
Suriye’deki iç savaş, sadece bölgeyi değil uluslararası siyaseti de yakından etkiliyor. İsrail’in önde gelen medya organlarından Maariv, Beşar Esed rejimiyle ilgili dikkat çeken bir analiz yayınladı. Haberde, Suriye muhalefetinin İsrail için büyük bir tehdit oluşturduğu, buna karşın Esed’in yönetimde kalmasının İsrail açısından daha az riskli olduğu iddia edildi. Bu açıklama, İsrail’in Suriye’deki çıkarları ve Esed rejimine yönelik yaklaşımına dair önemli ipuçları veriyor.
Haberde, Suriye muhalefetinin radikal unsurlardan oluştuğu ve bu grupların iktidara gelmesinin İsrail için büyük bir tehdit olduğu savunuldu. Analizde, Esed rejiminin 50 yıldır İsrail’e karşı aktif bir savaş yürütmediği, Gazze’deki savaş boyunca da Hamas veya Hizbullah lehine bir adım atmadığı belirtilerek şu ifadelere yer verild
“Esed gerçekten de bir diktatör ve katildir. Ama İslami radikalizmin de amansız düşmanıdır.”
İsrail’in çıkarlarının korunması adına Esed rejiminin desteklenebileceğine dair bu ifadeler, bölgesel politikaların karmaşıklığını bir kez daha gözler önüne seriyor.
İsrail’in, yıllardır Müslüman coğrafyasında kendi çıkarlarını korumak için nasıl bir politika izlediği ortada. Esed rejiminin, yıllarca halkını bombalayarak ve milyonlarca Suriyeliyi göçe zorlayarak büyük bir insanlık krizine yol açtığı bilinen bir gerçek. Şii nüfusu Sünni yerleşim birimlerine kaydırması, bölgede İran’ın etkisini artırma çabalarının bir parçası. Esed’in bu politikaları, sadece İran’ın değil, aynı zamanda İsrail’in de bölgedeki stratejik çıkarlarına hizmet ediyor.
Esed rejiminin geçmişte PKK’ya verdiği destek, İsrail’in bölgede bir Kürt devleti oluşturma çabalarıyla doğrudan örtüşüyor. İsrail’in, Suriye’de kendisine tampon görevi görecek bir Kürt devleti kurma hedefi, Esed’in politikalarıyla paralellik gösteriyor. Bu nedenle, İsrail’in Esed rejimini tercih etmesi şaşırtıcı değil.
İsrail, Müslüman coğrafyasını zayıflatmak ve bölgeyi kendi kontrolünde tutmak adına her zaman Müslümanların aleyhine olan politikaları desteklemiştir. Esed rejiminin İsrail tarafından daha az tehlikeli bir seçenek olarak görülmesi, iki tarafın perde arkasında çıkar birliği içinde olduğunu ortaya koyuyor.
Esed rejimi, kendi halkını katleden ve Şii nüfusu bölgeye yerleştirerek demografik yapıyı değiştiren bir diktatör. Ancak İsrail açısından, Esed’in bu politikaları bölgede istikrarı bozmadığı sürece kabul edilebilir görünüyor. Zira İsrail, bölgedeki Müslüman devletlerin zayıf ve parçalanmış olmasından her zaman fayda sağlamıştır. Bu bağlamda, Esed rejiminin ayakta kalması, İsrail’in “böl ve yönet” politikasının bir yansımasıdır…
MİRATHABER.COM