
Dünya Kupası finali…
Milyarlarca insan ekran başına kilitlenecek.
Kimileri için bu yalnızca futbol…
Kimileri için ise yıllardır beklenen büyük bir sportif şölen…
Fakat gerçekten öyle mi?
Yoksa modern çağın en büyük organizasyonlarından biri artık yalnızca futbolun değil; siyasetin, ekonominin, küresel güç mücadelelerinin ve kamuoyu yönetiminin de sahnesi hâline mi geldi?
**
Sporun siyasetten bağımsız olduğu iddiası artık inandırıcılığını büyük ölçüde yitirmiş durumda.
Olimpiyatlardan Dünya Kupası’na…
UEFA‘dan FIFA‘ya…
Forma renklerinden tribün pankartlarına kadar hemen her alanda siyasi mesajlar veriliyor.
Bazı semboller “ifade özgürlüğü” olarak görülürken…
Bazı dini veya milli semboller ise yasaklanabiliyor.
Demek ki mesele yalnızca futbol değil.
**
Gazze‘de on binlerce insan hayatını kaybederken dünyanın önemli bir kısmı sessiz kaldı.
Ancak aynı dünya, futbol organizasyonlarında yaşanan en küçük tartışmayı günlerce konuşabiliyor.
Bu çelişki ister istemez şu soruyu akıllara getiriyor:
Gerçekten neye değer veriyoruz?
İnsana mı?
Yoksa eğlenceye mi?
**
İspanya hükümeti son aylarda Gazze konusunda Avrupa’nın en açık tavır alan ülkelerinden biri oldu.
İsrail‘in saldırılarını sert ifadelerle eleştirdi.
Filistin devletinin tanınması yönünde adımlar attı.
Gazze‘de yaşananları uluslararası hukuk açısından değerlendiren açıklamalar yaptı.
Bu tutum, dünyanın birçok mazlum halkı tarafından dikkatle takip edildi.
Elbette burada söz konusu olan, bir futbol takımının bütün bir ülkenin siyasi duruşunu temsil ettiği iddiası değildir.
Sahaya çıkan futbolcular farklı düşüncelere sahip olabilir.
Ancak uluslararası spor organizasyonlarında ülkeler yalnızca takımlarıyla değil, aynı zamanda son dönemde oluşturdukları küresel algıyla da anılır.
**
Buna karşılık, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Arjantin’e desteğine ilişkin haberler de kamuoyunda geniş yer buldu.
Bu durum da birçok insanın final maçına yalnızca sportif açıdan bakmasını zorlaştırdı.
Çünkü insanlar bazen sahadaki oyundan çok, o oyunun temsil ettiği sembolleri konuşurlar.
**
Belki de bugün milyonlarca insan, tuttuğu takımı yalnızca futbol kalitesi nedeniyle seçmeyecek.
Kimi adalet duygusuyla…
Kimi vicdanıyla…
Kimi de son aylarda Gazze konusunda sergilenen siyasi duruşlardan etkilenerek tercihini yapacak.
Bu tercih herkes için aynı olmak zorunda değildir.
Ancak insanların vicdani gerekçelerle bir takımı desteklemesi de anlaşılabilir bir durumdur.
**
Bizler için mesele kupanın kime gideceğinden daha büyüktür.
Asıl mesele, dünyanın mazlumların sesini ne kadar duyduğu…
Adaletin ne kadar savunulduğu…
Ve sporun gerçekten insanlığı birleştiren bir alan olarak kalıp kalamayacağıdır.
Bugün oynanacak final elbette sona erecek.
Kupa bir takımın ellerinde yükselecek.
Fakat Gazze’de acılar devam edecek.
Dünya Kupası bitecek…
Vicdan Kupası ise hâlâ oynanmaya devam edecek.
Son söz:
Bu akşam herkes farklı bir takımı destekleyebilir.
Bizim asıl temennimiz ise hangi takım kazanırsa kazansın, dünyanın mazlumların yanında durmayı bir gün futbol kadar önemsemesidir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”