islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,4354
EURO
56,2404
ALTIN
6.898,85
BIST
14.012,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
28°C
İstanbul
28°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Açık
30°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
27°C
Salı Parçalı Bulutlu
25°C

İsrail Toplumunun Zihin Kodları

İsrail Toplumunun Zihin Kodları

İsrail Toplumunun Zihin Kodları: Ötekileştirme, Militarizm ve İç Ayrışma

Uzun süredir Orta Doğu’da görev yapan, İsrail’de uzun yıllar boyunca saha deneyimi bulunan ve Yahudi toplumunu yakından tanıyan deneyimli gazeteci Anadolu Ajansı Ortadoğu Haberleri Müdürü Turgut Alp Boyraz ile gerçekleştirilen röportajda, bölgedeki krizlerin arkasındaki zihinsel kodlar ve Yahudi toplumunun ötekini konumlandırma biçimi ele alınıyor.

Teolojik referanslarla beslenen üstenci yaklaşım

Turgut Alp Boyraz, İsrail’deki Yahudi toplumunun önemli bir bölümünün düşünce dünyasında Tevrat ve Talmud gibi dinî metinlerin belirleyici bir yere sahip olduğunu ifade etti. Bu metinlerdeki bazı ifadelerin siyasi ve ideolojik hedefler doğrultusunda yorumlanmasının, Müslümanlara, Filistinlilere ve bölgedeki diğer topluluklara yönelik üstenci yaklaşımı beslediğini belirtti.

Bölgedeki gelişmeler değerlendirilirken tarihî ve teolojik referansların sıklıkla öne çıkarıldığına işaret eden Boyraz, bu anlayış içerisinde “öteki” kabul edilen toplumların çoğu zaman olumsuz ve tehditkâr bir konuma yerleştirildiğini söyledi.

Siyonist ideolojinin geleneksel Yahudi inancından farklı biçimde dinî ve tarihî kavramları siyasi hâkimiyet aracına dönüştürdüğü; bu yaklaşımın Filistin halkının haklarını ve tarihî varlığını yok sayan politikalara zemin hazırladığı kaydedildi. Bununla birlikte, bu düşüncenin bütün Yahudilere mal edilemeyeceği; Siyonizme ve İsrail yönetiminin saldırılarına karşı çıkan Yahudi din adamları, akademisyenler ve sivil toplum temsilcilerinin de bulunduğu ama bunların çok azınlıkta olduğu ve İsrail’de bir etkilerinin olmadığı gerçeği de unutulmamalıdır.

İsrail toplumunda etnik ve sosyal katmanlaşma

Podcast yayınında İsrail toplumunun dışarıya karşı sergilediği birlik görüntüsünün arkasında derin etnik, sosyal ve kültürel ayrışmalar bulunduğu aktarıldı. Avrupa kökenli Aşkenazların siyaset, ekonomi, bürokrasi ve akademide daha güçlü bir konumda bulunduğu; Seferadlar, Mizrahiler, Rusya kökenli Yahudiler ve özellikle Etiyopyalı Yahudilerin ise farklı düzeylerde ayrımcılıkla karşılaşabildiği belirtildi.

Bu toplumsal yapı, İsrail’in kendi içinde de eşitlikçi bir düzen kuramadığını ortaya koyuyor. Farklı kökenlerden gelen Yahudi gruplar arasındaki gelir, eğitim ve temsil farklılıklarının toplumsal gerilimleri derinleştirdiği ifade ediliyor.

Harediler ile seküler kesim arasındaki gerilim

İsrail toplumundaki başlıca çatışma alanlarından birini de sekülerlerle ultraortodoks Harediler arasındaki anlaşmazlık oluşturuyor. Dinî eğitim kurumlarında yaşayan ve zorunlu askerlik hizmetine karşı çıkan Harediler ile askerlik yükünü büyük ölçüde kendilerinin taşıdığını düşünen seküler kesimler arasındaki gerilim giderek büyüyor.

Taraflar yalnızca askerlik konusunda değil; devletin hukuk düzeni, eğitim sistemi ve kamusal hayatın dinî kurallara göre şekillendirilmesi gibi meselelerde de karşı karşıya geliyor. Ancak İsrail yönetiminin, içerideki bu ayrılıkları “dış tehdit” söylemi üzerinden geçici olarak bastırmaya çalıştığı belirtiliyor.

