islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

Kadın ve Erkek Giyimi ve Giysisinde Müşterek Maddî ve Mânevî Şartlar

Kadın ve Erkek Giyimi ve Giysisinde Müşterek Maddî ve Mânevî Şartlar
A+
A-

Kadın ve Erkek Giyimi ve Giysisinde Müşterek Maddî ve Mânevî Şartlar

a Giysinin giyenin cinsiyetine uygun olması

Giyimin maddî şartlarından biri de Elbisenin örtülmesi gereken yerleri örtmesi gereği kadar, içinde yaşanılan toplumun örfüne göre, erkeğin giydiği elbisenin kadın elbisesine, kadının giydiği elbisenin de erkek elbisesine benzememesidir, bir diğer anlatımla karşı cinsler arasında benzeşmeye sebep olmamasıdır. Çünkü Peygamberimiz,

Kadın elbisesi giyen erkeğe ve erkek elbisesi giyen kadına Allah lanet etsin.” buyurarak Kur’ân çizgisinde yaratılış düzeni ile çelişen bu uygulamayı yasaklamıştır.[1] Kadın giysileri gibi erkek elbiselerini içine alacak bir diğer mühim şart da elbiselerin canlı varlıkların resimleri ve motifleri ile desenli olmamasıdır.

b Elbisenin helâl maddelerden olması

Elbisenin helâl maddelerden yapılmış olması, Kur’ân’ın genel bir ifadeyle yasakladığı ölü hayvanın derileriyle, Sünnet’in yasak kapsamına aldığı yırtıcı hayvan derileri dışındaki maddelerden üretilmiş olmasıdır.[2]

Erkekler için getirilen bir diğer şart da onların giysilerin tabîi ipekten yapılmış olmaması ve altın takılar ihtiva etmemesidir. Çünkü Peygamberimiz, Kur’an doğrultusunda israf ve lüks türü haramlardan korunması gereken erkek yaratılışı ile çelişkili görerek ipek ve atın kullanımını erkeklere yasaklamıştır. ‐Allah şanını artırsın‐ O, şöyle buyurmuştur:

[“Altın ve ipek ümmetimin kadınlarına helâl, erkeklerine haram kılınmıştır.

Dünyada ipek giyen kimse Ahiret’te giyemez.”][3]

Peygamberimiz bir diğer hadîslerinde altın yüzük takmayı da ateşten kora parmak sokmak olarak vasıflandırmıştır. Bu sebeple meselâ mü’min tabîi ipekten üretilmiş gömlek giyemez. Altın yüzük, manşet ve kolye takamaz. Ancak, erkek elbiseleri için yakalara, kollara ve diğer bölümlere ipekten süs yapılabilir.[4] Harama konu elbiselerden kaçınmadıkça giyimde meşrûluğa ve güzele ulaşılamaz.

c Elbisenin sadelik içinde güzel olması

İslâmî giyimin maddî şartlarından biri de sadelik içinde güzel olması, bir diğer ifadeyle giyilen elbisenin vücuda uygunluğu ve renkleri arasında uyumluluğudur. Vücuda oldukça büyük gelecek bir giysi ile renkleri canlı ve birbirine zıt olan giysinin güzel bulunmayacağı, muhatapların gözlerine dokunacağı, bakışları yoracağı ve hafife alınma nedeni olacağı bir gerçektir. Bu sebeple vücuda uygunluğun ve renkler arası uyumun önemsenmesi gerekir. Giyimde örtünme yanı sıra güzellik de amaçlanmalıdır. Çünkü Rabbimiz Kur’ân‐ı Kerîm’de bize, giysileri güzelleşmemiz için verdiğini açıklamaktadır:

Ey Âdemoğulları! Size açığa vuramayacağınız Sev’ât’ınız olan ön ve arka organlarınızı örtmeniz ve güzellik nesnesi edinmeniz için katımızdan nimet olarak giysi maddeleri ve onları kullanma bilgisi verdik…[5]

Güzelleşmenin amaç edînilmesi gerektiği içindir ki Rabbimiz süs manasına da gelen zînet sözcüğünü elbise anlamında kullanarak kültür ocağı ve ibâdet yeri olan camilere süs nitelikli elbiselerle gidilmesini emretmiştir.[6]

Kur’ân çizgisine uyarılarda bulunup öğüt veren Peygamberimiz de giyimde sadelik içeren bir güzelliği amaçlanması gerektiğine fiili örnekler vermiş, yönlendirmelerde bulunmuştur.

Hz. Ebul‐Ehvas isimli sahâbî anlatıyor:

Döküntü bir elbise giyinmiş olduğum halde Hz. Peygamberin yanına geldiğimde Hz. Peygamberle aramda şu konuşma geçti:

(Ya Ebul Ahvas!) Malın var mı?

Var Ya Resûlallah! Ne gibi malların var?

Allah’ın bana verdiği deve, at, koyun, keçi… benzeri mallarım var.

