
“Dine hizmet senin neyine?” diyenlere karşı susma vakti değil!
“Bak hoca, sen de herkes gibi kıl namazını, yap duanı. Ne yazıyor, ne çiziyorsun? Dine hizmet senin neyine?” Bu cümle aslında sadece bir kişinin sözü değil. Bu zihniyet, yıllardır İslam’ı sadece camiye, sadece bireysel ibadete hapseden bir anlayışın dışavurumudur.
İnancı vicdana hapseden, toplumu dönüştürme iddiası taşıyan her Müslümana “yobaz”, “çağ dışı”, “gerici” yaftası vuran bu sesler, aslında bir korkunun itirafıdır. Çünkü bilirler ki İslam sadece namazdan ibaret değildir. İslam bir hayat nizamıdır. Her alanda, siyasette, ekonomide, ailede, toplumda söz hakkı olan bir dindir.
Ve bu anlayıştan korkarlar. Çünkü adaletin tesis edilmesini istemezler. Çünkü zulmün ortadan kalkmasını istemezler. Çünkü alkolün, faizin, zinanın karşısında duran bir irade görmek onları rahatsız eder. Bu yüzden “etliye sütlüye karışma”, “al abdesti, kıl namazını” derler. Ama işin aslı öyle değil.
Ve hoca cevap verir:
“Ölümü öldürüp kabir kapısını kapatabilir misin? İhtiyarlığa dur diyebilir misin? Her gelenin gidişini durdurabilir misin? İçindeki ‘ebed ebed’ diye inleyen sesi kesebilir misin?”
Bu sözler bize bir hakikati hatırlatır: İnsan fani, ruh ise ebedîdir. Bu dünyada sadece yaşamak için değil, yaşarken Allah’ın emrettiklerini yeryüzünde hâkim kılmak için varız. Dava adamı, sadece namaz kılmakla kalmaz, hayatın her alanında hakkı savunur.
Her dava adamında olması gereken özellik budur:
Hakkı tanır, hakikati haykırır, adaleti ister ve hiçbir şartta susmaz. Cesurdur, azimlidir, sabırlıdır. İnsanlar ne der diye değil, Allah ne der diye yaşar. Ve bilir ki asıl görev, İslam’ı sadece yaşamak değil, yaşatmak, hâkim kılmaktır.
İşte bu yüzden “dine hizmet senin neyine” diyenlere cevabımız şudur:
Biz sadece bireysel kurtuluş için değil, toplumsal diriliş için buradayız.
Çünkü İslam sadece seccadede değil, sokakta da vardır.
Çünkü İslam sadece dua ile değil, dava ile de yaşanır.
Çünkü İslam sadece bir din değil, bir hayat sistemidir.
Ve biz bu sistemin yeryüzünde yeniden hâkim olması için mücadele etmekle mükellefiz.
Zira Kur’an der ki:
“Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten men edersiniz ve Allah’a inanırsınız.” (Âl-i İmrân, 110)
Evet… Dava adamı, sadece secdede kalmaz. Ayağa kalkar, yürür, haykırır.
Çünkü bilir ki; İslam sadece bir inanç değil, bir nizamdır. Ve bu nizam, susarak değil, konuşarak, yazarak, yaşayarak ve yayarak hâkim olur.