
‘‘İLAHİ DÜZENE SAVAŞ AÇAN İSRAİL! KIYAMETİ ZORLAYAN ZÂLİM!’’
Gecenin karanlığında yıldızlar birbirine çarpmadan parlar. Galaksiler, trilyonlarca gök cismiyle muazzam bir denge içinde döner. Doğada çiçekler dikenin yanı başında büyür, ormanlar binlerce canlı türünü bir arada yaşatır. Gölgesinde soluklanan kurbağayla dalında şarkı söyleyen kuş arasında ne üstünlük yarışı vardır, ne de yok etme arzusu…
Evrenin her zerresinde yazılı kadim bir yasa vardır: Birlikte yaşama, ahenk içinde var olma yasası.
Bu sessiz ve ilahi yasa, en büyük yıldızdan en küçük çiçeğe kadar her varlığı farklılığıyla o büyük uyumun bir parçası yapar. Ve insana en temel hakikati fısıldar:
Farklılık çatışma değil, zenginliktir! Yaşam, birlikteyken anlamlıdır!
Ne var ki bu kadim uyuma en büyük saldırı, insan eliyle, insan aklıyla ama insanlığını yitirmiş ideolojilerle geldi. Yeryüzünün dengesini bozan en büyük tehdit: ırkçılık, üstünlük iddiası ve tahammülsüzlüktür…
Ve bugün bu ideolojilerin en yakıcı haliyle temsil edildiği yer hiç şüphesiz terör devleti İsrail ve işbirlikçisi ABD ve onu ve her ikisini besleyen! Siyonist düşüncedir.
İsrail, sadece Filistin topraklarını işgal eden bir askeri güç değil; aynı zamanda birlikte yaşama kültürüne, farklılıklara tahammüle ve ortak yaşam hukukuna karşı açılmış en büyük savaştır!
‘‘Gerektiğinde Birlikte Yaşayabilmenin Evrensel İlkeleri ve Ona En Büyük Tehdit: İsrail Siyonizmi!’’
Bugün Siyonist ideoloji, sadece Filistinlilere değil; farklı Yahudi topluluklarına, Hristiyanlara, Müslümanlara… yani kendinden olmayan hiç kimseye yaşam hakkı tanımamaktadır. Bu anlayış, evrensel insanlık değerlerine ve bütün bir insanlık için en büyük tehdittir.
Kur’an’da böylesi bir zihniyetin yeryüzündeki hali çok net bir şekilde tarif edilmiştir:
“O, iş başına geçti mi (ya da sırtını çevirip gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini! (Yüce Allah’ın ‘‘Rahman!’’ sıfatı gereği, yeryüzündeki bütün bir insanlık için yaratılmış olan hayat kaynaklarını… yeryüzündeki ilahi düzeni…) ve nesli! yok etmeye çalışır! Allah ise, bozgunculuğu asla sevmez!”
(Bakara Suresi, 205. Ayet)
Bu Ayet-i Kerime de Yüce rabbimiz, Siyonist İsrail ve işbirlikçisi suç ortağı ABD’nin yeryüzündeki ifsadlarını ve evrensel uyuma açtıkları savaşı önceden haber veriyor! Çünkü İsrail’in… attığı her bomba yalnızca binaları değil; bir arada yaşama umudunu, inançlara saygıyı, barışa dair hayalleri yerle bir ederek ‘‘Kıyamet’i zorluyor!
Gazze’de sıkıştırılan halk sadece açlığa ve yoksulluğa değil, aynı zamanda insanlığın ortak vicdanının yok sayılmasına mahkûm ediliyor. İsrail, bombalarla sadece şehirleri değil, Hz. Âdem’den bu yana gelen kardeşlik hukukunu da hedef alıyor.
Evrende hiçbir yıldız başka bir yıldızın varlığından ve hikmet üzere yaratılan hiçbir varlık başka bir varlıktan rahatsız olmazken, bir devletin kendinden başka herkesi düşman ilan ederek yok etmek istemesi, doğaya, yaradılışa, yaratana! isyan değil midir?
Siyonizm, yalnızca Filistin’i değil, insanlığın ortak geleceğini tehdit eden sapkın bir ideolojidir.
Bu nedenle bugün Gazze’de yaşananlar bir “bölgesel mesele” değil; birlikte yaşama kültürüne karşı ve tümden bir insanlığa karşı açılmış küresel bir savaştır.
Zannedilmesin ki bu sapkın anlayış kalıcı olacaktır. Tarih, insanı küçülten, farklılıkları yok sayıp ortadan kaldırmaya çalışan hiçbir ideolojinin ayakta kalamadığını defalarca göstermiştir. Siyonizm de aynı akıbetten kaçamayacaktır. Çünkü nefret üzerine kurulan hiçbir düzen asla yeryüzünün hakimi olamaz!
Gazze’de enkaz altında kardeşini arayan genç, taşın altında ekmek arayan çocuk, dua eden anne; sadece bir halkın değil, tüm insanlığın onur mücadelesini veriyor.
İsrail… bombalayarak kazanamaz. Tahrip ederek hükmedemez. İnsanlığın ortak vicdanına asla diz çöktüremez!
Bugün İsrail, Gazze’yi yıkarken aslında barış umudunu, bir arada yaşama kültürünü ve insanlık vicdanını da yıkıyor! bombalıyor! Ancak her yıkımın altından bir irade, bir direniş, bir sabır, bir inanç… filizleniyor…
Bu filiz; tanklardan, bombalardan daha güçlüdür. Çünkü bu, haklılığın ve insanlığın filizidir. Unutulmasın ki: Kudüs susmaz! Filistin asla boyun eğmez! Ve İnsanlık, maşeri vicdan da, asla sessiz kalmaz, kalamaz, kalmayacaktır!
Ve bugün; bu zulme sessiz kalmak, yalnızca bir duruşsuzluk! değil; açık bir suç ortaklığıdır.
Tarafsızlık! artık taraf olmaktır; mazlumu yalnız bırakmak, zalimi güçlendirmektir.
Diplomasi! kisvesi altında adaletsizliğe göz yummak!, aslında insanlık değerlerinin yok edilmesi için onlarla! pazarlık masası kurmaktır!
En tehlikelisi ise; bu sapık! sapkın ideoloji karşısında, “ama, fakat” ile başlayan ‘‘acz’’ cümleleri kurarak zulmü meşrulaştırmaktır!
Çünkü Gazze’deki çiğnenen harem! senin ‘‘harim-i ismetindir’’, ölen çocuk, senin çocuğundur!; Filistinli annenin gözyaşı senin vicdanındır..!
Ve eğer bugün Gazze düşerse! insanlık ölür!
‘‘Ve bir yerde insanlık! ölüyorsa, artık hiçbir yerde yaşanamaz!!!’’
YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ
Erol KAVUNCU
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube