İnsanların Onurlarını Çiğneyip Mallarını Sömürenler Cehennemliktirler I

Bismillahirrahmanirrahim

Rahmeti olarak indirdiği Kur’ân-ı Kerim’in her bir sûresi ile hayatımızı yönlendiren Yüce Allah’ımıza hamd ederim. Kur’ân sûreleri ve âyetlerini hayatı ile bizler için örneklendiren Aziz Peygamberimiz biricik hayat önderimiz Hz. Muhammed’e salât ve selam ederim.

Sevgili kardeşlerim, Bilmemiz Gerekenler genel başlığı altında sürdürdüğümüz sohbetlerimizi yeni bir konu ile taçlandırmaya çalışacağız:

 “İnsanların Onurlarını Çiğneyip Mallarını Sömürenler Başkaldırılacak Cehennemliktirler”

Bu sohbetimizde farklı bir yöntem uygulayacak, konumuzu Hümeze Sûresi’nin aydınlığında sunmaya çalışacağız. Müessir kılmasını Yüce Mevlâ’mızdan niyaz ediyorum.

Mekke Günümüzün İstanbul’u, Londra’sıydı

Aziz kardeşlerim, gerektiği için sık sık hatırlatıyoruz. İslâm Dini bütün Peygamberlerin ve kutsal kitapların ortak tebliğidir. Hz. Muhammed bu dinin son ve Rabbimiz tarafından evrensel kılınan Peygamberidir. Kur’ân-ı Kerim ise İslâm dinin son ilahi kitabıdır. Kur’ân söz ve mana olarak Rabbimizin kitabıdır. Bütün insanlığın inanmakla ve uygulamakla yükümlü olduğu Kur’ân-ı Kerim Aziz Peygamberimize sûre sûre ve ayet ayet Mekke-i Mükerreme’de inmeye başladı. Yeryüzünün merkezi olan Mekke-i Mükerreme prototip bir şehirdir. O içerdiği özellikleri ile günümüzün İstanbul’u, Paris’i, Londrası’dır. Evet, Mekke-i Mükerreme’nin özelliklerini sunduğumuzda günümüzün dünya ölçeğindeki şehirlerinin içerdiği özellikleri taşıdığını görebiliriz.

Bir Mukayese

Sevgili kardeşlerim, Mekke-i Mükerreme’de insanlar göklerin ve yerin yaratıcısı olarak Allah’a inanıyorlardı. Ama onlar Peygamberlik kurumuna inanmıyordu. Onlar ahiret hayatına iman etmiyordu. Bir diğer anlatımla Rabbimizin huzurunda sorgulanılacağı hakikatine inanmıyorlardı. Bu arada Yaradan’la kendileri arasında Yaradan’a ait vasıfları yamadıkları putlara inançlarını sürdürüyorlardı. Tıpkı 20. asırın merkezi şehirlerinde yaşayan insanlar gibi… Mekke kendi içinde çatışmalıydı. Çevresi ile yarı savaş halindeydi. Tıpkı yeryüzündeki ülkeler ve bu ülkelerdeki ana şehirler gibi. Mekke’de egemenler bir avuçtu. Onlar zayıfları siyasi ve ekonomik olarak sömürüyorlardı. Yaşadığımız dünyada olduğu gibi…

Güçlüler zayıfları alt sınıflar olarak görmekteydi ve her vesile ile alt sınıf olarak görülen insanların onurlarıyla oynuyorlardı. Faizcilik Mekke toplumunda dünyamızın bugünkü şehirlerinde olduğu gibi yaygındı, faizciler ekonomiye hâkimdi. İnanç turizmi vardı, Kâbe’yi sömürüyorlardı. İçki, kumar, zina sektörü de bir hayli gelişmişti. Tıpkı dünyamızın bugünkü şehirlerinde olduğu gibi… Mekke, prototipti.

Aziz kardeşlerim, Kur’ânı Mübin sûre sûre ayet ayet Mekke-i Mükerreme’de inmeye başladı. Ama o evrensel kılındığı ve hükümleri Kıyamet Günü’ne kadar geçerli Yüce bir Kitab olduğu için O, günümüzde de inanılması, çizgisinde yaşanılması gereken bir kitaptır.

Hümeze Sûresi Bir Devrim Âteşi Gibi İndi

İlk inen sûrelerden biri de Hümeze Sûresi idi. Hümeze Sûresi bir devrim ateşi gibi indi. İslâm’ın manifestosu olarak indi ve değer yargılarını kökten değiştirmeye başladı.

Önce bu sûrenin kısaca anlamını sunalım. Sonra da kısaca fakat ayet âyet açıklamaya çalışalım. Böylece ana konumuz olan ” İnsanların Onurlarını Çiğneyip Mallarını Sömürenler Başkaldırılacak Cehennemliktirler” mevzusunu açıklamış oluruz.

 Sûrenin kısaca tefsirî anlamı şöyledir:

 “Jestleri, mimikleri, sözleri, davranışlarıyla insanların yüzüne karşı ve arkalarından onları ayıplayan ve aşağılayanların vay haline.

 Onlar insanları aşağılamakla yetinmeyip onların aleyhine olacak şekilde kazanan ve kazandıkları malların kendilerini ebedileştireceklerini sanırlar. Hayır, hakikat onların sandığı gibi değil. Onlar, Hutame’ye atılacaklardır.

