islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
18,8131
EURO
20,4387
ALTIN
1.166,13
BIST
4.976,55
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
7°C
İstanbul
7°C
Az Bulutlu
Çarşamba Açık
10°C
Perşembe Çok Bulutlu
7°C
Cuma Hafif Yağmurlu
7°C
Cumartesi Çok Bulutlu
3°C

İslâm Dini’nin Evlilikle İlgili Kuralları

İslâm Dini’nin Evlilikle İlgili Kuralları

İslâm Dini’nin evlilikle ilgili kurallarını şöylece özetleyebiliriz.

  1. Taraflar özgür iradeleriyle evlilik karar almalıdır.

  Şiddet kullanarak veya çok yönlü baskı uygulayarak gerçekleştirilecek evlilikler geçersizdir.Peygamberimiz,babaları tarafından baskı kurularak evlendirilen ve şikayetlerini kendisine ileten dul ve bakire kadınların nikâhlarını geçersiz saymıştır.[1]

  • Nikâha ilişkin bir engel olup olmadığını belirlemek için kadının ana-babası gibi velîleri tarafından,velîsi olmayanlar için de kamu yönetimi aracılığıyla denetim yapılmalıdır. Denetilecek başlıca konular şunlardır:

Taraflardan birinin Allah’a Şirk/ortak koşar olup olmadığı,[2]nesep-süt akrabalığının var olup  olmadığı, baskı yapılıp yapılmadığı ,ilişkiye engel olucu bir kusurun veya hastalığın bulunup bulunmadığı ve taraflardan birinin zinacı olup olmadığı.

Bütün bunlar araştırmalıdır. Örneğin süt kardeşler evlenemezler.[3] Bir tarafın ateist veya putperest olduğu evlilik gerçekleştirilemez.[4]Tövbe edip zinadan korunduklarını kanıtlanmadıkça, taraflardan birinin zinacı olduğu evlilik geçersizdir.[5]

  • Nikâh aleni olmalı,çevreye duyurulmalı, en az iki şahitle belgelenmelidir.[6]
  • Kadının bizzat kendisinin alacağı, ön tazminat olarak nitelenilecek mehir taraflarca, fakat kadının onaylayacağı şekilde belirlenmelidir. Boşanma tazminatının hakim kararıyla belirleneceği sözleşmeye konulmalıdır.[7]
  • Erkek doğrudan, kadın da yargı aracılığıyla boşanma hakkına sahip olmalıdır.[8]

6- Evlikle ilgili bütün bu işlemleri kayda alacak ve baş vuru halinde hakları sağlayacak ve sonuçlandıracak Kamu Otoritesi bulunmalıdır.Örneğin kadının mehirinin ve nafakasının verilmemesi, terkedilmesi, anal ilişkiye zorlanması,sadizm uygulanması ,boşanma tazminatının veya mîras hakkının verilmemesi durumunda baş vuracağı Yetkili Kurumlar olmalıdır.[9]

  Aile yuvasını oluşturucu ve yaşatıcı bütün bu şartlar, Rabbimizin Kur’ânî buyrukları ve Peygamberimizin uygulamaları ile belirlenmiştir.[10]

             ***

İslâm evliliği ve aile yuvasını yüceltmekle, eşlere yüklediği güzel geçime ilişkin kuralları ibâdetleştirmekle ve Cennet’le taçlandırmakla birlikte, gereğinde boşanma kurumunu da onaylamıştır. Çünkü o, insanın duyabileceği ihtiyaçları olumlayan Fıtrat düzenidir.

Boşanmaların boşanma safhasında işkenceye dönüşmemesi ve boşanma sonrasında mağdûriyetlerin yaşanmaması için gerekli ve kolaylaştırıcı kurallar konmuştur.

Özellikle ülkemizdeki uygulamalarda taraflardan birinin karşı çıkması durumunda boşanma işlemi yıllarca sürünceme de kalmakta, küçük düşürücü aile sırları ortalığa saçılmakta, çiftler evli-dul arası bir tür mânevî işkence içinde yaşamaktadırlar.

Hiç şüphesiz ideal olan, mâğdûriyetleri engelleyici bir yapı oluşturarak erkeğe ve kadına tek taraflı olarak boşama-boşanma hakkının verilmesidir.

Bu sebepledir ki İslâm, evlilik öncesi ve sonrası için önlemler almıştır. Meselâ erkeğe mehir, ailenin kuruluş masrafları, nafaka ve boşama tazminatı yüklenmiştir. Kocasının onayı olmaksızın yargı yoluyla boşanmayı talep etmesi durumunda kadına da aldığı mehiri geri vermesi ve boşanma tazminatından vazgeçmesi istenmiştir. Ayrıca boşama ve boşanma hakkının taraflarca kullanılmaması hâlinde Mahkeme yolu da açık tutulmuştur.

Kur’an’ın Talâk sûresi ile Bakara sûresinin 228-233. âyetleri boşama-boşanma ile ilgilidir.

Biz, şimdi insanlığın örnek alabileceği âdil bir düzen olan bu Kur’ânî yapıyı özetleyerek sunmaya çalışacağız.

Kur’ân-ı Kerîm’e göre kadın nasıl boşanır?

Yüce Rabbimizin insanlara yönelik nihâî yasalarını (emirleri ve yasaklarını) ihtiva eden Kur’ân-ı Kerîm, değinildiği üzere insan ve toplum hayatını evlilik üzerine oturtmuştur. Bu sebeple Kur’ân-ı Kerîm’de özel olarak evliliğe değil boşanmaya vurgu yapılmıştır.

Rabbimiz boşamaya/boşanmaya izin vermiş, öneminden ötürü boşamayla ilgili kuralları Sevgili Peygamberimize bırakmadan bizzat açıklamıştır.

Konuya ayrılan Talâk sûresinin ilk iki ayeti ile[11] Bakara sûresinin alakalı beş ayetinde (228-232)[12] erkek tarafından boşama ve kadın tarafından boşanmanın nasıl yapılacağı bildirilmiştir.

Değinilen yedi ayette konu üç defa Allah’a ve ahiret gününe îman ile irtibatlandırılmıştır. Boşama-boşanma ile ilgili kuralların Allah’ın sınırları (Hudûdullah) olduğuna sekiz defa açıklık getirilmiştir. Bu sınırların aşılmaması şeklindeki ilâhi emir pekiştirilmiştir. Allah’ın bu sınırlarının hafife alınmaması ve onları çiğneyenlerin nefislerine zulmetmiş olacağı ve zalimleri oluşturacakları gerçeği beyan edilmiştir. Bilgili fertlerden oluşan topluma yapıldığı ve ancak onlar tarafından değerinin bilinebileceğine işaretle boşama-boşanma ile ilgili kuralların Rabbimizin indirdiği nimet olarak algılanması emredilmiştir.

• İlgili Âyetlerin Açıklanması

Talâk sûresinin ilk iki âyetine göre boşamaya karar vermiş kişi, karısını âdeti sonrasındaki temizlik döneminde ilişkiye girmeden ‘ben seni boşadım’ diyerek boşar. Boşanan kadın Bakara sûresinin iki yüz yirmi sekizinci âyetine göre yaklaşık üç ay sürecek üç temizlik döneminden oluşan iddetini beklemeye başlar. Boşanan kadın zina ve hırsızlık gibi apaçık bir günah-suç işlemedikçe koca tarafından evinden çıkarılmaz, kendisi de çıkmaz. İddet döneminde nafaka ile koca yükümlüdür.

Kadının üç temizlik döneminden oluşan iddeti biterken koca boşama kararını bir daha gözden geçirir. Kararlı ise inancı, ahlâkı ve hafızasına güvenilir iki şâhidin önünde erdemli tavırlar sergileyerek karısını boşadığını açıklar. Böylece boşama gerçekleşmiş olur.

Boşanan kadın yeni bir nikâh akdi ile kendisini boşayan kocası ile ikinci defa evlenebileceği gibi bir başka kişi ile de evlenebilir.

