islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,6572
EURO
56,1945
ALTIN
6.753,73
BIST
13.892,30
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
22°C
İstanbul
22°C
Hafif Yağmurlu
Perşembe Az Bulutlu
23°C
Cuma Az Bulutlu
25°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
25°C
Pazar Az Bulutlu
25°C

İSLAMİ MEDYA NEYİ HABER YAPMALI?

İSLAMİ MEDYA NEYİ HABER YAPMALI?
A+
A-

İSLAMİ MEDYA NEYİ HABER YAPMALI?

Haberin Ciddiyeti, Gündemin Sorumluluğu ve İslami Habercilik

Bir haber sitesini açtığımızda aslında yalnızca dünyada neler olduğunu öğrenmeyiz; aynı zamanda bize neyin önemli olduğu da öğretilir. Manşete taşınan mesele önemli, sürekli tekrar edilen konu gündem, görünmez kılınan mesele ise zamanla önemsiz kabul edilmeye başlanır. Bu nedenle habercilik, meydana gelen olayları peş peşe sıralayan basit bir aktarım işi değildir. Haber seçmek, aynı zamanda gündem seçmektir; gündem seçmek ise toplumun dikkatini belirli bir istikamete yöneltmektir. Tam da bu sebeple habercilik ciddi bir iştir. Hele kendisini İslami kimlikle tanımlayan bir yayın organı için mesele çok daha büyük bir sorumluluk taşımaktadır.

Bugün İslami medyanın kendisine sorması gereken temel soru şudur: Biz neyi haber yapıyoruz ve insanlara neyi önemli gösteriyoruz? Bir sanatçının açıklaması, sosyal medyada yaşanan günlük bir tartışma, bir fenomenin paylaşımı veya birkaç saat sonra unutulacak magazinsel bir olay dakikalar içerisinde manşete taşınırken; ümmet coğrafyasındaki gelişmeler, toplumun ahlaki dönüşümü, gençliğin karşı karşıya bulunduğu kimlik problemi, aile yapısındaki çözülme, ekonomik adaletsizlikler, eğitim meselesi, kültürel dönüşüm ve dünyada yeniden şekillenen güç dengeleri gerektiği kadar gündem olamıyorsa burada yalnızca bir yayın politikası problemi yoktur; öncelikler problemi vardır.

İslami habercilik magazinleştirilemez. Çünkü İslami bir yayın organının vazifesi insanların merak duygusunu sürekli kışkırtmak değil, onların dünyayı anlamasına yardımcı olmaktır. Her çok okunan şey önemli olmadığı gibi her önemli mesele de çok okunmayabilir. Haberciliğin ölçüsü yalnızca tıklanma olduğunda yayıncılık giderek piyasanın taleplerine teslim olur. Başlıklar sertleşir, içerikler hafifler, olaylar bağlamından koparılır, insanların özel hayatları haberleştirilir ve nihayetinde haber sitesi ciddi meseleleri takip eden bir yayın organından insanların boş zamanını dolduran bir eğlence alanına dönüşür. İslami medya tam da burada kendisini sorgulamalıdır: Biz okuyucunun ilgisinin peşinden mi gidiyoruz, yoksa okuyucunun ilgisini önemli meselelere mi yöneltiyoruz?

Çünkü habercilikte asıl mesele yalnızca doğru haber vermek değildir; doğru meseleleri de gündeme getirmektir. Bir haber bütünüyle doğru olabilir fakat toplum açısından hiçbir anlam taşımayabilir. Buna karşılık insanların hayatını doğrudan etkileyen büyük bir mesele görmezden gelinebilir. Dolayısıyla İslami haberciliğin sorumluluğu yalan haberden kaçınmakla bitmez. Neyi öne çıkardığı, neyi geri plana ittiği, hangi meseleyi sürekli gündemde tuttuğu ve hangi meseleyi görünmez bıraktığı da ahlaki bir tercihtir.

İslami gündem denildiğinde de yalnızca cami, cuma, ramazan, hac, umre veya dinî açıklamalar anlaşılmamalıdır. İslam hayatın tamamına dair bir ölçü ortaya koyuyorsa İslami haberciliğin gündemi de hayatın tamamını kuşatmalıdır. Gazze’de yaşananlar kadar Afrika’daki açlık, aile kadar ekonomi, eğitim kadar siyaset, ahlak kadar teknoloji, kültür kadar şehirleşme, gençlik kadar küresel güç mücadeleleri de gündemimizdir. Fakat bütün bunlar yalnızca modern medyanın diliyle aktarılıp başına “İslami” kelimesi eklenerek İslami habercilik yapılmış olmaz. Mesele olaylara hangi ölçüyle bakıldığı, hangi soruların sorulduğu ve okuyucuya nasıl bir idrak kazandırıldığıdır.

Bir savaş haberinde yalnızca kaç kişinin öldüğünü aktarmak yeterli değildir; savaşın niçin çıktığını, kimlerin hangi çıkarları bulunduğunu, insanların neden bedel ödediğini araştırmak gerekir. Ekonomi haberinde yalnızca rakamları vermek değil, o rakamların pazardaki, evdeki, sofradaki karşılığını göstermek gerekir. Gençlik haberinde yalnızca suç ve uyuşturucu istatistiklerini sıralamak değil, gençleri buraya sürükleyen kültürel ve toplumsal zemini sorgulamak gerekir. Aile meselesinde yalnızca boşanma rakamlarını vermek değil, aileyi dönüştüren düşünceyi ve hayat biçimini tartışmak gerekir. Haber yalnızca sonucu gösteriyorsa eksiktir; ciddi habercilik sebebin peşine düşer.

İslami medya aynı zamanda dünyaya Müslümanın gözüyle bakabilmelidir. Dünyanın büyük haber ajanslarının belirlediği gündemi tercüme edip okuyucuya aktarmak yeterli değildir. Çünkü başkasının gündemini sürekli takip eden bir toplum, zamanla başkasının öncelikleriyle düşünmeye başlar. Batı medyası kendi siyasi, ekonomik ve kültürel önceliklerine göre dünyaya bakıyorsa Müslümanların da kendi medeniyet tasavvurlarından hareketle dünyayı okuyabilecek bir medya dili geliştirmeleri gerekir. İslami medya gündemin takipçisi olduğu kadar gündem kurucu olmalıdır.

Burada haber sitelerinin manşet politikası özel bir önem taşımaktadır. Manşet yalnızca büyük puntolarla yazılmış bir başlık değildir; yayın organının dünyaya nereden baktığının ilanıdır. Bir İslami haber sitesinin ana sayfasına baktığımızda o yayın organının neyi dert edindiğini anlayabilmeliyiz. İnsanların özel hayatları, magazinsel tartışmalar, sosyal medya polemikleri ve hiçbir toplumsal karşılığı bulunmayan gündelik hadiseler ana gündemi işgal ederken medeniyet, ümmet, adalet, ahlak, aile, gençlik, eğitim, düşünce ve dünya siyaseti arka sıralarda kalıyorsa isimlerimiz İslami olsa bile gündem anlayışımızın ne kadar İslami olduğunu yeniden düşünmemiz gerekir.

Haberciliğin bir başka vazgeçilmez ilkesi de emanettir. Haberci elindeki bilgiyi istediği biçimde şekillendirebilecek sınırsız bir yetkiye sahip değildir. Bir insanın sözü bağlamından koparılamaz. Söylemediği bir söz ona söyletilemez. İddia gerçekmiş gibi sunulamaz. Suçlama hükme dönüştürülemez. Başlık içerikten daha ileriye taşınamaz. Okuyucuyu tıklatmak için hakikat eğilip bükülemez. Bir insanın şerefi, itibarı ve mahremiyeti birkaç bin görüntülenmeden daha değerlidir. İslami habercilik önce ahlaklı habercilik olmak zorundadır.

Bu sebeple haber sitelerinin başarı ölçüsünün de yeniden düşünülmesi gerekir. Bir haber sitesinin milyonlarca tıklanması olabilir fakat topluma hiçbir fikir kazandırmayabilir. Buna karşılık daha az okunan bir analiz, bir insanın dünyaya bakışını değiştirebilir. O hâlde mesele yalnızca “Kaç kişi okudu?” değildir. Bir başka soru daha sormalıyız: Okuyan ne kazandı? Daha fazla mı bildi, daha doğru mu düşündü, meseleler arasındaki bağlantıyı daha iyi mi gördü, sorumluluk hissetti mi, hak ile yanlış arasındaki ayrımı yapabilecek bir bilinç kazandı mı?

İslami medyanın okuyucuyu yalnızca haber tüketicisi olmaktan çıkarıp şahitlik eden, düşünen, sorgulayan ve sorumluluk hisseden bir insana dönüştüren yayıncılık anlayışına ihtiyacı vardır. Bunun için günlük haberlerin yanında araştırma dosyaları, düşünce yazıları, tarihsel arka planlar, analizler, saha haberleri ve uzun soluklu meseleler daha fazla yer bulmalıdır. Dün konuşulan bugün unutulan gündemlerin arasında koşmak yerine yıllardır devam eden temel problemlerin peşine düşülmelidir.

Çünkü toplum yalnızca yanlış bilgiyle yanıltılmaz; gereksiz bilgi bombardımanıyla da hakikatten uzaklaştırılabilir. İnsan gün boyunca yüzlerce haber okuyup dünyanın gerçekte nereye gittiğini anlamayabilir. Çok şey bilmek ile meseleyi kavramak aynı şey değildir. İslami habercilik tam burada ayrışmalıdır: Bilgi kalabalığı değil anlam, gürültü değil fikir, sansasyon değil hakikat üretmelidir.

Bugün İslami medya için mesele daha fazla haber üretmek değil, daha nitelikli bir gündem kurabilmektir. Herkesin konuştuğunu biraz daha yüksek sesle tekrar etmek habercilik değildir. Bazen habercilik, kimsenin konuşmadığını konuşabilmek; unutulanı hatırlatmak, görünmeyeni göstermek, susturulanın sesini duyurmak ve önemsizleştirilen büyük meseleleri yeniden toplumun önüne koyabilmektir.

Bu nedenle her İslami haber sitesi yayın masasının üzerine şu soruyu yazmalıdır:

“Bu haber insanın hangi ihtiyacına cevap veriyor ve topluma hangi bilinci kazandırıyor?”

Bu soruya ciddi bir cevap veremediğimiz haberlerin önemli bir kısmının aslında haber olup olmadığını da yeniden düşünmek gerekir.

İslami medya magazinin peşinden sürüklenen değil, topluma istikamet gösteren; sansasyon üreten değil hakikati araştıran; insanların merakını tüketen değil idrakini büyüten bir haberciliğe yönelmelidir. Çünkü haber yalnızca olanı anlatmaz; toplumun neyi göreceğini de belirler. Gündemi belirleyen, bir ölçüde zihni de belirler.

Bu sebeple habercilik bir meslek olmanın ötesinde ağır bir emanettir.

Ve emanet, ciddiyet ister.

İslam Başaran

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. ALİ SEYYAR dedi ki:

    Metinde dile getirilen hususlar, günümüz medyasının içine düştüğü nitelik krizine ve tiraj/tıklanma sevdasıyla kaybedilen yayın ahlâkına son derece isabetli bir teşhis koymaktadır. Özellikle vurguladığınız “emanet” ilkesi, Masumiyet Karinesi ve kul hakkı gibi hayatî kaidelerin modern habercilikte nasıl çiğnendiğini açıkça özetlemektedir. Bir iddiayı kesinleşmiş bir suç gibi sunmak, sırf tıklanma uğruna insan ihbarcılığı veya algı operasyonu yapmak, sadece gazetecilik mesleğine değil doğrudan kul hakkına giren ahlâkî değerlere de ihanettir. Hakikati eğip bükmeden, kişilerin itibarını reytinge kurban etmeden yayıncılık yapmak, tam da İslâmî habercilik ilkelerinin merkezinde yer alır. Bu nitelikli analiz ve ilkeli duruş, yayın çizgisini hakikat, adalet ve emanet bilinci üzerine kuran Mirat-Haber’in temel yayın prensiplerini ve vizyonunu mükemmel bir şekilde yansıtmaktadır. Kaleminize sağlık. (Prof. Dr. Ali Seyyar).

  2. Şaban DOĞAN dedi ki:

    Sevgiyle bakan, sevgi görür, merhamet görür.
    Kalemi eline alan haberci de, olaylara İslami perspektiften bakmayı becerebilirse, insan sevgisi ile yoğrulan cümleler ardı ardına gelmeye başlar.
    Bugün, Gazze, Batı şeria, Doğu Türkistan ve dünyanın birçok bölgesinde Müslümanlar katledilirken, elimize aldığımız cep telefonlarının sosyal medya algoritmaları, bizimle alakası olmayan hatta islam aleyhine olan kişi ve kişilerin magazin video ve haberlerini(!) yapmaya sevk ediyorsa, Dini Mübini İslam adına orada çok büyük yanlış var demektir…
    Mirat haber yayın politikasını yansıtan bu yazının müellifi İslam Başaran Bey’e teşekkür ediyorum..