
İsrail gazetesi Haaretz’de yayımlanan bir analizde, terör örgütü YPG’nin bağımsız silahlı yapısını feshederek Suriye ordusuna katılmasının, İsrail’in etnik ve mezhepsel ayrılıklar üzerinden yürüttüğü “bölünmüş Suriye” stratejisine ağır darbe vurduğu belirtildi.

Haaretz yazarı Zvi Barel, YPG ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetimi arasında varılan anlaşmanın, Şam’ın ülkeyi merkezî yönetim altında yeniden birleştirmesinin önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldırdığını ifade etti. Anlaşmanın Türkiye ve ABD tarafından desteklenen “tek ve bütün Suriye” sürecini hızlandırdığı, buna karşılık Tel Aviv’in sahadaki manevra alanını önemli ölçüde daralttığı kaydedildi.
İsrailli yazara göre Tel Aviv yönetimi, YPG’yi yalnızca silahlı bir unsur olarak değil; Şam, Ankara ve Tahran’a karşı kullanılabilecek bir istihbarat ağı ve tampon güç olarak değerlendiriyordu.
Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinin ardından İsrail’in, Türkiye’nin desteğiyle kurulacak güçlü ve bütünleşmiş bir Suriye yönetimini kendi çıkarları bakımından tehdit olarak gördüğü belirtildi. Bu nedenle Tel Aviv’in kuzeydoğudaki YPG ile güneydeki bazı Dürzi grupları, Şam yönetiminin ülke genelinde hâkimiyet kurmasını engelleyecek stratejik araçlar olarak kullanmaya çalıştığı aktarıldı.
Barel, YPG ile Süveyda’daki bazı Dürzi milislerin Şam’a karşı ortak tutum geliştirmesinin İsrail’in hesaplarını bir süre güçlendirdiğini ancak YPG’nin feshedilerek Suriye ordusuna katılmasının bu planı büyük ölçüde bozduğunu yazdı.
Haaretz’deki değerlendirmede, YPG’nin bağımsız bir askerî yapı olmaktan çıkmasıyla İsrail’in Suriye’deki ayrılıkçı stratejisinin yalnızca Süveyda’daki bazı Dürzi gruplara dayandığı belirtildi.
İsrail’in açıktan desteklediği Dürzi lider Hikmet el-Hecri’nin Tel Aviv yönetimiyle yakın ilişki kurduğu hatırlatılırken, bu desteğin Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğünü engellemeye yetmeyebileceği ifade edildi.
Barel’e göre Suriye’nin bütünleşme süreci; Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’ın siyasi etkisinin yanı sıra ABD’nin de desteğiyle ilerliyor. Bu durum, İsrail’in Suriye’deki etnik ve mezhepsel unsurları kullanarak merkezî yönetimi zayıflatma politikasını giderek sürdürülemez hale getiriyor.
Analizde, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın YPG ile Şam arasında anlaşmaya varılması için yoğun girişimlerde bulunduğu aktarıldı. Washington’ın, entegrasyonu reddetmesi halinde YPG’yi siyasi, askerî ve mali destekten mahrum kalacağı konusunda uyardığı öne sürüldü.
YPG’nin omurgasını oluşturduğu SDG’nin feshedildiğini açıklayan Mazlum Abdi, örgütün artık bağımsız bir askerî güç olarak faaliyet göstermeyeceğini ve mensuplarının Suriye ordusuna katıldığını duyurmuştu. Reuters da YPG unsurlarının devlet güçlerine entegre edildiğini ve örgütün önde gelen isimlerinden Sipan Hamo’nun savunma bakan yardımcılığına getirildiğini bildirdi.
Barel, YPG’nin feshedilmesinin yalnızca Suriye içindeki askerî bir yapılanmanın sona ermesi anlamına gelmediğini, İsrail açısından da ciddi bir stratejik uyarı olduğunu belirtti.
İsrail’in azınlıkları kullanma, Şam yönetimini zayıflatma ve parçalanmış bir Suriye oluşturma siyaseti; bölgesel gerçeklerle, Türkiye’nin politikasıyla ve Washington’ın yeni yaklaşımıyla açık biçimde çatışıyor.
Haaretz yazarına göre Tel Aviv, Suriye’de tamamen oyun dışında kalmak istemiyorsa “bölünmüş Suriye” hayalinden vazgeçmek ve Şam yönetimini yalnızca düşman olarak değil, görüşülebilecek siyasi bir muhatap olarak kabul etmek zorunda.
Ortaya çıkan tablo, İsrail’in bölge ülkelerini etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden parçalama siyasetinin Suriye’de ciddi bir çıkmazla karşı karşıya kaldığını gösteriyor. Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğünün korunması ise yalnızca Şam yönetimi için değil, işgal ve parçalama politikalarına karşı bütün bölge açısından büyük önem taşıyor.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube