islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
18°C
Salı Çok Bulutlu
19°C
Çarşamba Yağmurlu
12°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
14°C

“İslami Hareket Kurumsallaştıkça Ruhunu Kaybetti”

“İslami Hareket Kurumsallaştıkça Ruhunu Kaybetti”
09/02/2026 11:32
A+
A-

“İslami Hareket Kurumsallaştıkça Ruhunu Kaybetti”

Giriş:

İslami düşünce dünyasının tartışmalı ve özgün isimlerinden Abdurrahman Dilipak, Türkiye’de İslami hareketlerin dünden bugüne geçirdiği dönüşümü tüm açıklığıyla anlattı. Gençlik yıllarındaki samimi, sivil ve fedakâr İslami mücadele anlayışı ile bugün ortaya çıkan kurumsallaşmış, siyasallaşmış ve sermayeyle iç içe geçmiş yapılar arasındaki derin uçuruma dikkat çeken Dilipak, “Bu bir kazanım değil, açık bir çürümedir” diyerek hem cemaatleri hem siyaseti hem de Müslüman toplumun tamamını sert sözlerle eleştirdi.

ABDURRAHMAN DİLİPAK İLE YAPILAN RÖPORTAJIMIZ

Hasan Karademir – Siz gençliğinizden, hatta çocukluğunuzdan itibaren Türkiye’deki İslami hareketlerin her aşamasına şahitlik ettiniz. Gençliğinizdeki “İslami hareket” tasavvuru ile bugünkü kurumsallaşmış yapı arasındaki devasa uçurumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Abdurrahman Dilipak – İşin içine siyaset girene kadar biz herkesi Allah’a, Resulü’ne ve Kitap’a çağırıyorduk. İki temel sloganımız vardı: “Kör dünyanın göbeğine Hak yol İslam yazacağız” ve “Ne sağdayız ne solda, Hak yoldayız Hak yolda.” Arklar, dereler ve nehirler gibi farklı kanallardan akıyor, aynı denizde buluşuyorduk. Politik ve sivil kurumsallaşma başlayınca bu ırmaklara barajlar kuruldu. Artık kendi aralarında hak dava için yarışmak yerine birbirleriyle rekabet eder hale geldiler. Başkalarını camiye çağırmak yerine, cami cemaatini kendi parti, tarikat ve cemaat yapılarına çağırmaya başladılar.

Bugün hemen hepsinin okulu, medyası, insani yardım örgütü, turizm şirketi var. Çocuklarının başkalarının okullarına gitmesini istemiyorlar. Kur’an kursları bile ayrıştı; herkesin ayrı gazetesi, dergisi, yayınevi, radyosu, televizyonu var. Ötekilerin yayınlarını okusun, dinlesin istemiyorlar. Hac ve umreye bile başka hocalarla gidilmesini istemiyorlar. Zekâtlarını kendileri toplayıp, insani yardımları kendi vakıfları üzerinden dağıtıyorlar; partilerle pazarlık yapıyorlar, kendi şirketlerini kuruyor, kendi ürünlerini tüketiyorlar.

Zaten İslam dünyası da Arap İslamı, Fars İslamı, Türk İslamı diye bölünmüş durumda. Bir taraf Selefi/Vehhabi, bir taraf Şii/Caferi/Nusayri, bizimkiler Ehli Sünnet vel Cemaat ve Sufi. Hiçbiri ötekini hak yolda kabul etmiyor. Oysa İslam’ın bir bütün olarak yaşandığı ilk dönem, dört halife dönemidir. Vahiy tamamlandı, Resulullah (sav) aramızdan ayrıldı ve İslam bu dönemde bütüncül şekilde yaşandı. Hz. Ali döneminin sonunda Kerbela hadisesi yaşandı. Biz bütün Müslümanlar Hz. Ali’den ve Ehl-i Beyt’ten yanayız. Bu anlamda her Müslüman Şia’dır, yani Hz. Ali’den yanadır.

Ehli Sünnet vel Cemaat, Şia ve tasavvuf; bunlar birer fırka ya da hizip değil, İslam’ın bütününü oluşturan ana damarlar olmalıdır. Ancak Suudi Vehhabizmi, Safevi Şiası ya da Sünniliği cemaatleştiren anlayışlar, İslam’ı daraltıyor. Her toplulukta sapmalar vardır ve maalesef bugün İslam ümmeti bölünmüştür. Oysa aynı Allah’a, Resul’e ve Kitap’a iman edenler kardeştir; tek bir ümmettir. Kim ikinci bir ümmetten söz ediyorsa, kendisine ya yeni bir ilah, ya yeni bir kitap ya da yeni bir resul edinmiş demektir. Biz Müslümanlardanız ve Müslümanlar kardeştir.

HK – O yıllarda Akıncılar ve MSP çatısı altında sokağa çıkan, dergi çıkaran gençliğin dünya tasavvuru neydi? O günkü heyecanın bugüne yansıması nedir?

Dilipak – En heyecanlı dönem Milli Nizam dönemiydi. Herkes kendi imkânlarıyla bir şeyler yapmaya çalışıyordu. Talimat ya da destek beklemiyorduk. Kaybedecek fazla bir şeyimiz yoktu. Bir yandan okuyor, bir yandan anlatıyorduk. Okuma gruplarımız vardı. O gün pek az şeyimiz vardı ama Allah’ın rahmet ve bereketiyle çok şey yapıyorduk. Bugün çok şeyimiz var ama bereket yok. Dünyevi tekasürlerle oyalanıyoruz.

HK – MTTB ve Akıncılar içindeki o “devrimci” ruhu bugünle kıyasladığınızda İslamcılık ne kazandı, neyi kaybetti?

Dilipak – MTTB’de sine grubu kurduğumuzda dokuz kişiydik. Dergi çıkardık, yayınevi kurduk. Adını Akın Grup koyduk. Benim kod adım Tarık Behlül’dü. Tarık, Endülüs’te gemileri yaktıran komutandı; Behlül ise Harun Reşid’in sarayında saf iyiliği temsil ederdi. Yayınevimizin adı Fetih, gazetemizin adı Yeni Devir’di. İlk kez bir sanat dergisi çıkardık: Yeni Sanat. Solun “Ulusal Sinema”sı vardı, biz de “Milli Sinema” tartışmasını başlattık.

HK – Bir zamanlar anti-emperyalist olan söylem bugün küresel sermayeyle nasıl bir ilişki içinde?

Dilipak – Artık “yeşil kapitalistler”imiz var. Hatta yeşil Kemalistler, yeşil feministler bile çıktı. O günlerde bizi “yeşil komünist” diye suçluyorlardı. Kapitalizmi de faşizmi de eleştiriyorduk. Soğuk Savaş’ta birçok insan devşirildi, ABD’nin ucuz askeri haline getirildi.

HK – Cemaatlerin sistemin sacayağı haline gelmesini kazanım mı görüyorsunuz?

Dilipak – Bu bir kazanım değil, çürümedir. Bugün neredeyse her tarikatın bir holdingi var. Sistem yapay tarikatlar üretti. Gülen hareketi bu yapının en başarılı örneğiydi ama bu başarı mıydı?

HK – Bugünkü tablo için mi mücadele ettiniz?

Dilipak – Kimse için değil, Allah rızası için mücadele ettim. Biz seferden sorumluyuz, sonuçtan değil. Bugünkü tablodan hepimiz sorumluyuz. Ama unutmayalım: Karanlığın en koyu anı, aydınlığa en yakın olduğu zamandır.

Teşekkür ederim. Selam ve dua ile.

İSLAMİ HABER YOUTUBE

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.