
73 Binden Fazla Filistinlinin Ölümünden Sorumlu Tutulan İsrail’den ‘Ermeni Soykırımı’ Çıkışı
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar’ın, 1915 olaylarına ilişkin “soykırım” iddiasını tanıma yönünde hükümete bir tasarı sunacağını açıklaması, özellikle İsrail’in Gazze’de yürüttüğü askeri operasyonlar ve Uluslararası Adalet Divanı’nda “soykırım” suçlamasıyla yargılanıyor olması nedeniyle, siyasi gözlemciler tarafından “çıkarcı bir hamle” ve “Türkiye’ye yönelik bir provokasyon” olarak değerlendiriliyor.

Sa’ar’ın hükümete sunmaya hazırlandığı karar tasarısı, İsrail hükümetinin bu konuda ilk kez resmî bir tutum benimseme girişimi olma özelliği taşıyor. Tasarı gerekçesinde, 1915 olaylarının Türkiye tarafından inkâr edildiği öne sürülürken, dünya genelinde bu iddiaları tanıyan ülkelerin sayısı referans gösteriliyor. İsrailli analistler ise bu adımı, İsrail’in uluslararası arenada yalnızlaşan imajını düzeltmek veya Ankara’ya karşı siyasi bir mesaj vermek amacıyla kullanılan, tarihsel gerçeklerden ziyade konjonktürel bir hamle olarak nitelendiriyor.
İsrail’in bu hamlesi, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın son dönemde 1915 olaylarına yönelik yaptığı ve Ermeni diasporasında büyük tepki çeken açıklamalarla aynı döneme denk geldi. Paşinyan, katıldığı bir toplantıda 1915 olaylarının tarihsel bağlamının, bu olayların nasıl bir “gündem” haline geldiğinin ve neden bazı dönemlerde bu konunun öne çıkarıldığının yeniden sorgulanması gerektiğini dile getirmişti.
Paşinyan’ın “Ne olduğunu, neden olduğunu anlamamız gerekiyor. Yaşananları nasıl, kim vasıtasıyla algıladık? Nasıl oldu da 1939’da böyle bir gündem yoktu ve nasıl oldu da 1950 yılında böyle bir gündemimiz oldu?” şeklindeki ifadeleri, hem Ermenistan içinde hem de diasporada, “soykırım” anlatısının siyasallaştırılması ve manipüle edilmesi ihtimaline dair bir tartışmayı tetikledi.
Tarihçiler ve uluslararası ilişkiler uzmanları, arşiv belgelerinin (Rus, ABD ve Osmanlı arşivleri dahil) incelenmesinde: Yaşanan acı olayların tek taraflı bir anlatıdan ziyade, savaş koşulları ve toplumsal travmaların bir sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve bu yaşananlara soykırım denemiyeceğini vurguluyan birçok makale yazılmıştır. Paşinyan’ın diaspora ile yaşadığı bu görüş ayrılıkları, meselenin sadece tarihsel bir boyutu olmadığını, aynı zamanda güncel siyasetin bir aracı haline getirildiğini de ortaya koyuyor.
Bu noktada İsrail’in Gazze’deki mevcut durumu ve uluslararası hukuk nezdindeki konumu ile böylesi hassas bir tarihsel tartışmayı gündeme taşıması, İsrail’in devlet eliyle işlediği katliamları perdeleme ve gündem saptırma girişimi olarak yapıldığını uzmanlar özellikle vurguluyor.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube