islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
15,9706
EURO
16,9384
ALTIN
951,05
BIST
2.372,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
24°C
İstanbul
24°C
Açık
Salı Açık
26°C
Çarşamba Açık
24°C
Perşembe Az Bulutlu
25°C
Cuma Parçalı Bulutlu
25°C

İktisadi Düzenleme, Sadece İktisadi Ve Mali Tedbirlerle Mi Olur?

İktisadi Düzenleme, Sadece İktisadi Ve Mali Tedbirlerle Mi Olur?
14.08.2018
A+
A-

Türkiye, Ak Parti iktidarından sonra siyasi bakımdan istikrarlı bir döneme girmiş ve yeni iktidarın hemen arkasından, iktisadi piyasa ve yatırımlar müsbet bir ivme kaydetmişti. Bu durum, ne yeni iktidarın çabasıyla ve ne de başka bir dış faktörün desteğiyle gerçekleşmişti. Tamamen, halkın yeni hükümete güven duymasının bir sonucuydu. Bu durum, iktisadi sistemde halkın ve müteşebbislerin güven faktörü ile hareket etmesini sağlayan psikolojik faktörün neticesiydi.

Aradan onbeş sene geçti ve iktisadi hayat, yine  bir başka faktörün, dış  siyasi ilişkilerin etkisiyle yeniden bir sendeleme dönemine girdi. Yani, siyasi  durumun, iktisadi faktörleri bir ölçüde belirlemesi ve ticari alışverişlerin para birimi olan dolar’ın yükselmesiyle beraber, belli bir dengesizliğe uğramasına şahid olmaktayız.

Bu iki farklı hadise, aslında iktisadi hayatın, yani bir anlamda insanın tutum ve hareketlerinin,  çok yönlü faktörlerin etkisi altında olduğunu göstermektedir. Peki, iktisadi faaliyetlerde  dini, sosyal ve ahlaki  değerlerin ve tutumların  etkisi konusunda, düzenleyici bir etki söz konusu olabilir mi?

Yukarıda da belirttiğim gibi, güven faktörü  psikolojik ve hatta ahlaki bir faktördür. Dolayısıyla, insanların ticari ilişkilerinde karşısındakine güvenmesi, başkasının kendisini aldatmayacağına inanması ve  hükümet politikalarının doğru ve gerçekçi kural ve planlar üzerine oturduğunu bilmesi, iktisadi faaliyetleri ve piyasayı olumlu yönde etkileyen hususlardır.

En önemlisi halk ve iş adamları, kendi kültür değerlerine göre bir iktisadi sistemin ve piyasanın yanında olmaz mı?Onu bütün bir toplumun kalkınması ve  adil bir gelir dağılımı ve faydalı bir teşebbüse  yönelmiş olduğunu görerek, onu bütün gücüyle desteklemez mi?

Galiba, Türkiye, batılılaşma ile birlikte  Liberal iktisadın acımasız, iki yüzlü, menfaati öngören ve rekabeti de en acımasız bir şekilde yaşayan,  bundan da ötesi, “tüketim çılgınlığı”nı alabildiğine kamçılayan kapitalist ve hedonist  anlayışı ile,  iktisadi hayatı, sadece bir menfaat çatışması haline gelmesinden dolayı, ciddi sıkıntı ve hastalıklarla yüzyüze geldi.

Türkiye’de uzun zamandır, siyasetin ve toplumun  en önemli gündemi olan  ekonomik kriz konusu, ülkenin gündeminde  ilk sırayı alıyor. Fakat, Liberal iktisat anlayışını devlet politikası olarak sürdüren ülkemiz,  batı’nın sosyal ve siyasi yapısıyla uyumlu bu ekonomik sistemi, kendi sosyal ve ahlaki  değerlerine ters bir  doktrin olmasına rağmen halü sürdürmeye çalışıyor.  Toplumsal  kültür ve sosyal dokusuna uygun olmayan birçok  sosyal politika gibi, ekonomik politika da, liberal kültür ve hayat anlayışı ile sosyal yapıda yaralar açıyor. Fakat, bir grup  ticaret ve sanayi kesimini ise, bu gidişattan etkilenmediği için sesini çıkarmıyor.

Şu anki problem, Türkiye’de sosyal bilim ve buna dayal sosyal politikaların  toplumsal değer, alışkanlık ve kültürel  özelliklerine uygun olmadan sürdürülmesi ve bu konuda, alternatif bir yaklaşıma gidilmemesinin getirdiği çıkmazdır. Ruhumuza, alışkanlıklarımıza ve kültürel değerlerimize uymayan bir iktisadi felsefe ile, nereye kadar  kendimizi ve sosyal varlığımızı ayakta tutacağız, belli değil. 

İnsanımızın hayat anlayışı, harcama ve tasarruf kültürü liberal anlayış ve politikalar ile zorla değiştirilmeye çalışılmış ve batı mantalitesine uygun tüketim ve harcama kültürü hakim hale gelmiştir. Reklam ve tanıtım programları, alabildiğine tüketme, kişiyi daha çekici hale getirme ve  sahip olduğu eşyalar ile kendini üstün gösterme çabası içerisine girmeye başladı.

Bu durumun çözümü; ekonomik anlayış ve kültürü “yeniden inşa etmek” ve  ekonomik kuralları toplumun inanç, ahlak ve kültür değerlerine göre yeniden düzenlemektir. Aksi halde, liberal ekonominin gösterişçi, zevke dayalı ve eşya ile kimliğini bütünleştirmek gibi  garip  ideallere sahip  alışkanlıkların kontrolü altına giren “şartlandırılmış kitleler” in bilinçsiz  tutum ve davranışlarına şahid olduğumuz gibi, dünyayı mali politika oyunları ile esir eden, banker tröstlerinin ülkenin ekonomisini bozup, kaos çıkarmasının sıkıntılarını da yaşayacağız.

Kurallarını başkasının koyduğu oyunu oynamak yerine; kurallarını kendimiz koyduğumuz oyunu oynamamın artık zamanı geldi de geçiyor…

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.