islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,1830
EURO
50,8165
ALTIN
7.104,55
BIST
12.970,02
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
11°C
İstanbul
11°C
Az Bulutlu
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
9°C
Cuma Yağmurlu
9°C

İNSANI GELİŞTİREN, DEĞİŞTİREN VE DÖNÜŞTÜREN, EYLEMLERİMİZDİR

İNSANI GELİŞTİREN, DEĞİŞTİREN VE DÖNÜŞTÜREN, EYLEMLERİMİZDİR
03/12/2024 09:00
A+
A-

İnsanın kendi emeği olmaksızın elde ettiği sözde imanın adı; İNANÇTIR. Kendi çaba ve emeğiyle kazandığının adı ise sadece İMANDIR.

Allah Resulü Mekke’de tam 13 yıl müşriklere/Allah’a inanan ancak araya aracı ve vesile koyan araplara; “Ben sizden tek bir şey istiyorum.” dediğinde özellikle Ebû Cehil atılıp: “ Tek bir şey değil 10 fazlasını bile söyleriz, neymiş o istediğin?” Sevgili efendimizin: “قولوا لا إله إلا الله تفلحوا = Allah’tan gayrisine kul olmayız/kula kulluk etmeyiz! deyin de kurtulun.” cevabı üzerine yine Ebû Cehil: “Çabuk yürüyün ve tanrılarınıza sıkı sahip çıkın! dedi ve öfke ile homurdanarak gitti.”(Sîre,İbn. İshak,1/220)
Tek bir söz değil 10 katını bile söyleriz diyen adam, sadece “Lâ ilâhe illallah” deyip kurtuluşu niye yakalamadı? Haa o Ebû Cehil, bu sözün yani lâ ilahe illallah/kelime-i tevhidin, ilkeler, ahlâkî değerler, ibadetler, helal ve haram, emir ve yasak sınırlarından oluşan uzunca bir akit/sözleşmenin altına atılan bir imza, bir yemin, bir namus sözü olduğunu biliyordu. Ahlâkı, adaleti, doğruluğu, merhameti, ibadeti, iyi olmayı ve iyiliği, kul hakkına saygıyı, emniyet ve güveni, cana, mala, akla, nesle ve inanca dokunulmazlığı göze alamadı Ebû Cehil. Peki dün, bugün ve yarın kolayca “LÂ İLÂHE İLLA’LLAH” diyenlerimiz, ilâhî ilkeleri, değerleri, ahlâkî prensipleri ve tüm Kur’anî ve nebevî hayatın doğrularını göze alabiliyorlar mı?

İnancı bilmem ama iman, güvenen ve güven veren, sözü de özü de doğru, yalansız, hilesiz, ahlâk abidesi mü’min, mü’mine demektir, işte tam bir beyefendi, hanımefendi müslüman demektir. Yük alan, hizmet ve hamiyet ehli, iyilik elçisi aktif, iyi insan demektir. Hem seven, hem sevilen hem de sevindiren insan canlısı dost demektir. Allah’tan gayri hiçbir varlığa tapmayan, kula kul olmayan hür ve özgür tek varlık demektir.

Sevgili Rasûlullahımız, “Hiç kimseden bir şey istememek” ilkesi üzere sahabesinden bey’at/bağlılık yemini almıştı. Hatta kendisi bile bineği üzerinde giderken elindeki sopayı düşürse, “Zor da olsa bineğinden iner ve onu alırdı, ama asla hiç kimseye “Şunu bana verir misin!” demezdi.”(Ebû Davud, 2/121,hn.1642)
Bu hassasiyet, bu titizlik niye?

Hayatta birilerine bağımlı olma! özgürce sorumluluğunu yüklen, hür ve özgür yaşa mesajıdır. İyilik namına her insana, her varlığa olumlu anlamda dokun. Dokun ama onu kendine kul-köle yapma. Zira iman, sahibinin hiç kimseye ve hiçbir şeye, kul-köle olmamasını temin eden biözgürlük parolasıdır.
Özetle iman, söylem değil; eylemdir, ahlâktır, hayattır. Mü’min de hem güvenilen, hem de güvenen insandır. Eylemsiz iman, ölüdür. En olumlu zorlamayla belki, meyvesiz ağaç gibidir.
Tabiiki bunlar, imanın kazandırdığı pozitif değerlerdir.
İnanç/yanlış iman ise adı üzerinde yalan da söyletir, yanlış da yaptırır.

“…Eğer iddia ettiğiniz gibi gerçekten inanıyorsanız, şu sözde imanınız/inancınız size ne kötü şeyler emrediyor! (Bu ne tuhaf bir imandır ki, sahibini günaha, isyankârlığa ve Allah’ın ayetlerini inkâra sevk ediyor.)(Bakara.2/93)
İnanç, yanlış imandır, yanlış davranışlarda bulunması da doğaldır. İnsanın eylemleri/davranışları, imanı veya inancı doğrultusunda gerçekleşir. Çünkü insanın fıtratı gereği, sürekli imanı veya inancına aykırı hareket edemez. Aksi halde imanı veya inancı onu rahatsız eder. Bu da sözde veya söylemde iman veya inanç, ölü değil de aktif ise mutlaka sahibini davranış ve harekete geçirir.

İmânımız inşallah, inanç değil müstakîm/dosdoğru iman olsun. Eylemlerimiz ve davranışlarımız da amel-i salihimiz olsun.

NURİ ÇALIŞKAN

MİRATHABER.COM -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.