
Kadının Erkeği Görmesi
Erkek alacağı kadını görebileceği gibi, kadın da alacağı erkeği görebilir. Hem kadının görme sınırları daha geniştir. Erkeğin avreti; yabancı kadınlara karşı örtmesi gerekli yerleri, göbekle diz kapakları arası olduğundan kadın, tâlibinin avreti dışındaki vücût organlarına bakabilir. Kadın bu hakkını kullanmalıdır. Kullanmalıdır ki kendi iradesiyle bir karara varabilsin. Zira ister kız, isterse dul olsun, kadın ancak tasvip ettiği bir erkekle evlendirilebilir. Ana‐baba, yetişkin kız çocuğunu da, dul kızını da istemediği bir evliliğe zorlayamaz.
Açıkladığımız bu husûsu Allah’ın Resûlü’nün sözlü ve fiilî sünnetiyle delillendirelim.
Onayı alınmaksızın kadın evlendirilemez
‐ Allah şanını ve bağlılarını artırsın‐ O şöyle buyurur:
“Dul kadın, kendisininin onayı alınmadan evlendirilemez. (Zira dul kadın kendisi için velîsinden daha çok yetkilidir.)
Bâkire de kendisininin izni alınmadan evlendirilemez.[1]
Sahâbîler sordular:
‐ Ya Resûlallah! Bâkirenin izni nasıldır?
‐ (Utanır da açık bir beyanda bulunmazsa) Susması izin vermesi anlamındadır.18
İslâmî ölçülere göre kız olsun dul olsun hiçbir kadın istemediği bir evliliğe zorlanamaz.
Peygamberimiz bu hususta sözlü uyarılarda bulunmakla yetinmez, fiilî örnekler de verirdi.
O, akrabasının ve yakın dostlarının kadınlarından birini evlendireceği zaman, onun yanına gelir ve ona şöyle buyururdu:
‐ Ey kızcağızım! Filanca kişi seninle evlenmek istiyor. Onu istemiyorsan, “Hayır” de. Zira hiçbir kişi “hayır” demekten sıkılmaz. Eğer istiyorsan sükût etmen/sessiz kalman bile arzuladığını gösterir.
‐ Salât ve Selâm üzerine olsun‐ O, kızı Hz. Fatıma’nın onayını da bu yöntemle alarak onu Hz. Ali ile evlendirmiştir.[2]
Yetişkin kız çocuğunun veya dul kadının istemediği kişi ile evlendirilememesi, onların istediğinin onaylanmasını da gerektirmez. Velî, damat adayının îmanî ve ahlâkî durumuna ağırlık vermeli, fiziki tercihini bütünüyle evlenecek kadına bırakmalıdır.
Kadının istediği aday onaylanmalıdır
Îmanî ve ahlakî durumları eşit adaylar arasında fakir de olsa kadının tercih ettiği taraf onaylanmalıdır.
Aşağıda sunacağımız hadîs bunu öğretmektedir.
Câbir b. Abdullah (r.a) anlatıyor.
Bir adam Allah’ın Resûlü’ne gelerek sordu:
‐ Ya Resûlallah! Bir yetim kızımız var. Biri zengin diğeri fakir olmak üzere iki taliplisi var. Biz zengin olanı, o ise fakir olanı tercih ediyor. Ne buyurursunuz?
‐ Birbirini sevenler için evlenmekten daha uygunu görülüp‐bilinmedi.[3]
Yukarıdaki hadîslere ve benzerlerine dayanarak İslâm bilginlerinin büyük çoğunluğu, istemediği halde evlendirilen dul kadın gibi, yetişkin bâkirenin de nikâhını feshettirebileceği; geçersiz kılabileceği görüşündedirler.[4]
Çünkü bu, Allah’ın Resûlü’nün tatbikatıyla açıklık ve kesinlik kazanmış bir husûstur.
Baskı ile yaptırılan evlilik geçersizdir
Öneminden ötürü tatbikatı/uygulamayı ihtiva eden iki hadîsi burada sunmakta fayda görüyoruz.
Anlatımına göre, dul olan Hensa bint‐i Hızâmil‐Ensariyye’yi kendisi istemediği halde babası evlendirince, gelip Allah’ın Resûlü’ne durumunu arzetti.
Allah’ın Resûlü de babasının evlendirme işlemini reddedip, geçersiz saydı.[5]
Hz. Âişe’nin anlatımına göre genç bir kız Hz. Aişe’nin yanına gelir ve şöyle der:
‐ Ben istemediğim halde değersiz kişiliğini benimle yüceltmek için babam beni kardeşinin oğluna verdi.
Hz. Aişe, Allah’ın Resûlü (sav) gelinceye kadar oturuver. (Gelince şikâyetini bizzat iletirsin) dedi. Hz. Peygamber geldi. Kızcağız da şikâyetini O’na arzetti.
Hz. Peygamber babasına haber gönderip, onu çağırttı. Evleneceği erkeğin seçim kararını verme hakkını kıza verdiğini açıkladı.
(Bu gelişme üzerine) Kızcağız şöyle dedi:
‐ Ya Resûlallah! Ben babamın yaptığını onayladım. Fakat ben kadınların evlilik konusunda yetkili olup olmadıklarını bilmek istedim. (Bunun için size gelip şikâyet ettim ki bu mevzûda kesin talimatınızı veresiniz de, babalar hatalarını sürdürmesinler.)”[6]
Kız veya dul kadın kararını verebilmesi için, elbette ki tâlibini görmesi, durumunu incelemesi lâzımdır. Arzu eder, ortamını da bulursa, tâlibinin göbekle diz kapakları arası dışındaki vücût organlarına da bakabilir.
Bu durumda kadın aleyhine erkekde olabilecek ve zifafla bilinebilecek başlıca kusur, cinsel iktidarsızlık olabilir.
Cinsel iktidarsızlık halinde ise kadının mahkeme yoluyla nikâhı feshettirme hakkı vardır.[7]
Kadının ve erkeğin birbirlerini görmesi gereğine ilişkin açıklamalarımızı bir önemli husûsa daha değinerek noktalayalım:
Taraflar, birbirlerinin yaş ve eğitim durumlarını gizlememelidirler. Dış gönüntülerinde yanılgıya düşürücü davranışlardan da sakınmalıdırlar. Bunun içindir ki Peygamberimiz “Bizi aldatanlar bizim yolumuzda değildirler.” buyurmuş, mesela saçlarını siyaha boyatan erkeklerin bu durumlarını kadınlara duyurmalarını emretmiştir.25
Velî tarafından gösterilmesi gereken hassasiyet/duyarlılık
İslâm bilginlerinin bir kısmı, Kur’ân’ın Bakara sûresinin 230. ve 232. âyetleri çizgisinde yetişkin kız çocuğunun; özellikle de dul kadının velî (baba, dede, ana‐baba bir erkek kardeş…) onayını almaksızın, mehr‐i misil veren bir dengi ile evlenebileceği ve bu evliliğe hukûken müdâhale edilemeyeceği şeklinde devrimizde bile dikkatleri çekecek şekilde kapsamlı ictihatlarda bulunmuşlardır.
Ne var ki, ne derece hûkukî yetkilere kavuşturulursa kavuşturulsun, pek çok kız çocuğunun yalnız başına karar veremeyeceği bir gerçektir. Bu sebeble kararın veli onayıyla alınması daha uygundur. “Nikâh ancak velinin onayı ve iki şahidin tanıklığı ile geçerlilik kazanır.” şeklindeki hadîsin böyle anlaşılması gerekir.[8] Kaldı ki Kur’ân da veliyi ‐taraf olarak değilse de‐ denetleyici olarak gerekli görmektedir.[9]
Eğer ergin kız, yetkisini velîye verirse, velî, tâlibin inancına, ahlâkına, maddî durumuna, fizik yapısına ve yaşına bakmalıdır. Ama başta dindarlık olmak üzere fiziki yapıyı ve yaşı ön planda değerlendirmelidir. Çünkü evlilik içi cinsel hayatın beklenen sonuca ulaştırıcı olabilmesi için, fizik ve yaş uyumuna ihtiyaç vardır. Bu durum özellikle kadın açısından önemlidir. Çünkü onun için tek erkek, kocasıdır.
Fizik ve yaş uyumunun öneminden ötürüdür ki Allah’ın Resûlü şöyle buyurmuştur:
[“Kadınları istemedikleri kişilerle evlendirmeyiniz.”
“… Denginiz olanlarla evleniniz. Birbirlerinin dengi olanları evlendiriniz.”][10]
Halîfe‐i müslimin olduğu dönemde Hz. Ömer’e evlendirildiği yaşlı kocasını öldüren genç bir kadını getirdiler. Bu olay sebebiyle Hz. Ömer şöyle buyurdu:
“Ey İnsanlar! Allah’dan korkun, erkek kadınlardan dengini alsın. Kadın da erkeklerden dengine varsın.”[11]
Yukarıda açıklamaya çalıştığımız fizik ve yaş uyumu, gözetilmesi gerekendir. Ancak bâkire veya dul kadın, baskıya uğratılmaksızın ve fikri çelinmeksizin kendi arzusuyla dindar ve çirkin veya dindar ve yaşlı bir erkeği sevip tercih edebiliyorsa, bu seçimine de müdâhale edilmemelidir.
