der. Günümüzde yaşanan adaletsizlikler, haksız vergiler, hayat pahalılığı ve bunlara rağmen iktidardakilerin müsrifçe yaşamları gözler önündedir.

Milletin vergilerinden yapılan israflara, saraylarda malikânelerde süren sefaya, milletiyle adeta dalga geçen politikacılara hakikati söylemek kimin vazifesidir? İmam Seahsiler, Zenbilli Ali Efendiler artık yok. Lakin bunların varislerinin olması gerekmez mi?

Halkı sefalet içinde geçim derdi çeker iken, her tarafa beton dökerek bir beton medeniyeti kurmak ve her fırsatta, köprülerle, yollarla, devasa boyuttaki betonlaşmalarla övünmek medeniyet sayılabilir mi? Bu olsa olsa beton medeniyeti olur ki, ne iktidara ne de halkına bir fayda sağlamaz. Hakka ve hakikate kulak tıkayanlar, hakkı ve hakikati hatırlatanlara kör ve sağır olanlar, gözlerin dehşetle fırlayacağı günün acı azabına hazır olsunlar.

Uyaranlar Allah için uyarmaya devam edecek. Gerisini uyarılara kulak vermeyen iktidarda olanlar düşünsün.

YAKUP DÖĞER 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.