Ey Peygamber sana yitip bitiren, kırıp geçiren o Hutame’nin ne olduğunu kim anlatabilir? O insanların kalplerine nüfus edebilecek olan Allah’ın tutuşturulmuş ateşidir. İşte bu ateş insanları aşağılayan ve sömürerek kazandıkları malların kendilerini ebedileştireceklerini sananların üzerine kapatılacaktır. Kapılar da Cehennemî sütunlarla payandalanacaktır.”

Rabbim cümlemizi korusun.

 Aziz kardeşlerim görüyorsunuz. İslâm öncesi Cahiliyet döneminin yargıları zamanımızda da cari ve hâkim. İnsanları sömürerek kazanan ve onların üzerinde egemenlik kuranlar sömürmekte de devam ediyorlar. Aslında aşağılık olarak görülmesi gereken bu sömürücü tipler dünyamızın bütün toplumlarında yüceleştirilebiliyorlar. Üstün görülenler de onlar oluyor.

Kur’ân, ilk sûreleri ile bir devrim yaparak bu gibi cahiliyet anlayışlarını ve bu tür değer yargılarını alt üst etmeye başlamıştı. Bu işlevini dönemimizde de sürdürüyor. Hümeze sûresi şöylece başlıyor:

“Jestleri, mimikleri, sözleri, davranışlarıyla insanların yüzüne karşı ve arkalarından onları ayıplayan ve aşağılayanların vay haline.” (Hümeze 104/1)

Veyl Sözcüğü

Sevgili kardeşlerim bu sûre “vay haline” anlamındaki “veyl” sözcüğü ile başlıyor. Vay haline, uğrayacakları azaptan ötürü o kişilerin ki onlar İslâm’ın haram kıldığı insanları aşağılama ahlaksızlığını yapanlardır.

Vay haline denilerek yerilenler Hümeze ve Lümeze olan kişilerdir. Ahlakî düzeysizlikleri farklı gibi görülüyorsa bunlar birbirine yakın tipler olup jestleri, mimikleri, sözleri ve davranışları ile insanları yüzlerine karşı ve arkalarından yeren ahlaâksızlardır.

Güzel kardeşlerim değinilen Veyl sözcüğü Kur’ân-ı Kerim’de 20’yi aşkın sûrede kullanılan bir ifade biçimidir. Mesela Mürselat Sûresi’nde; “Vay o İslâm’ın inanılması gereken hakikatlerine iman etmeyenlerin haline…” buyrulur. Fussılet sûresinde (41/6,7) ise, “Allah’a ortak koşanların vay haline. Onlar Ahiret Hayatı’na iman etmeyip kazandıklarından toplumun acizlerine, dullarına, yetimlerine zekât görevlerini yerine getirmeyen kişilerdir ” buyrulmaktadır. Veyl sözcüğü hepinizin bildiği Maûn Suresinde de, namazını önemsemeyenler ve namaz kılarken insanlara gösteriş yapanlar ve sosyal yardımlaşmaya yönelmeyen ve üstelik engellemeye çalışan tipler için kullanılır.

Özetlersek bu Veyl sözcüğü ebedi hayatları karanlık olup azaba uğrayacak sosyal adalet karşıtı tipler için kullanılmaktadır. İnsanların onurları ile oynamak, onların mallarını helâl haram gözetmeden sömürmek de cehennemi bir suçtur ve azim bir günahtır.

Sevgili kardeşlerim ilave etmiş olalım; insanların onurları ile oynamak, onları alaya almak, bir takım olumsuz lakaplar takmak, onlar hakkında devamlı yerici şeyler söylemek ve onları gıyaplarında hoşlanmayacakları şekilde anmak…

Ali Rıza DEMİRCAN

Devam Edecek

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Recent Posts

  • Genel

Appledan yeni karar: Bu sonbaharda iPhone 18 yok

iPhone 18 yok hakkında son gelişmeler. Apple, bu sonbaharda iPhone 18 modelini piyasaya sürmeyecek. Şirketin…

3 dakika ago
  • Genel

A Milli Erkek Voleybol Takımı, Milletler Ligi Finallerinde İlk Kez Sahaya Çıkacak

A Milli Erkek Voleybol Takımı, Milletler Ligi Finallerinde ilk kez sahaya çıkacak. Turnuva, Türk voleybolu…

5 dakika ago
  • Genel

Johnson & Johnsondan talk davalarında 5,5 milyar dolarlık uzlaşma önerisi

Johnson & Johnsondan talk davalarında 5,5 milyar dolarlık uzlaşma önerisi hakkında son gelişmeler. Johnson &…

5 dakika ago
  • Genel

Yeni Partiye Geçen CHPli Belediye Başkanları

Yeni Partiye geçen CHPli belediye başkanları hakkında son gelişmeler. Son dönemde Yeni Parti'ye katılan CHP'li…

19 dakika ago
  • Genel

Melek Mızrak Subaşı adım adım Yeni Partiye

Melek Mızrak Subaşı adım adım Yeni Partiye hakkında son gelişmeler. Melek Mızrak Subaşı'nın Yeni Parti'ye…

20 dakika ago
  • Genel

BM’den en ağır insani krizlerin yaşandığı bölgelerdeki kadın ve kız çocukları için 10 milyon dolarlık fon

BM'den 10 milyon dolarlık fon hakkında son gelişmeler. BM, insani krizlerin yaşandığı bölgelerdeki kadın ve…

53 dakika ago