islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,1654
EURO
50,9277
ALTIN
7.121,73
BIST
12.956,72
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
11°C
İstanbul
11°C
Az Bulutlu
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C
Cuma Hafif Yağmurlu
9°C

İNSAN İÇİNDEKİ ENGELİ AŞTIĞINDA

İNSAN İÇİNDEKİ ENGELİ AŞTIĞINDA
09/03/2026 09:28
A+
A-

İNSAN İÇİNDEKİ ENGELİ AŞTIĞINDA

İnsanın önündeki en büyük engel çoğu zaman dış dünyada değildir. Asıl engel insanın kendi içindedir. Kabulleri, vizyonsuzluğu, özgüvensizliği, cehaleti, korkuları ve şartlanmaları zamanla insanın ayağına dolanan zincirlere dönüşür. Çevrenin baskısı, toplumun beklentileri ve alışılmış düzenler insanın ufkunu daraltır. İnsan çoğu zaman bu sınırların gerçek olduğunu zanneder. Oysa çoğu sınır, insanın zihninde inşa ettiği duvarlardan ibarettir.

Kur’an’ın insana sunduğu bakış açısı ise bu dar bakışın çok ötesindedir. Kur’an’a göre insan sıradan bir varlık değildir. Allah insanı yeryüzünde sorumluluk taşıyan, irade sahibi ve potansiyel sahibi bir varlık olarak yaratmıştır. Kur’an bu gerçeği şöyle ifade eder:

“Biz insanı gerçekten en güzel biçimde yarattık.” (Tin, 95/4)

Bu ayet, insanın yaratılışındaki değeri ve potansiyeli ortaya koyar. İnsan zayıf bir varlık olarak değil, yeryüzünde hakikatin taşıyıcısı olabilecek bir varlık olarak yaratılmıştır. Bu nedenle Kur’an insanı edilgen bir varlık olmaya değil, sorumluluk almaya çağırır.

Allah’ın insan hakkında koyduğu en önemli ilkelerden biri de şudur:

“Allah hiçbir kimseye gücünün yetmeyeceği bir yük yüklemez.” (Bakara, 2/286)

Bu ayet insanın kapasitesini gösterir. İnsan çoğu zaman kendisini olduğundan daha küçük görür. Oysa Allah insanı yapamayacağı bir sorumlulukla yükümlü tutmaz. Demek ki insanın karşılaştığı zorluklar, aslında onun taşıyabileceği bir yükün parçasıdır.

Kur’an’ın ortaya koyduğu bir başka temel ilke ise değişimin insanın kendi iç dünyasında başladığıdır:

“Bir toplum kendilerinde olanı değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.” (Ra’d, 13/11)

Bu ayet insanlık tarihinin en büyük hakikatlerinden birini ortaya koyar. İnsan değişmeden dünya değişmez. İnsan korkularını aşmadan özgürleşemez. İnsan kendi zihnindeki zincirleri kırmadan yeni bir yol açamaz.

İnsanın kendi kendisine oluşturduğu en büyük engellerden biri korkudur. İnsan çoğu zaman başaramayacağını düşündüğü için harekete geçmez. Başkalarının ne söyleyeceğinden korkar. Toplumun baskısından çekinir. Oysa Kur’an insanı korkularının esiri olmaktan kurtarmaya çağırır:

“Onlardan korkmayın, benden korkun.” (Maide, 5/44)

Bu çağrı, insanın hayatındaki merkez noktasını değiştirmeyi hedefler. İnsan insanların beklentilerine göre değil, Allah’ın rızasına göre hareket ettiğinde özgürleşir.

Tarih boyunca hakikat mücadelesi veren insanların çoğu başlangıçta yalnız kalmıştır. Ancak onlar korkularını aşmış ve hakikate dayanmışlardır. Bunun en büyük örneği Hz. Muhammed’dir.

Hz. Muhammed peygamberlik görevine başladığında Mekke’de güçlü bir destekten yoksundu. Karşısında ise güçlü kabileler, zengin tüccarlar ve köklü bir gelenek vardı. Fakat o, hakikati söylemekten vazgeçmedi. Mekke’nin ileri gelenleri ona baskı yaptığında onun söylediği söz tarihe geçmiştir:

“Güneşi sağ elime, ayı sol elime verseler bu davadan vazgeçmem.”

Bu söz yalnızca bir kararlılık değil, Allah’a olan güvenin ifadesidir. Çünkü Hz. Muhammed biliyordu ki hakikat Allah’a dayanıyorsa sonunda mutlaka hayat bulacaktır.

Kur’an müminlere bu güveni şöyle öğretir:

“Kim Allah’a dayanırsa O ona yeter.” (Talak, 65/3)

Bu ayet insanın yalnız olmadığını hatırlatır. İnsan Allah’a güvendiğinde yalnızca kendi gücüne değil, ilahi desteğe dayanır. Bu ise insanın ufkunu genişletir.

İslam tarihinin ilk nesli olan sahabeler bu gerçeğin canlı örneğidir. İçlerinde köleler, fakirler ve toplumun en zayıf kesimlerinden insanlar vardı. Ancak onlar imanla ayağa kalktıklarında kısa sürede dünya tarihini değiştiren bir nesle dönüştüler.

Kur’an onların bu durumunu şöyle ifade eder:

“Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz.” (Ali İmran, 3/110)

Bu nesli güçlü kılan şey servet veya güç değildi. Onları güçlü kılan şey Allah’a olan güvenleri ve hakikate olan bağlılıklarıydı.

İslam düşünürleri de insanın bu potansiyeline dikkat çekmişlerdir. Seyyid Kutub, İslam’ın insanı her türlü beşeri otoritenin esaretinden kurtararak yalnızca Allah’a kulluğa çağırdığını ifade eder. Ona göre insan, Allah’tan başkasına kulluk ettiği sürece gerçek özgürlüğe ulaşamaz.

Ali Şeriati ise insanın tarih yapıcı bir varlık olduğunu vurgular. Ona göre insanın en büyük düşmanı çoğu zaman kendi korkularıdır. İnsan bu korkuları aştığında tarih değişir.

Muhammed İkbal ise insanın Allah’a yöneldiğinde kendi içindeki büyük gücü keşfettiğini söyler. Ona göre iman, insanın ruhunu büyüten ve ona yeni bir ufuk açan bir güçtür.

Kur’an ise insanlara yalnızca sorumluluk yüklemekle kalmaz, aynı zamanda umut verir. Çünkü hakikat sonunda galip gelecektir.

“Hak geldi, batıl yok oldu.” (İsra, 17/81)

Bu ayet yalnızca geçmişin değil, geleceğin de gerçeğidir. Hakikat er ya da geç yeryüzünde yeniden hayat bulacaktır.

Ancak bu hakikati hayata taşıyacak olan insanlar olacaktır. Allah’ın vaadi açıktır:

“Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.” (Muhammed, 47/7)

Bu nedenle insan için gerçek sınır imkânsızlıklar değildir. Gerçek sınır insanın kendi içinde kurduğu duvarlardır.

İnsan korkularını aştığında, zihnindeki zincirleri kırdığında ve Allah’a dayanarak yürüdüğünde yeni bir ufuk açılır. Çünkü Allah’a dayanan düşünce, fikir ve hakikat mutlaka yeryüzünde yeniden hayat bulacaktır.

Bu hakikat; kendisine güvenen, imanına sarılan ve Allah’a dayanan insanların eliyle yeniden yükselecektir.

İslam Başaran

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.