Bakara sûresinin iki yüz yirmi sekizinci âyetine göre boşanan kadın, koca evinde üç temizlik döneminden oluşan iddetini beklerken, koca iyi niyetli olmak şartıyla vazgeçtim diyerek veya ilişkiye girerek boşamadan vazgeçebilir. Boşamadan vazgeçilerek yapılan bu dönüş üç evlilik ve üç boşama hakkından birini kullanmak ve ikinci evliliği gerçekleştirmek anlamını ve hükmünü taşıyorsa da yeni bir nikâh akdini gerektirmez. İyi niyetli olunmadığı gerekçesiyle kadın, kocasının boşamadan vazgeçerek dönüş yapmasına itiraz edebilir. Ancak kocanın dönüşüne engel olunamaz. Kocanın zarar verme amacını kanıtlayacağından bu üç temizlik döneminde –Allah bilir-yeni bir boşama da yapılamaz.

Kişi açıklanan şekilde eşini boşadıktan sonra boşadığı kadınla, kadının rızasıyla yeniden evlenebilir. Bu ikinci evlilik olur. Gerçekleştirilecek bu ikinci evlilikte de kişi karısını yukarıda açıklanan üç temizlik dönemini içeren tek meşrû yolu izleyerek boşayabilir. Bu ikinci boşama ile Bakara sûresinin iki yüz yirmi dokuzuncu âyetinde açıklanan iki boşama gerçekleşmiş olur.

İki defa evlenip boşanan eşler, karşılıklı rıza ile üçüncü defa da evlenebilirler. Ancak bu üçüncü evlilik de boşama ile sonuçlanırsa artık bir daha evlenemezler.

Kur’ân ve Sünnet’in zâhirine ve rûhûna uygun olan boşama budur. Aksi görüşler ve uygulamalar Allah’ın sınırlarını (Hudûdullah) çiğnemektir. Böylece Kur’ân-ı Kerîm’in Bakara sûresi’nin iki yüz yirmi sekizinci âyetine göre boşanan kadının beklemesi gereken üç temizlik dönemini içeren iddet de beklenilmiş olur.

Üç defa evlenen ve boşanan eşler Kur’ân hükmü olarak artık isteseler de bir daha evlenemezler:

“Koca (üçüncü defa evlendiği) eşini boşarsa üçüncü defa boşanan kadın başka bir erkekle evlenmedikçe bir daha kendisine helâl olmaz. Eğer sonraki de onu boşarsa her ikisinin de Allah’ın koyduğu sınırlarını koruyabileceklerini düşünmeleri şartıyla birbirine dönmelerinde ikisi için de bir sorumluluk/günah yoktur. Bunlar anlama ve kavrama yeteneğine sahip olanlara Allah’ın açıkladığı sınırlardır.” (Bakara 230)

Üç defa evlenip boşanan eşlerin evlenebilmeleri için ilâhî kaderin onlara yardımcı olmasından başka helâl bir yol yoktur. Yani kadın bir başka erkekle evlenir de, evlendiği kocası ölür veya onu boşarsa, o zaman evlenebilirler. Ancak kadının misâlimizdeki ilk kocası ile evlenebilmesi için yaptığı evliliğin anlaşmalı olmaması ve cinsî münâsebeti içermesi lâzımdır.

• Kadının Boşanması

Evlenirken kadına ön tazminat niteliğinde mehir vereceği, boşamada örfe göre bir miktar ödeme yapacağı, kadının ve olacak çocukların nafakasını da üstleneceği için boşama hakkı öncelikle erkeğe verilmiştir. Ancak kadın aldığı mehiri veya daha azını ya da fazlasını iade etmesi koşuluyla hakim kararıyla boşanabilir. Bu hak, Kur’ân’da Bakara sûresinin 229. âyetinde şöylece açıklanmıştır:

“Boşama iki defa yapılabilir. Her bir boşamadan sonra evlilik ya iyilikle devam ettirilir ya da güzel bir şekilde sona erdirilir. Kadınlara mehir olarak verdiklerinizden herhangi bir şeyi geri almanız -her iki tarafın da Allah koyduğu sınırları koruyamamaktan korkmaları hali dışında- sizin için helâl değildir.