Allah’ın Resûlü’nün hayatını bilenler için burada hatırlanacak önemli bir husus vardır. O da, O’nun takriben ellidört yaşında iken ergenlik çağına ulaşmış olgun genç bir kız iken nikâhladığı Hz. Aişe ile olan evliliğidir.[12]
Acaba bu evlilikteki yaş farkı, olumsuz bir örnek olarak görülemez mi?
Sevgili Peygamberimiz bir asrın, bir milletin veya belirli bir ülkenin Peygamberi değildir. O, Kıyâmet Günü’ne kadar gelecek bütün asırların, tüm milletlerin ve de bütün ülkelerin Peygamberidir.
O, yalnız normal şartların değil, istisnaî şartların ve olumsuz ortamların da Peygamberidir.
Bunun içindir ki Peygamberimiz genç yaşlarında iken iki kocadan dul çocuklu bir kadın olan Hz.Hatice ile evlenerek onunla, onun ölümüne kadar 28 yıl süren tek eşli bir hayatın örneğini verdiği gibi olgunluk döneminde ‐18 yaşında olduğu da ileri sürülen‐ Hz.Âişe ile evlenerek de genç bir kadınla evliliğin örneğini vermiştir ki bu gibi örneklere insanlık muhtaçtır.
Allah’ın Resûlü’nün elli dört yaşındayken genç bir kızla evlilik hayatını başlatması, başlatılabileceğinin delilini vermekte ise de, bunu bağlayıcı bir kâide olarak şumûllendirmek/kapsamlandırmak son derece hatalıdır.
Çünkü Allah’ın Resûlü Peygamberimizin maddî ve manevî ayrıcalıkları vardır:
A-Erkek güzelidir. Simsiyah saçlı, iri gözlü, inci dişli ve uzuna yakın boyludur. Vücûdu kemikli ve mutedildir. Sözün özü erkek güzelidir.
B-Sahâbîlerinin değerlendirmesine göre farklı ve güçlüdür.
C-Temelleri atılan Medine İslâm Devleti’nin başkanıdır.
D-Bütün bunların ötesinde ve üstünde insanlığın ihtiyaç duyabileceği istisnaî örnekleri de sunmak konumunda olan Allah’ın son elçisidir. Ebedî hayatın da zirve şahsiyetidir. Böyle olduğu için de istememiş, istenmiştir.
‐ Allah bağlılarını artırsın‐ O’nun özelliklerine sâhip olan, üstelik arzulanan bir erkeğin genç bir kadınla evlenmesinde elbetteki hiçbir sakınca yoktur.
(Devam Edecek)
MİRATHABER.COM
DİP NOTLAR
[1] Sıçrama veya hayz sebebiyle bekâretini yitiren kadın, bâkire hükmündedir. Bak. Cevherütün‐Neyyire 2/9. 18 S. Nesâî 6/85
[2] Levâmiul‐Ukûl 5/442, M. Zevâid 4/278; İ. Saad et‐Tabakatül‐Kübra 8/20
[3] M. K. Ummal 6/391‐2, İ. Mace Hn. 1847.
[4] Tirmizî Nikâh 17 (Hn. 1107)
[5] Buhârî Nikâh 42
[6] S. Nesâî Nikâh es‐Seyyid Yüzevvicü Ebûha… (6/86)
[7] Kur’ân ve Sünnet’in rûhuna aykırı olarak babasının bâkireyi dengi ile evlenmeye zorlayabileceğini ileri süren ve çok küçük bir azınlığı teşkil eden bilginler bile, erkeklikten yoksun olanla evlenmeye zorlayamayacağını ifade etmektedirler. Bak. H. İ. ve İ. F. Kamûsu 2/57. 25 Tirmizî Büyû 72; Feyzül‐ Kadîr Hn. 580
[8] Keşfül‐Hafâ Hn. 3092; Ebû Davûd Nikâh 20
İslâm öncesi câhiliyet toplumunda kendi başına aldığı kararla evlenen kadınlar, zinâcı gibi değerlendirilirlerdi. Allah’ın Rasûlü, veliyi denetleyici kılan Kurân doğrultusunda bu olguyu da dikkate alarak, velinin onayını tavsiye buyurmuşlardır.
[9] Bakara 230, 232, 234
[10] M. K. Ummal 6/394, 395
[11] M. K. Ummal 6/396
Mutlu bir evlilik için denkliğin fizik ve yaş uyumu yönünden değerlendirilmesi gerektiği gibi, sosyal etkinlik ve kültürel yönden değerlendirilmesi de gerekir.
[12] Hz.Âişe’nin evlilik yaşı için bak. Bünyamin Erol, Hz.Âişe Kaç Yaşında evlendi? Dokuz mu, Ondokuz mu? İslâmi Araştırmalar Der. cilt 19,sayı 4.