(Ya Ebul‐Ahvas!) Allah sana mal verdiği zaman, verdiği mal nimetinin izleri üzerinde görülsün.[7]

Elbisenin güzelleştirilmesi lüzumunu Peygamberimizin aşağıdaki emirlerinden daha açık bir şekilde öğreniyoruz:

“(Ey Mü’minler!) Sizler mü’min kardeşlerinizin yanına gidecek, ilişkiler kuracaksınız. Bu sebeple beraberinizde götürdüğünüz eşyanın bakımı ve temizliğine önem veriniz. Elbiselerinizi düzene sokup güzelleştiriniz ki insanlar arasında bir benek gibi dikkat çekenlerden olunuz. Şüphesiz Allah çirkinliği ve çirkinliğin benimsenmesini sevmez.[8]

Elbisenin sadelik içinde güzel olması konusunun özellikle kadınlarımız tarafından yanlış değerlendirilmemesine bilhassa değinmek isteriz. Onlar giyimle ilgili açıklanan Kur’ân ve Sünnet’e uygunluk şartına özenle uyacaklar, giyimlerinde dişiliği değil, İslâmî kişiliği ön plana çıkaracaklardır. İslâmî anlamda elbisenin sadelik içinde güzellik vasfını taşıması ile kadının dişiliğini belirginleştirici süs olma vasfını taşıması, ayrı ayrı şeylerdir.[9] Sözü, Peygamberimizin konumuzu özetleyici öğütleri ile bağlayalım:

[“ Dinliyor musunuz, dinliyor musunuz, dinliyor musunuz? Giyimde sadelik îmandandır.” “İsrafa düşmeksizin, kibire/büyüklük duygusuna kapılmaksızın yiyiniz, giyiniz ve de Allah için veriniz…”][10]

d Elbisenin İslâm dışı din ve ideoloji bağlılarının giysilerine benzememesi

İslâmî ölçülere göre giyinmenin maddî şartlarından biri de elbisenin Budistler, Yahûdiler, Hıristiyanlar ve Materyalistler benzerleri İslâm dışı topluluklardan birine ait özel giysilerden biri olmaması veya onlardan biri olunduğu çağrışımını yaptıracak derecede benzememesidir. Çünkü Peygamberimiz, “İnançta, amelde, kılıkkıyafette bizden başkasına benzemek isteyenler bizden değildir.” buyurmuştur.11

Benzemeden korunmanın ana yolu İslâmî ölçülere uygun giyinmektir.

e Elbisenin helâl kazançla alınması

Giyimin müşterek fakat mânevî nitelikli şartlarından biri elbisenin helâl kazançlarla alınmasıdır.

İslâm, kazançları helâm ve haram olmak üzer ikiye ayırır. Yenilen gıdalar gibi giyilen elbiselerin de mutlaka katıksız helâl kazançlarla alınması gerekir. Faiz, içki‐kumar‐fuhuş işletmeciliği, emeği sömürü, rüşvet ve aldatma gibi insanlara zarar verici çizgide sağlanacak haram kazançlarla alınacak giysiler, dıştan kaliteli ve güzel görünseler de gerçekte lekelidirler, giyilemeyecek ölçüde pistirler. Maddi pisliklere bulaşmış elbiselerle insanların beğenisi kazanılamayacağı gibi onlarla da kazanılamaz. Haram kazançlı giysilerle kabul olunur ibâdet de yapılamaz, dua da edilemez.

‐ Allah şanını yüceltsin‐ Peygamberimiz bu gerçeği duânın kabul olunma şartlarını öğrettiğ bir hadîslerinde şöylece açıkla mıştır:

Kişi elini semaya doğru kaldırır. Ya Rab! Yarab! der, ister. Fakat yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır… Onun duası nasıl kabul olunur?

Haram giysilerle, Hak ve halk katında çirkinleşenler nasıl güzelleşebilirler! f Elbisenin kibirden korunarak giyilmesi

Giyimin müşterek ama mânevî şartlarından birisi de budur.

Büyüklük duygusu ve üstünlük iddiası olan Kibir ana haramlardan biridir. İslâmî ölçülere göre giyinmenin manevi şartlarından biri de elbiseyi kulca ve şükür duyguları içinde kibirden korunarak giymektir. Giyimi ibâdet haline dönüştürecek de budur. Burada bilinmesi gereken husus güzel giyimin bir vicdan pisliği olan kibirle doğrudan bağlantılı olmadığıdır. Nitekim, güzel giyinmeyi sevdiğini açıklayan ve bunun kibir olup olmadığını soran bir sahâbîye Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:

Hayır, güzel giyinme kibir değildir. Zira Allah güzeldir ve güzelliği sever. Kibir hakkı/doğruyu kabul etmemek ve insanları küçük görmektir.[11]

(Devam Edecek)

ALİ RIZA DEMİRCAN

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

[1] Ebu Davud Libas 1

[1] Ebu Davud, Libas 15

[2] Mâide 3, Ebu Davud, Libas 43

[3] Buhari Libas 15, Tirmizi Libas 1

[4] Fethül‐Kadîr 8/91

[5] Araf 26.

[6] Araf 31.

[7] et‐Tac 3/162.

[8] Ebu Davud Libas 25, Müsned 4/179‐180.

[9] İ. Mace Hn. 4001.

[10] M. Mesabih, Hn. 4345. 11      Tirmizi Hn. 2696.

[11] [1] Ebu Davud Libas 1

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.