
Ahzab Suresi 35. Ayet-i Kerimede Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
“Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü’min erkeklerle mü’min kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah’a derinden saygı duyan erkekler, Allah’a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.”
Bu Ayet-i Kerimeden anladığımız, Allah Teâlâ huzurunda kadın ve erkek insan olarak, iman olarak, şuur olarak, ibadetler olarak denktir. Kadınların mescitlere girdiği, ibadet ettiği, hatta cuma gününde mescide gittiği, iffetlerini koruyarak toplantılarda yer aldığına ilişkin ayetlerin yanı sıra çok sayıda hadis de bulunmaktadır. Kadınlar, genç kızlar, mescitlere rahatça girebilmeli, mescidi Allah’ın evinde ibadet için kendisinin öz mekânı gibi görebilmelidir.
Mescidin önemi günümüz toplumunda kadın açısından daha da artmıştır. Toplumsal düzen sonucunda, ekonomik zorlamayla ya da kendi istekleriyle milyonlarca Müslüman kadınımız çalışma hayatına girmiş, evlerinden uzak yerlerde çalışmaktadır. Ergenlik ve sonrasındaki milyonlarca kadınımız lise, üniversite, eğitim çağında yine evlerinden uzağa gitmektedir. Alışveriş yapan, ziyaretlerde bulunan kadınlarımız da gündüz saatlerinde dış mekânlardadır. Kısaca günümüzde kadınların daha hareketli olduğu, şehrin, ülkenin uzak noktalarında bulunduğu açıktır.
Bu nedenle kadınların mescitleri huzur buldukları, kendi evleri gibi gördükleri, namaz ibadeti ile birlikte tefekkür, temizlik, hatta şehir içinde erkeklerin sesinden ve varlığından biraz uzaklaşıp Rablerine sığınacakları bir nokta olarak kabul etmeleri sağlanmalıdır. Oysa durum bunun tam tersidir. Camilerde, mescitlerde, kadınlar huzur bulmak bir yana, kendilerine görülen ikinci sınıf insan muamelesine rağmen ibadetlerini yapıp, üzüntüyle buraları terk etmektedir.
Kadının mescitlerde huzurunu engelleyen birinci mesele erişim, onlara ayrılan dar yerlerdir. Genelde camilerin, mescitlerin bazen tabelası olmayan merdivenlerinden, sorunlu kapılarından çıkıp kadın mahfillerine gitmektedirler. Ancak bu mahfiller çoğu zaman dar, elverişsiz ve caminin mimarisini, rahatlık veren açık alanları kapatan bölümlerdir.
Kadın mahfillerinin bir sorunu da hijyen sorunudur. Bazı kadın mahfilleri erişimleri zor olduğu için erkeklere ayrılan bölgeler kadar sık temizlenmemekte, ihmal sonucunda toz birikmekte, bunlar rutubetlenerek kesif bir ayak mantarı kokusu yaymaktadır. Kadınların erkeklerden daha fazla hijyene önem vermesine rağmen her ikisinin de tuvaletleri genelde temiz değildir. Kadın tuvaletlerinin temizliği daha da ihmal edilebilmektedir.
Çağımızda tuvalet temizliği bir kuruluşun en belirleyici rekabet kaynağıdır. Benzin istasyonları arasındaki rekabet tuvalet hizmetlerindeki modernlik, temizlik, otomasyon alanında yürümüştür. Bugün gençlerin büyük önem verdiği Amerikan tarzı kafelerin de tuvaletleri pırıl pırıl tutulmaktadır. Ancak cami tuvaletlerimiz pislik içindedir. Turizmin kalbi ve Osmanlı tarihinin merkezi olan Üsküdar’daki en merkezi camimizin tuvaletleri büyük gelirler elde etmesine rağmen baygınlık verecek derecede pistir.
Eğer genç kızlarımızı Starbucks’tan mescitteki ibadete yöneltmek istiyorsak mescidin tuvaletini en az Siyonist finansörü kahvehanedeki kadar sağlığa uygun, modern, rahat, iç açıcı tutmalıyız. Hatta anneler için bebek emzirme odaları kurarak, camileri bir kadın sığınma istasyonuna dönüştürmeli, bacılarımızın Allah’a hamd etmelerine vesile olmalıyız. Kadın mahfillerini zaten çoğu zaman boş kalan camilerin giriş katında kubbeyi görecekleri şekilde konumlandırmalıyız.