(Ey hâkimler-hakemler!) İkisinin de Allah’ın koyduğu sınırları koruyamayacaklarından kaygı duyuyorsanız kadının (kocasından ayrılması için) kocasına (aldığı mehri… iade gibi) bazı şeyler bırakmasında her iki taraf için bir günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Onları çiğnemeyiniz. Zira her kim Allah’ın koyduğu yasarı çiğnerse işte onlar zalimlerdir.”

Ali Rıza DEMİRCAN

Devam Edecek


[1] Buharî Nikâh 42; Nesâî 6/86

[2] Allah’a Şirk koşmayı, O’na inanıldığı halde O’nun yönetici yasal egemenliğini kabul etmemek ve bu egemenliği beşer kaynaklı otoritelere yamamak  olarak tanımlayabiliriz.Daha bir özetlersek Allah’a ortak koşmak; O’na  inanıldığı halde seküler bir yaşamı benimsemektir.

[3] Nisâ 24

[4] Bakara 221;Nûr 3

[5] Nûr 3

[6] Keşfül-Hafâ Hn. 422, 3092

[7] Nisâ 24; Bakara 241

[8] Talâk 1-2;Bakara 229

[9] Bakara 229,233; Nisâ 35;

[10] Yukarıda açıklanan şartları taşımayan nikah akdi, camilerde ve müftülükler de yapılsa dinî nikâh niteliğini taşımaz.Ülkemiz müslümanlarının yukarıda açıklanan şartlar içinde nikahlarının Devlet Güvencesi altına alınması yolundaki taleplerini demokratik yöntemlerle  ilgili kişi ve kurumlara iletmeleri görevleridir.

[11]  “Ey peygamber! Kadınları boşayacağınız zaman onlar için belirlenmiş (üç temizlik dönemini içeren) iddeti gözetecek şekilde boşayın. Bu boşama iddetini (üç temizlik dönemini de) iyice sayın. Rabbiniz olan Allah’a karşı kulluk bilincinde olun.(Zina ve hırsızlık gibi) ahlâk dışı davranışlarda bulunmadıkça (iddetleri içinde iken) onları evlerinden çıkarmayın. Onlar da çıkmasınlar. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah tarafından konulan sınırları aşarsa aslında kendisine yazık etmiş olur.

(Boşayan ve boşanan kişi olarak) sen bilemezsin, boşama girişiminden sonra Allah yeni bir durum ortaya koyabilir. Böylece iddetlerinin sonuna yaklaşmak üzere olduklarında ya onları eşleriniz olarak tutun yahut ortak aklın kabul edebileceği ölçüler içinde onlardan ayrılın. Çevrenizden iki saygın kişiyi de boşama işleminize şâhid tutun. (Şâhidler olarak da) sizler şâhidliği Allah için yapın. İşte böylece sizlere yüklenen bu görevler Allah’a ve Âhiret günü’ne inananlara verilen öğütlerdir. Allah, kendisine karşı kulluk bilincinde olan bilinçli kişiye bir çıkış yolu hazırlar. (Talak 1-2)

[12] “Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç temizlik-üç âdet dönemi beklerler/beklesinler. Eğer onlar Allah’a ve Âhiret gününe inanıyorlarsa (bu dönemlerinde) Allah’ın kendi rahimlerinde yarattıklarını söylemeyerek gizlemeleri meşrû değildir. Bu bekleme süresi içinde kocaları barışmak isterlerse onları eşleri olarak geri almaya yalnızca onların hakkı vardır. Ama adalet ölçülerine göre kadınların kocaları üzerindeki hakları, kocaların onlar üzerindeki haklarına da eşittir. Ancak erkekler (boşanmadan vazgeçerek eşlerine dönme konusunda) ayrıcalıklıdırlar. Hiç şüphesiz Allah, karşı konulamaz güç sahibidir; neylerse güzel eyleyendir.(Bakara 228)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.