Kadın Eğitiminde Davetçiyi Bekleyen Tehlikeler

Müslüman eğiticiler için önemli bir muhatap da kadındır. Erkeklerden farklı bir fizyonomiye ve psikolojiye sahip olduğu için kadına karşı, erkeklerden farklı bir tavır takınılması gerekir.

Genel olarak kadın, erkeklerden daha zayıf ve daha hassastır. Davetçinin, kadının zayıf yönlerini ve kadın psikolojisini iyi bilmesi icabeder. Kadın her şeyden önce erkekler için büyük bir ayartıcıdır. Rasûlullah (sav) bunu şöyle açıklar: “Tedbirli ve düşünceli bir erkeğin bile aklını sizin kadar çelen kimse görmedim.” (Buhari, Hayz,6;Müslim, İman,34)   Davetçinin bu tehlikeden kendini iyi koruması lazımdır. İşte bu hadiste en akıllı erkekleri bile kadınlar kadar baştan çıkaran başka bir varlığın olmadığı gerçeği açıkça ifade edilmiştir.     

Başka bir hadiste de şöyle buyrulur; “Kendimden sonraya, erkekler için kadından daha muzır bir şey bırakmadım.(Buhari, Nikâh, 17;Müslim, Zikr, 26) 

Şeytan, fonksiyonunu kadın vasıtasıyla yerine getirir; erkekleri kadın vasıtasıyla baştan çıkarır. Kadın, şeytanın tuzağıdır. Şeytan bu tuzakla erkekleri kolayca avlar. Günümüzde kadın, reklam mafyasının bulunmaz metâı, ürününü pazarlamak isteyen kapitalistin müşterisinin yatak odası malzemesi veya herhangi bir menfaati kaçırmamak için oltadaki bir yemdir. Kısacası kadın, iki ayaklı şeytanlarca sadece cinsel bir obje konumuna düşürülmüştür. Kadını şeytanlaştırarak asıl şeytanın işini kolaylaştıranlar da yine biz insanlarız. Onun câzibesini, süflî emellerimize âlet etmekteyiz.

Dolayısıyla bir erkeğin mahrem bir kadınla halvet halinde olması yani baş başa kalması da asla caiz değildir. Rasûlullah (sav) : “Bir erkek, bir kadınla hiçbir zaman baş başa kalmaz ki, üçüncüleri şeytan olmasın(Buhari,Nikah, 111; Müslim,Selam, 8) buyurmuştur. Halvet yapan erkek ve kadının kötü hislerden kurtulmalarına imkân yoktur. Kötü hislere sahip olmasalar bile töhmet altında kalır ve dedikodulara sebep olurlar. Başka bir hadiste “Kocalarının yokluğunda kadınların yanlarına girmeyiniz, evlerine girmeyiniz, çünkü şeytan kan gibi insanın damarlarında dolaşır(Tirmizî, et-Tâc, 2/329) burulmuştur.

Bu çeşit tehlikelerden dolayı Hz. Peygamber dinî mülahazalarla da olsa elini kadın eline dokundurmamıştır. Hz. Aişe şöyle diyor: “Allah’a yemin ederim ki, Rasûlullah’ın eli asla bir kadın eline değmemiştir. Müslüman olmaya gelen kadınlardan sözlü olarak biat alır, sonra  ‘işiniz bitti, gidebilirsiniz’ derdi.” (Buharî,Talak, 20; Müslim, Emaret,21).  

Davetçi “O, benim kardeşimdir, öğrencimdir, içim temizdir” gibi anlayışla kadın elini sıkamaz. Hiç kimsenin kalbi Hz. Peygamber’den daha temiz olamaz. Hz. Yusuf bile, Allah’tan bir işaret olmasaydı Züleyha’ya karşı bir meyil duyduğu ve “Nefsimi temize çıkaramam çünkü nefis kötülüğü emreder(Bak:Yusuf: 24-53) dediği bilinmektedir. Bunun için erkekli-kadınlı toplantılara katılmaktan sakınmalıdır. Bu konuda kimse “Ben kendime güvenirim”  diye nefsine pâye çıkarmamalıdır.

