islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,2705
EURO
55,2972
ALTIN
6.644,78
BIST
12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
24°C
İstanbul
24°C
Açık
Pazar Parçalı Bulutlu
25°C
Pazartesi Az Bulutlu
24°C
Salı Hafif Yağmurlu
17°C
Çarşamba Yağmurlu
16°C

Kadının Namazı Evde mi, Mescitte mi? Hadisleri Birlikte Okumak

Kadının Namazı Evde mi, Mescitte mi? Hadisleri Birlikte Okumak
A+
A-

Kadının Namazı Evde mi, Mescitte mi? Hadisleri Birlikte Okumak

Prof. Dr. Kutluk Özgüven’in “Kadın Kovan Mescitler” başlıklı yazısı üzerine kıymetli bir okurumuzun, kadınların mescitlere gitmesinin doğru olmadığı yönünde bir değerlendirmesi oldu. Elbette farklı bir dinî kanaate sahip olmasına saygı duyuyoruz. Ancak burada önemli olan, bir hadisi diğer sahih hadis ve uygulamalardan bağımsız değerlendirmemektir. “Kadının evinde kıldığı namaz daha hayırlıdır” hadisinden hareketle “kadın camiye gidemez” şeklinde mutlak bir hüküm çıkarmak da doğru değildir. Zira Hz. Peygamber döneminde kadınların mescitlere gittiklerini, cemaatle namaz kıldıklarını ve bayramlarda topluca ibadete katıldıklarını gösteren sahih rivayetler bulunmaktadır. Dolayısıyla mesele, bir tarafı yok sayarak değil, bütün hadisleri birlikte okuyarak ele alınmalıdır.

Kadının Namazı Evde mi, Mescitte mi? Hadisleri Birlikte Okumak

İslam’da bir hükmü anlamanın en sağlıklı yolu, tek bir rivayeti diğer hadislerden bağımsız değerlendirmek değil, Hz. Peygamber’in (sav) bütün uygulamalarını ve sözlerini birlikte ele almaktır. Kadınların camide namaz kılması meselesi de bu açıdan dikkatle değerlendirilmesi gereken konulardan biridir.

Hz. Peygamber’in (sav) Ümmü Seleme validemizden rivayet edilen bir hadisinde, “Kadının evindeki namazı, odasındaki namazından; odasındaki namazı, evinin avlusundaki namazından; evinin avlusundaki namazı da kavminin mescidindeki namazından daha hayırlıdır” buyurduğu aktarılır.

Bu hadis, kadın için namazın daha mahrem ve örtülü bir ortamda eda edilmesinin faziletine işaret etmektedir. Ancak bu ifadeyi, “Kadın camiye gidemez” şeklinde mutlak bir yasağa dönüştürmek, Hz. Peygamber’in diğer sahih hadis ve uygulamalarıyla bağdaşmamaktadır.

Çünkü aynı Peygamber, başka bir hadisinde açıkça, “Kadınlarınızı mescitlerden men etmeyin” buyurmuştur.

Öyleyse ortada bir çelişki yoktur. Bir tarafta izin, diğer tarafta fazilet vardır.

Kadının camiye gitmesi yasak değildir; fakat kendi evi, mahremiyet ve güvenlik bakımından onun için daha hayırlı bir ibadet ortamı olabilir.

Nitekim Hz. Peygamber döneminde kadınlar mescide gidiyordu. Sabah ve yatsı namazlarına katılıyor, cemaatle namaz kılıyorlardı. Hatta Peygamber Efendimiz bir sabah namazında namazı uzatmayı düşünürken bir çocuğun ağladığını işitmiş, çocuğun ağlamasının annesine sıkıntı verebileceğini düşünerek namazı kısaltmıştır.

Bu olay bize çok şey anlatıyor.

Demek ki o mescitte sadece erkekler yoktu. Çocuklarıyla birlikte kadınlar da bulunuyordu.

Bayram namazları konusunda ise mesele daha da açıktır. Ümmü Atıyye validemizin rivayetine göre Resûlullah (sav), kadınların bayram günlerinde dışarı çıkmalarını istemiş; genç kızların, evlerinde bulunan kadınların ve hatta hayızlı kadınların dahi bayram yerine gelmelerini emretmiştir. Hayızlı kadınlar namaz kılmayacak, fakat Müslümanların duasına ve hayrına şahit olacaklardı.

Peki, bütün bunlar bize ne söylüyor?

Bize şunu söylüyor: İslam’ın kadın konusunda ortaya koyduğu ölçü, “Kadın evinden çıkmasın” şeklinde mutlak bir anlayış değildir.

Asıl mesele; ibadetin mahremiyet, güvenlik, edep ve toplumun şartları içerisinde nasıl gerçekleştirileceğidir.

Nitekim Hz. Âişe validemiz, Peygamberimizin vefatından sonra kadınların davranışlarında meydana gelen değişiklikleri gördüğünde, “Allah Resûlü onların sonradan ortaya çıkardıkları şeyleri görseydi, onları mescitten men ederdi” anlamında bir değerlendirmede bulunmuştur.

Burada dikkat çekici olan şudur: Hz. Âişe, “Peygamber zaten kadınların camiye gitmesini yasaklamıştı” dememektedir. Aksine, şartların ve insanların davranışlarının değişebileceğine dikkat çekmektedir.

Bu durum, kabir ziyareti konusunu da hatırlatmaktadır. Hz. Peygamber bir dönem kabir ziyaretini yasaklamış, daha sonra “Artık kabirleri ziyaret edin” buyurmuştur. Çünkü toplumun şartları ve insanların kabirlere yaklaşım biçimleri değişmiştir.

Buradan hareketle kadınların namazı meselesinde de yapılması gereken, hadisleri birbirine karşı çıkarmak değil, bir bütün olarak okumaktır.

Kadının evinde namaz kılması faziletli olabilir. Fakat bu, camiye gitmesinin haram olduğu anlamına gelmez.

Kadınların Hz. Peygamber döneminde mescitte bulunmuş olması da bunun en açık göstergelerindendir.

Asıl problem, bir hadisi diğer hadislerden koparıp tek başına mutlak bir hükme dönüştürmektir.

Çünkü sünnet, tek bir cümleden ibaret değildir.

Sünnet; söz, uygulama, şartlar ve bütünlük içerisinde anlaşılır.

Dolayısıyla mesele “Kadın evde mi, camide mi?” sorusundan önce şu soruyla ele alınmalıdır:

Hz. Peygamber kadınların ibadet hayatını nasıl düzenledi ve hangi şartlarda hangi tercihi daha faziletli gördü?

İşte hadisleri doğru anlamanın yolu da tam olarak buradan geçmektedir.

SONUÇ OLARAK;

Asr-ı Saadet’te Kadınlar Mescitteydi

Sonuç olarak Hz. Peygamber’in (sav) dönemine, yani Asr-ı Saadet’e baktığımızda kadınların mescitlerden ve toplu ibadet hayatından tamamen uzak tutulmadığını açıkça görüyoruz:

  • Kadınlar vakit namazlarında mescide gitmişlerdir. Sabah ve yatsı namazları da dahil olmak üzere cemaatle namaza katılmışlardır.
  • Kadınlar cuma namazlarına katılmışlardır. Cuma namazı kadınlara erkekler gibi farz olmamakla birlikte, mescide gelip cemaate katılmalarına engel olunmamıştır.
  • Kadınlar bayram namazlarına katılmışlardır. Hz. Peygamber, kadınların bayram günü dışarı çıkmalarını istemiş; hatta hayızlı kadınların dahi namaz kılmaksızın Müslümanların duasına ve hayrına şahit olmalarını emretmiştir.
  • Kadınlar çocuklarıyla birlikte mescitte bulunmuşlardır. Peygamber Efendimiz, bir çocuğun ağlamasını duyduğunda annesine güçlük vermemek için namazını kısaltmıştır.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar
  1. Cenk Cemil dedi ki:

    Mirathaber olarak Ne yapılmak isteniyor ? Yani, fitne ve fucurun kol gezdiği günümüzde İslâm Ümmeti büytün mesellerini hallleti de bir ek kadınalrın camilere gidip cemate katılmaları mı kaldı ?.. Asr- Saadette müslümların nüfusu çok olmadığından kadınlar (kendilerine cemaate katılmak sünnet veya vacib olömadığı halde) erkeklerin arkasında namazlara iştirak etmişlerdir. O zamanın mescid ve camilerinde bu katılım olabiliyordıu. Ama, günümüzde bu cami ve mescidlerin elverişli olmaması yüzünden doğru değildir. Yazıyı asna şahsın önceki yazısının altına bunun se beplerini bildirmişzidir. Herkes söyledikelrinin ve yaptıkalrının hesabını vereceği mahşer gününe hazır olsun diyoruz…

    CUM’A NAMAZI KIMLERE FARZDIR?
    630 Hz. Cabir (ra)’den rivayet edilen bir Hadis-i Serif’te Resûl-i Ekrem (sav)’in: “Allahû Teâla (cc)’ya ve ahiret gününe iman eden bir kimseye Cum’a Namazi farzdir. Ancak seferi halde bulunan kimseye, kadina, çocuga, köleye ve hasta olana farz degildir. Kim birtakim eglence veya ticari islerinden dolayi Cum’a Namazina gitmeyip, ondan kendini müstagni sayarsa, Allahû Teâla (cc)’da rahmetini ve magfiretini ondan uzak tutar. Zira Allahû Teâla (cc) kimseye muhtaç degildir. Allahû Teâla (cc) herseyden müstagnidir, hep övülmeye layiktir”(489) buyurdugu bilinmektedir. Yine Abdullah b. Amr (ra)’dan rivayet edilen bir Hadis-i Serif’te; kadinlara, çocuklara, hasta olan kimselere ve esaret altinda olanlara Cum’a Namazi’nin farz olmadigi beyan buyurulmustur.

    631 Resûl-i Ekrem (sav)’in emirlerini esas alan Hanefi Fûkahasi; bir kimseye Cum’a Namazi’nin farz olmasi için, su sartlarin bulunmasi gerektiginde ittifak etmislerdir:
    1) Hür olmak.
    2) Erkek olmak.
    3) Mukim olmak.
    4) Sihhatli olmak. Bu dört sart Kafi’de zikredilmistir.
    5) Yürümeye gücü yetmek.

    Bu sart Bahru’r Raik’te zikredilmistir.(490) Her kim; “- Efendim Cum’a Ayet-i Kerimesi’nde “Ey iman edenler” hitabi vardir. Dolayisiyle ben bu sartlari kabul etmem” iddiasinda bulunursa Resûl-i Ekrem (sav)’i yalanlamis olur. Zira “Mücmel” olan bütün Ayet-i Kerimeler; Resûl-i Ekrem (sav) tarafindan tefsir olunmustur. Mesela: Allahû Teâla (cc) zekati farz kilmis; ancak hangi maldan, hangi süre içerisinde, ne kadar verilecegini Ayet-i Kerime ile izah buyurmamistir. Bütün bunlar Resûl-i Ekrem (sav) tarafindan tefsir olunmustur. Yine hangi namazin kaç rek’at olarak edâ edilecegi Resûl-i Ekrem (sav) tarafindan ta’lim buyurulmustur. Bu hususta binlerce misal vermek mümkündür. Hiç kimsenin Resûl-i Ekrem (sav)’e muhalefet etme hakki yoktur. Çünkü Allahû Teâla (cc) Resûl-i Ekrem (sav)’e itaat etmemizi farz kilmis ve O’nun bizi Sirat-i Müstakim’e davet ettigine sehadette bulunmustur.(491)

    632 Imam-i Azam Ebû Hanife (rha)’ye göre; bir mükellef baskasinin kudreti ile kudretli olamaz. Dolayisiyle Hadis-i Serif’te beyan buyurulan “Hasta” mefhumuna: Ayaga kalkmaya gücü yetmeyen felçli kimseler ve gözleri görmeyen amalar da dahildir. Nitekim Feteva-i Hindiyye’de: ” Cum’a Namazi sürekli oturan felçli kimselere icma’en farz degildir. Muhiyt’te de böyledir. Kötürüm olan bir kimseyi mescide götürecek kimse bulunsa dahi, Cum’a üzerine farz olmaz. Zahidi’de böyle zikredilmistir. Kör olan kimseye de; elinden tutup camiye götürecek sahis bulunsa dahi Cum’a Namazi farz degildir. Siddetli yagmur ve zalim hükümdardan gizlenmek de, mükellef üzerinden Cum’a’nin farziyetini düsürür. Fethû’l Kadir’de de böyledir”(492) hükmü kayitlidir.Önce “Iyd” kelimesi üzerinde duralim. Bu kelime “Avdet”den alinmistir. Avdet; dönmek manasinadir. Bayramlara “Iyd” denilmesi ûlema’dan bazilarina göre, her sene tekerrür ettikleri içindir.(542) Muteber bütün fikih kitaplarinda; ” Cum’a Namazi babindan” hemen sonra, bayram namazlari konu edilmistir. Hatta Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat’in “Akaid” kitablarinda: “Cum’a ve Bayram namazlarinin edâsi için ûlû’lemr’e ihtiyaç vardir”(543) denilmek suretiyle, iki namaz yine bir arada zikredilmistir. Ibn-i Abidin: Cevhere’de söyle denilmistir: “Bayramla Cum’a’nin münasebeti meydanda olup, sudur: Bunlarin her ikisi de, büyük cemaatle kilinir. Ikisinde de kiraat asikare okunur. Hutbeden maada; birinin sarti ne ise digerinin sarti da odur. Cum’a Namazi kime farz ise, bayram da ona vacibtir. Cum’a Namazi’nin evvel zikredilmesi farz oldugu ve çok tekerrür ettigi içindir”(544) hükmünü zikreder.
    653 Imam-i Merginani: “Bayram Namazi, üzerine Cum’a namazi farz olan her mükellefe vaciptir”(545) hükmünü beyan etmektedir. Dolayisiyle bir kimsenin üzerine “Bayram Namazi’nin” vacib olmasi için:
    1) Hür olmalidir: Köle ve esir olan mü’minlere vacib degildir. 2) Erkek olmalidir. 3) Mûkim olmalidir. 4) Sihhatli olmali ve yürümeye gücü yetmelidir. Kötürüm, felçli ve âmâ olan kimselere vacip degildir.
    Kaynak : Emanet ve Ehliyet

  2. Nuh dedi ki:

    Bu bir kadını dışarda tutma evden çıkarma (emperyalizm) projesidir. İlk önce kadın çalışma hayatına en yüksek oranda katarak sömürmek ve aile kurumunu yok etmek amaçlanmaktadır. Bu projeye dahil olan müslüman kadınlara yönelik bir istek yazısı olmuş, güncel durum bu çocuklara ana okulu, kadınlara mescit şart!

  3. Nazmi Uçkan dedi ki:

    İnsan güdülmez.kadınıda,erkeğide koruyacak olan tek muhafızları İMANLARIDIR.hele günümüzde fahşiyatın cep telefonlarıyla ceblerimize kadar girdiği düşünülürse,her iki cinside koruyacak olan her türlü şirkten uzak sahih imanlarıdır.öyle erkekler varki Allah’ın ipine cuma ve bayram namazlarında yapışıyorlar.kadınları mescitlerden uzak tutmak,islamla aralarına duvar örmektir.mezhepler din ihdas edemez,ne demek cuma için erkek olma şartı?

    1. Cenk Cemil dedi ki:

      Çok bilmiş Nazmi ! Önce iman et ondansonr gel ! İslâmda Müçtehid İmamların ve ulemanın İTTİFAK EDİP – İCMA ettikleri hususlara iman etmek farzdır. Sen daha henzü bir ilmihal bilgisine bile sahip değilsin, gelmiş burda ajhkâm kesiyorsun ! Hadi ordan MUNAFIK !