islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
15,9509
EURO
16,7344
ALTIN
933,58
BIST
2.393,61
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Az Bulutlu
Perşembe Açık
20°C
Cuma Açık
21°C
Cumartesi Az Bulutlu
20°C
Pazar Az Bulutlu
20°C

İslam birliğinin dayanağı (2)

İslam birliğinin dayanağı (2)
19.02.2018
A+
A-

İslam birliğinin en önemli ve en sağlam dayanağı Kur’an’dır. Bu bir teori, bir beklenti veya bir hayal değil, bizâtihi hakikattir. Asırlarca yaşanagelmiş bir realitedir. Bu davanın en net, en sade, en büyük ve en başarılı lideri Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’dir. O, sıfırdan başlayarak, davasını en mükemmel neticeye ulaştıran müstesna önderdir.

İnsanlık âleminin en büyük şahsiyeti olan Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Kur’an’ın ruhunu yaşayarak büyük ve kalıcı başarı gerçekleştirdi. Yirmi üç senelik bir süreçte Yemen’den Şama kadar koskoca bir yarımadayı, hem din bütünlüğü sağlayarak ve hem de bir bayrak altında toplayarak büyük devlet kurdu. On dört asırlık süreçte kurulan ve adaletle yönetim sağlayan büyük devletlerin temelini attı ve sistemini müesseseleştirdi.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hakkında yukarıda dile getirdiğimiz bunca başarı elbette O’nun eseri değildi. Müslümanların müşriklerle yaptığı ilk savaş, Bedir savaşı idi. Bedir savaşında nice tecelli zuhur etti. Burada Allah Teâlâ’nın şart koştuğu beyanını idrak etmeden bu meseleyi anlamak mümkün değildir. Bedir savaşı başında dengesizlikler vardı. Müşrikler sayıca çoktu ve savaş tecrübeleri ileri düzeydeydi. Müslümanlar sayıca az idiler ve askerlik alanında yeterli değildiler. Çünkü yaşlılar ve tecrübesiz gençler çoğunluktaydı.

Fakat o gözlerini budaktan esirgemeyecek taze müminler, Allah Teâlâ’nın şartını kabul etmişlerdi: Ey müminler, gevşemeyiniz ve üzülmeyiniz. En üstün sizsiniz, eğer gerçekten müminler iseniz. (Âli İmran:3/139) İşte burada büyük bir mesele kendini göstermektedir. Rabbimiz, müslümanların ilk savaşı hakkında şöyle buyurur: Bedir’de o kâfirleri siz öldürmediniz. Fakat onları Allah öldürdü. Ey Resûlum, attığın zaman da sen atmadın fakat Allah attı. Hem de bunu müminlere güzel bir imtihan geçirtmek için yaptı. Gerçekten Allah Semi’dir, Âlîmdir. (Enfal:8/17) Rabbimiz, bunun da şartı olduğunu bildirir ve buyurur: Evet, sabrederseniz, ittika ederseniz, onlar da ansızın üzerinize gelecek olurlarsa Rabbiniz size beş bin nişanlı melekler ile yardım edecektir. (Âli İmran:3125)

Şimdi meselenin hikmetini ve neticesini yine Kur’an beyanında görelim. Allah, vasıta olmadan da yardım eder. Bu yardım haberleri Kur’an’da manidar beyanlar olarak zikredilir.

Sonra Biz peygamberlerimizi ve müminleri kurtarırız. Böylece müminleri başarıya kavuşturup kurtarmak bizim üzerimize bir haktır. (Yûnus:10/103) Sonra ittika edenleri başarıyla kurtuluşa erdiririz. Zalimleri de orada dizleri üstüne çökmüş bir halde bırakırız. (Meryem:19/72) Biz Yunus’un duasını kabul ettik, kendisini kederden kurtardık. İşte biz, müminleri böyle kurtarırız. (Enbiya:21/88) And olsun ki senden önce kendi kavimlerine peygamberler gönderdik, onlara açık delillerle geldiler. Biz de günahkâr suçlulardan intikam aldık. Müminlere yardım edip onları başarıya eriştirmek bize düşen bir haktır. (Rum:30/47)

İşte, burada ayetlerin meallerini anlayarak okuduktan sonra ciddi ve sorumlu insan edası ile değerlendirme yapalım. Allah Teâlâ, hükümlerinin yerine getirilmesini istiyor. Bunun için kullarının anlayıp, inanıp ve iradelerini kullanarak yapmalarını bekliyor. Evet, işte tam bu noktada hakikatin ta kendisi yüzünü gösteriyor ve Rabbimizin yardımı tecelli ediyor. Yani yeryüzündeki bütün müslümanların mümin, muttaki, muvahhit ve muhlis vasıflarıyla ilâhî emre yorumsuz ve ön şartsız uymaları Allah Teâlâ’nın yardımına vesile oluyor.

Özellikle burada bütün dünya müslümanların bilgide çok hassas ve çok şuurlu olmaları gerekmektedir. Hem de işin hikmet düzeyinde sırrına vakıf olmalarını bilmelidirler. İhmal unutturur. Unutmak gaflettir, gaflet, nedamettir, yalnız nedamet ise zillettir ve yardımdan mahrumiyettir. Bunu idrak etmeyenler işgal ve sömürülere maruz kalacaklar ve köleleştirilmiş beyinleri ile pısırık kalmaktan kendilerini kurtaramayacaklardır.

Bu şanlı birliğin basite alınması akla aykırıdır. Müslümanların bunu istedikleri halde bu birliğin sağlanması Allah Teâlâ’nın taahhüdüdür. Allah vadinden caymaz, O kimseyi aldatmaz. Biz dünya müslümanlarına düşen, Allah’dan başka put tanrıcıkları terk etmektir.

Allah’ın Kitabı Kur’an’a ve onu yaşayan Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetine tabii olalım ve görelim, vesselam. Esselamu aleykum.

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.