Bunlar yapılmadığı zaman ibadet için yer arayan kadınlarımız mescide istemeye istemeye, erkeklerin onlara muamelesine rağmen gelmektedir. “Üf bu ne” dedirten mescitler, pis kokulu tuvaletleri, “oh dünya varmış” dedirten kafelerin kültürüyle rekabet edemez. Zihinlerde biri çirkinlikle özdeşleştirilir, öteki güzellikle.
Yüzbinlerce elemanı, din görevlisi, müfettişi olan, devletten önemli ödenek alan, her cuma halktan paralar toplayan diyanet istese camileri, mescitleri insanların zihninde yeniden güzellikle, temizlikle, kadına değer verme ile özdeşleştirebilir. Hem de birkaç ay içinde.
Kadınalrın inadet edeceği en hayırlı yerl(er) hakkında bir sürü Hadis-i Şerif’in “evlerinin en ucra ve karnalık köşeleri) buyrulmuş ve belirtilmiş iken, tutup da onları mescidlerden sanki kovuluyroşlarmış gibi bir algı üretmeye çalışmak ve hiç gerek ve lüzum yokken, mescidlere yönlendirmeye çalışak nasıl ve hangi ucube bir aklın ürünü olabilir diyorum ? Konu hakkında Patgamber (S..V.) Efendimzi neler buyrumuş hep birlikte okuyalım ve O’nun bu sözlrine itaat edelim ! Kadının Evinde Kıldığı Namaz
(1) Ebu Humeyd es-Sâidi (Radiyallahu Anh)’ın hanımı Ümmü Humeyd (Radiyallahu Anhuma), Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e geldi ve şöyle dedi:
−Ya Rasulallah! Ben seninle birlikte namaz kılmayı seviyorum. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
−“Andolsun ki, benimle birlikte namaz kılmayı sevdiğini bildim. Kendine ait odanda kıldığın namaz, evinin salonunda kılacağın namazdan daha hayırlıdır! Evin salonunda kıldığın namaz da evin avlusunda kıldığın namazdan daha hayırlıdır! Evin avlusunda kıldığın namaz da mahallenin camisinde kıldığın namazdan daha hayırlıdır! Mahallenin camisinde kıldığın namaz da benim mescidimde kıldığın namazdan daha hayırlıdır!”
Ahmed bin Hanbel Müsned 6/371, No: 27630, İbni Huzeyme 1689, İbni Hibban 328, Taberani Mucemu’l-Kebir 25/148, No: 356, İbni Ebi Şeybe 2/384, Tergib ve Terhib 1/341
(2) Ümmü Seleme (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Kadınların namaz kılacaklar yerlerin en hayırlısı evinin en tenha yerleridir!”
Ahmed bin Hanbel Müsned, İbni Huzeyme, Hakim, Taberani Mucemu’l-Kebir, Tergib ve Terhib 1/341
(3) Ümmü Seleme (Radiyallahu Anha) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Kadının odasında kılmış olduğu namaz, evin salonunda kıldığın namazdan daha hayırlıdır! Evin salonunda kıldığı namaz, evin avlusunda kıldığın namazdan daha hayırlıdır! Evin avlusunda kıldığı namaz mahallenin camisinde kıldığı namazdan daha hayırlıdır!”
Taberani Mucemu’l-Evsad, Tergib ve Terhib 1/342
(4) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Kadınlarınızı mescidlerden men etmeyin! Onların evleri mescidlerden daha hayırlıdır!”
Ebu Davud, Tergib ve Terhib 1/342
(5) Abdullah ibni Ömer (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Kadın avrettir! Kuşkusuz ki, kadın evinden dışarı çıktığı zaman şeytan bakışlarını ona çevirir! Kuşkusuz ki, kadının Allah’a en yakın olduğu yer, evinin en tenha yerleridir!”
Taberani Mucemu’l-Evsad, Tergib ve Terhib 1/342
(6) Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
“Kadının, Rabbinin vechine (yüzüne) en yakın olduğu yer, evinin en tenha yerleridir!”
İbni Hibban, Tergib ve Terhib 1/343
(7) Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Kadının, namazından Allah’a en sevimli olanı, evinin en karanlık yerinde kıldığı namazdır!”
Taberani Mucemu’l-Kebir, Tergib ve Terhib 1/344
(8) Ebu’l-Ahvas (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Kuşkusuz ki, kadının namazından Allah’a en sevimli olanı, evinin en karanlık yerinde kıldığı namazdır!”
İbni Huzeyme, Tergib ve Terhib 1/344
Kadınların
– evde namaz kılmaları, bunun daha hayırlı olması farklı bir konu,
– zorunlu olarak şehirde bulunduklarında, yolculukta olduklarında onlara sunulan mescid mahfilinin dar, zor erişilir, kokulu, pis olması, rahat abdest alma imkanlarının, hijyenin olmaması farklı bir konu.
Yukarıda sunduğunuz “kadınlarınızı mescidlerden men etmeyin!” hadisi de kadının mescitlerde rahatsız olmadan ibadetinin sağlanmasını gerektirir
…Yazıda kadınların mescidlere gidip ibadet etmeleri erkeklerle denk görülmekte ve buna dair çok sayıda hadisin olduğundan bahsedilmelktedir ! Biz de bunun doğru olmadığını ve kadınalrımızın evlerinde ibadet etmelerinin çok daha doğru olduğunu isbat etmeye çalıştık… İslâm Tarihinin hangi döneminde kadınların Cuma Namazlarına -kendielrine bu namaz farz olmadığı halde- katıldığı görülmüştür ? Var mı böyle bi dönem ? İkinci olarak Sayın Yazar, toplumsal düzenimiz, ekonomik sorunlar ve kendi istekelriyle nedeniyle kasdınlarımızın çalışma haytına girdiklerinden ve günlerini evlerinden uzak bir şekilde geçridiklerini atıfta bulunarak bu sebeple mescidlerin temiz tutulmasından bahsetmiş !.. Bir defa bu düşünce tartışmaya açık ve çok su götürür. Şöyle ki, İslâm’da evli bir kadının iaşesi ve geçim masraflarının temini kocasının üzerine vacibtir. Koca bu görevini yapamayacak durumda ise, ol zaman kadının çalışması zaruret hali ortaya çıktığından caiz olur. Bunun dışında kadınların çalışmala bildiğimiz kadara İslâm Dini cevaz vermiyor ! Üçüncü olarak, mescidlerin ve camilerin temiz tutulması ve bakımı bu ibadet yerlerine kadınlar gitisin-gitmesin, (hiç bir bayan gitmese de) her zaman için gerekli ve temiziliği vacib olan bir husustur. Yani, kadınalr gelecek diye ekstra bir temziliğin yapılması diye bir şey asla düşünülemez ! Temizlik erkekler için de şarttır. Dördüncü olarak, bizim ülkemizde Mescid ve Camiler toplumda “ben de müslümanlrdanım” diyen tüm erkek vatandaşların hepsi buralara Cuma veya Bayram namazı kılmaya gitmediği halde, genelde dolmakta ve hatta bazı yerlerde vemaatler sokaklara taşmaktadır. Şimdi, siz üzerlerne vacib ve farz olmadığı halde mescid ve camilere kadınalrın da gitmesini isteyip -sağlarsanız bu ortaya çıkacak olan kaos durumun vehametini ve absüdlüğünü görmek veya bi,lmek için kaç üniveriste tahsili yapmak gerekiyor ? Böyle, istenmeyen bir duruma aklı başında kim izin verenbilir? Yazıda tavsiye edilen konu hakkında daha çok uzun eleştiri yapılabileceği halde, zerre kasara düşünenler için bu kadarla yetiniyoruz. Lütfen herha gi bir şeyi tavsiye ve arz ederken konunun yapılabilriliğini ve dinimizin cevaz verip-vermediğini çok iyi araştırıp-inceleyerek yazalım ve kamuya açıklayalım ! Yoksa, “Ben böyle düşünüyorum ve herkes de benim gibi düşünsün” mantığı ile hiç bir yere varmayız ve insanlarımıza da bir faydamız asla dokunmaz ! Günümüz toplumunda müslüman olarak üzerimize aciken ve ivedilikle düşen çok daha başka görevlerimiz vardır. Yaznın konusu tali bir sıralmaya bile girmez diye düşünüyorum. Vesselâm.