
Prof. Dr. Kutluk Özgüven’in “Kadın Kovan Mescitler” başlıklı yazısı üzerine kıymetli bir okurumuzun, kadınların mescitlere gitmesinin doğru olmadığı yönünde bir değerlendirmesi oldu. Elbette farklı bir dinî kanaate sahip olmasına saygı duyuyoruz. Ancak burada önemli olan, bir hadisi diğer sahih hadis ve uygulamalardan bağımsız değerlendirmemektir. “Kadının evinde kıldığı namaz daha hayırlıdır” hadisinden hareketle “kadın camiye gidemez” şeklinde mutlak bir hüküm çıkarmak da doğru değildir. Zira Hz. Peygamber döneminde kadınların mescitlere gittiklerini, cemaatle namaz kıldıklarını ve bayramlarda topluca ibadete katıldıklarını gösteren sahih rivayetler bulunmaktadır. Dolayısıyla mesele, bir tarafı yok sayarak değil, bütün hadisleri birlikte okuyarak ele alınmalıdır.
İslam’da bir hükmü anlamanın en sağlıklı yolu, tek bir rivayeti diğer hadislerden bağımsız değerlendirmek değil, Hz. Peygamber’in (sav) bütün uygulamalarını ve sözlerini birlikte ele almaktır. Kadınların camide namaz kılması meselesi de bu açıdan dikkatle değerlendirilmesi gereken konulardan biridir.
Hz. Peygamber’in (sav) Ümmü Seleme validemizden rivayet edilen bir hadisinde, “Kadının evindeki namazı, odasındaki namazından; odasındaki namazı, evinin avlusundaki namazından; evinin avlusundaki namazı da kavminin mescidindeki namazından daha hayırlıdır” buyurduğu aktarılır.
Bu hadis, kadın için namazın daha mahrem ve örtülü bir ortamda eda edilmesinin faziletine işaret etmektedir. Ancak bu ifadeyi, “Kadın camiye gidemez” şeklinde mutlak bir yasağa dönüştürmek, Hz. Peygamber’in diğer sahih hadis ve uygulamalarıyla bağdaşmamaktadır.
Çünkü aynı Peygamber, başka bir hadisinde açıkça, “Kadınlarınızı mescitlerden men etmeyin” buyurmuştur.
Öyleyse ortada bir çelişki yoktur. Bir tarafta izin, diğer tarafta fazilet vardır.
Kadının camiye gitmesi yasak değildir; fakat kendi evi, mahremiyet ve güvenlik bakımından onun için daha hayırlı bir ibadet ortamı olabilir.
Nitekim Hz. Peygamber döneminde kadınlar mescide gidiyordu. Sabah ve yatsı namazlarına katılıyor, cemaatle namaz kılıyorlardı. Hatta Peygamber Efendimiz bir sabah namazında namazı uzatmayı düşünürken bir çocuğun ağladığını işitmiş, çocuğun ağlamasının annesine sıkıntı verebileceğini düşünerek namazı kısaltmıştır.
Bu olay bize çok şey anlatıyor.
Demek ki o mescitte sadece erkekler yoktu. Çocuklarıyla birlikte kadınlar da bulunuyordu.
Bayram namazları konusunda ise mesele daha da açıktır. Ümmü Atıyye validemizin rivayetine göre Resûlullah (sav), kadınların bayram günlerinde dışarı çıkmalarını istemiş; genç kızların, evlerinde bulunan kadınların ve hatta hayızlı kadınların dahi bayram yerine gelmelerini emretmiştir. Hayızlı kadınlar namaz kılmayacak, fakat Müslümanların duasına ve hayrına şahit olacaklardı.
Peki, bütün bunlar bize ne söylüyor?
Bize şunu söylüyor: İslam’ın kadın konusunda ortaya koyduğu ölçü, “Kadın evinden çıkmasın” şeklinde mutlak bir anlayış değildir.
Asıl mesele; ibadetin mahremiyet, güvenlik, edep ve toplumun şartları içerisinde nasıl gerçekleştirileceğidir.
Nitekim Hz. Âişe validemiz, Peygamberimizin vefatından sonra kadınların davranışlarında meydana gelen değişiklikleri gördüğünde, “Allah Resûlü onların sonradan ortaya çıkardıkları şeyleri görseydi, onları mescitten men ederdi” anlamında bir değerlendirmede bulunmuştur.
Burada dikkat çekici olan şudur: Hz. Âişe, “Peygamber zaten kadınların camiye gitmesini yasaklamıştı” dememektedir. Aksine, şartların ve insanların davranışlarının değişebileceğine dikkat çekmektedir.
Bu durum, kabir ziyareti konusunu da hatırlatmaktadır. Hz. Peygamber bir dönem kabir ziyaretini yasaklamış, daha sonra “Artık kabirleri ziyaret edin” buyurmuştur. Çünkü toplumun şartları ve insanların kabirlere yaklaşım biçimleri değişmiştir.
Buradan hareketle kadınların namazı meselesinde de yapılması gereken, hadisleri birbirine karşı çıkarmak değil, bir bütün olarak okumaktır.
Kadının evinde namaz kılması faziletli olabilir. Fakat bu, camiye gitmesinin haram olduğu anlamına gelmez.
Kadınların Hz. Peygamber döneminde mescitte bulunmuş olması da bunun en açık göstergelerindendir.
Asıl problem, bir hadisi diğer hadislerden koparıp tek başına mutlak bir hükme dönüştürmektir.
Çünkü sünnet, tek bir cümleden ibaret değildir.
Sünnet; söz, uygulama, şartlar ve bütünlük içerisinde anlaşılır.
Dolayısıyla mesele “Kadın evde mi, camide mi?” sorusundan önce şu soruyla ele alınmalıdır:
Hz. Peygamber kadınların ibadet hayatını nasıl düzenledi ve hangi şartlarda hangi tercihi daha faziletli gördü?
İşte hadisleri doğru anlamanın yolu da tam olarak buradan geçmektedir.
SONUÇ OLARAK;
Sonuç olarak Hz. Peygamber’in (sav) dönemine, yani Asr-ı Saadet’e baktığımızda kadınların mescitlerden ve toplu ibadet hayatından tamamen uzak tutulmadığını açıkça görüyoruz:
İSLAMİ HABER “MİRAT”
ÜNİVERSİTELER DOGMA KABUL ETMEZ: İNKILÂP TARİHİ DERSİ KALDIRILMALIDIR Almanya’da ilkokuldan yüksek lisansa kadar uzanan sosyal…
Hükûmete Nafaka Zulmünü Bitirecek Teklifimiz KUR’ÂN BOŞANMA NAFAKASINI NASIL ÇÖZÜYOR? İslam Aile düzeninde kadın, evlilik…
KADER NEDEN İMANIN GEREĞİ İsra Suresi 13 ve 14. ayetlerde Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: وَكُلَّ…
Obama ve Harris’ten Yapay Zeka Çağrısı: "Gelişimi Durduramayız Ama Yönlendirebiliriz" ABD’de yapay zeka teknolojilerinin hızla…
Altan Tan’dan DEM Parti’ye: “Bu Yaptığınız Dolandırıcılık” Altan Tan, DEM Parti’nin muhafazakâr seçmenleriyle ilişkisini eleştirdi.…
GÖZÜ DOYMAZLAR DÜNYASI İnsanlık tarihi, bir yanda akıl almaz bir medeniyet, bilgi ve imar faaliyeti;…