Filistinlilerin ve çevredeki Müslüman toplumların ortak düşman şeklinde gösterilmesiyle farklı toplumsal grupların aynı siyasi çizgide buluşturulması hedefleniyor. Böylece İsrail içerisindeki etnik, ekonomik ve dinî çatışmaların üzeri, güvenlik ve savaş söylemleriyle örtülmeye çalışılıyor.

Eğitim sistemi militarist anlayışı besliyor

Turgut Alp Boyraz’ın değerlendirmelerinde öne çıkan başlıklardan biri de İsrail eğitim sistemindeki militarist yapı oldu. Çocukların erken yaşlardan itibaren ordu, güvenlik ve savaş kavramlarıyla yetiştirildiği; askerlik hizmetinin yalnızca yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda toplumsal aidiyetin temel ölçülerinden biri olarak sunulduğu ifade edildi.

Ders kitaplarında ve eğitim faaliyetlerinde Filistinlilerin tarihî varlığının görmezden gelindiği ya da onların bir güvenlik tehdidi olarak gösterildiği yönündeki eleştiriler hatırlatıldı. Bu eğitim anlayışının işgali, şiddeti ve askerî operasyonları genç kuşakların gözünde sıradanlaştırdığına dikkat çekildi.

Siyonist ideolojinin etkisi altında şekillenen bu sistemin, bölgedeki halklarla birlikte yaşama düşüncesi yerine sürekli bir kuşatılmışlık ve tehdit algısı ürettiği belirtildi. Oluşturulan bu algının, İsrail’in işgal ve yayılmacılık politikalarına toplumsal destek sağlamada etkili olduğu değerlendirildi.

Dış tehdit algısı iç sorunları örtüyor

İsrail toplumundaki etnik ve dinî ayrışmaların, dışarıdan yöneldiği iddia edilen tehditler üzerinden oluşturulan ortak payda sayesinde geçici olarak geri plana itildiği ifade edildi. Güvenlik kaygılarının sürekli canlı tutulması, farklı toplumsal kesimleri aynı hedef etrafında toplamaya yarayan önemli bir siyasi araç olarak kullanılıyor.

Bu durum, İsrail yönetimlerinin içeride yaşanan sosyal adaletsizlikleri ve siyasi krizleri tartışma alanının dışına itmesine imkân sağlıyor. Filistinlilere karşı yürütülen saldırgan politikalar ise bu ortak düşman algısını güçlendiren başlıca araçlardan biri hâline geliyor.

Gazze saldırıları İsrail’in yalnızlığını artırdı

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları ve yaşanan ağır sivil kayıplar, ülkenin uluslararası alandaki yalnızlığını giderek artırıyor. Özellikle ABD ve Avrupa’daki genç kuşaklar arasında İsrail politikalarına yönelik eleştirilerin güçlendiği; üniversitelerde ve sivil toplum kuruluşlarında Filistin’le dayanışma hareketlerinin yaygınlaştığı görülüyor.

Batılı hükümetlerin İsrail’e siyasi ve askerî desteği devam etse de Batı kamuoylarında önemli bir sosyolojik değişim yaşanıyor. Gazze’den dünyaya ulaşan görüntüler, İsrail yönetiminin güvenlik söyleminin sorgulanmasına ve Filistin meselesinin daha geniş kesimler tarafından işgal, insan hakları ve adalet sorunu olarak görülmesine yol açıyor.

İsrail toplumunun düşünce yapısı; teolojik referansların siyasi amaçlarla kullanılması, militarist eğitim, toplumsal katmanlaşma ve sürekli canlı tutulan dış düşman algısıyla şekilleniyor. Ancak Gazze’de yaşananların dünya kamuoyunda meydana getirdiği vicdani uyanış, bu ideolojik yapının hem İsrail içerisinde hem de uluslararası alanda giderek daha güçlü biçimde sorgulanacağını gösteriyor.


YAHUDİ TOPLUMUNU YAKINDAN TANIMAK İSTEYENLER İÇİN BU MAKALE AYDINLATICI OLACAKTIR


YAHUDİ TOPLUMUNUN SOSYAL ÇÖKÜŞÜ

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.