
İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan seçimlerde Arap partileri, hükümetin geleceğini belirleyebilecek kritik bir konumda bulunuyor. Ancak ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 21’ini oluşturan Arap vatandaşlar, siyasi dengelerde etkili olmalarına rağmen hükümet ortaklığı konusunda dışlanıyor.

Anadolu Ajansı (AA) Analiz’de yayımlanan değerlendirmesinde Amasya Üniversitesi Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Öğretim Üyesi Dr. Yusuf Bahadır Keskin, İsrail’deki seçim sürecini ve Arap partilerinin hükümet kurma sürecindeki belirleyici rolünü ele aldı.
İsrail’deki son anketlere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun siyasi bloğu ile muhalefet 52’şer sandalyede kalıyor. Hükümet kurmak için gereken 61 sandalyelik çoğunluğa ulaşamayan taraflar açısından Arap partilerinin desteği kritik önem taşıyor. İki Arap listesinin toplam 12 sandalyeye ulaşabileceği tahmin ediliyor.
Ancak İsrail siyasetindeki temel çelişki de burada ortaya çıkıyor: Arap seçmenler seçim sonuçlarını etkileyebilecek güçte olmalarına rağmen, Arap partilerinin hükümet ortağı olarak kabul edilmesine ciddi itirazlar bulunuyor.
İsrail’in yaklaşık 10,3 milyonluk nüfusunun 2,2 milyonunu Araplar oluşturuyor. Buna rağmen Arap vatandaşlar, eğitimden istihdama ve altyapıya kadar birçok alanda eşitsizliklerle karşı karşıya kalıyor. Özellikle Arap yerleşimlerinde artan şiddet ve cinayetler, toplumun öncelikli sorunları arasında yer alıyor.

İsrail’deki Arap siyasi hareketleri Hadaş, Ta’al, Balad ve Ra’am gibi farklı partiler etrafında şekilleniyor. Partiler eşit vatandaşlık ve ayrımcılığa karşı mücadele gibi konularda benzer görüşler taşısa da siyasi stratejilerinde ayrışıyor.
Ra’am lideri Mansur Abbas, 2021’de bir hükümet koalisyonuna katılarak Arap siyasetinde farklı bir yol izlemişti. Abbas, sistemin dışında kalmak yerine hükümetle müzakere ederek Arap toplumuna yönelik hizmet ve bütçe imkânlarını artırmayı hedefliyor. Diğer Arap partileri ise ortak siyasi çizgiyi ve Filistin ulusal kimliğini daha fazla öne çıkarıyor.
Partiler arasındaki bölünmüşlük, Arap seçmenin sandığa katılımını da etkiliyor. Geçmiş seçimlerde katılımın düşmesi, Arap oylarının siyasi ağırlığını azaltan önemli etkenlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Muhalefetin Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırmak için Arap partilerinin desteğine ihtiyaç duyması, buna karşılık bazı muhalefet liderlerinin Arap partileriyle koalisyona sıcak bakmaması, seçim sonrasındaki hükümet kurma sürecini zorlaştırabilir.
Olası senaryolar arasında Ra’am’ın koalisyona katılması, Arap partilerinin hükümeti dışarıdan desteklemesi, siyasi kilitlenme nedeniyle yeniden seçime gidilmesi veya Netanyahu’nun farklı partilerle çoğunluk oluşturması bulunuyor.
Dr. Yusuf Bahadır Keskin’in AA Analiz’de dikkat çektiği temel mesele, Arap vatandaşların sandıkta sahip olduğu güç ile siyasi karar alma mekanizmalarındaki konumları arasındaki çelişki. İsrail’de seçimlerin ardından asıl tartışma, nüfusun önemli bir bölümünü oluşturan Arap vatandaşların oylarının yalnızca siyasi dengeyi değiştiren bir unsur mu sayılacağı, yoksa meşru bir siyasi ortaklığın parçası olarak mı görüleceği olacak.
İSLAMİ HABER “MİRAT”