Bugün erkeklerin ayartılması konusunda kadın, bütün câzibesiyle korkunç bir şekilde kullanılmaktadır. Gelecek vadeden gençlerimiz, kabiliyetli davetçilerimiz; genç, güzel, aşüfte ve fettan kadınların ağına düşmekten kendilerini koruyamamakta, bu vasıta ile itibarları yok edilen gençler olumlu faaliyet gösterme imkânından mahrum kaldıkları için olumsuz faaliyet alanlarında güçlerini tüketmektedirler.

Bir avcının, bir kadınla konuştuğunu gören bir hakîm: “Sakın avlanmayasın” demiş.

Hz. Süleyman: “Aslanın arkasından yürü, fakat kadının arkasından yürüme” demiştir. Kısaca kadın, tehlikelidir. Davetçi, fertleri ve cemiyeti, dinî ve ahlâkî yaşayıştan uzaklaştıran bu tehlike karşısında uyanık bulunmaya mecburdur.

Kadın tehlikesinin önüne yine kadınla geçilir. Davetçi, evlenmeleri teşvik etmek, nikâhı külfetsiz hale getirmek suretiyle bu tehlikenin önüne geçmeye çalışır.

Hz. Peygamber’in: “Bana dünyadan üç şey sevdirildi: Kadın, güzel koku ve gözümün nûru namaz” [Nesâî, İşretu’n-Nisâ 1, (7, 61)] ; “Dünya bir metadır. En hayırlı meta ise saliha kadındır(Müslim, Radâ, 17) buyurması, kötülüğün önüne kadın vasıtasıyla geçilebileceğini ifade eder.

Kadın, birçok konuda zayıf bir varlıktır. Bir hadiste: “Kadınlar, eğe kemiği mesabesindedir. Doğrultayım derseniz kırarsınız. O hali ile faydalanmak isterseniz kendilerinden istifade edebilirsiniz(Buhârî, Nikâh,67; Müslim, Radâ, 18) buyurulmuştur. Bu zayıf varlıklara şefkat, rıfk ve hayır hisleri ile muamele etmek lazımdır. “Kadınlar hakkında birbirinize hayır tavsiye ediniz(Buhârî, Nikâh, 67; Müslim, Radâ, 18) hadisi de buna işaret etmektedir.

Davetçi, kadınların irşadına önem verir. “Yuvayı dişi kuş yapar.” Onun için bir kadının eğitimi, bir ailenin eğitimi demektir. Rasûlullah (sav), kadınlara özel olarak vaaz ederdi. Bir gün Hz. Peygamber, Hz. Bilal’i yanına alarak kadınlara vaaz etmiş ve sadaka vermelerini istemişti. Nasihat o kadar etkili olmuştu ki, kadınlar küpelerini kulaklarından ve yüzüklerini parmaklarından çıkararak Hz. Bilal’in eteğine doldurmuşlardı. (Tecrîd-i Sarih Trc. I/81).

Kısaca davetçi, kadınlara karşı belli mesafeleri koruyarak; kibar, zarif, şefkatli, yumuşak ve müsamahalı olmalı. Sert ve kaba olmamalıdır. Daima kadınlık gururunu okşamalıdır. Hanımları mahcup edecek, izzeti nefislerini rencide edecek, gururlarını ve gönüllerini kıracak davranışlardan kaçınmalıdır. Rasûlullah (sav), kadınlara rıfk ile muamele yapar, onlar hakkında hayırlı olmaları için erkeklere tavsiyelerde bulunurdu. “Sizin en hayırlınız kadınlarınız için en hayırlı olanlarınızdır derdi.  (Tirmîzî, Radâ, 11; İbn Mâce, Nikah, 50).

Demek ki, kadının eğitimi gerekli ama davetçi için uzun, ince ve riskli bir yoldur. Tehlikeleri baştan görerek tedbirler alınmalı ve tuzağa düşmeden, nefsine yenilmeden alın akıyla, belli mesafeler koyarak bu vazife yerine getirilmelidir.  

Musab SEYİTHAN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here