islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,2207
EURO
50,5377
ALTIN
7.136,03
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

Kalp, Akıl ve Beyin Üzerine …

Kalp, Akıl ve Beyin Üzerine …

(Kalp sadece bir kan pompası değildir; evvelce hekimlerin zannettiği gibi.)

Kur’ân-ı Kerîm’in kalbe dair ortaya koyduğu öncülük bugün bilim insanları tarafından ciddi şekilde tartışılmaktadır. Araştırmacılar kalpte, yaklaşık 40.000 sinir hücresinden oluşan bir beyin bulunduğunu söylemektedirler. Yani “akıl” dediğimiz şeyin merkezi kalptir. Beyne görevini yaptıran da kalpteki bu merkezdir. Bu yüzden Allah Teâlâ, kalbi akletme vasıtası olarak göstermiştir.

Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

“Yeryüzünde hiç gezip dolaşmadılar mı ki kalpleri olsun da onunla akıl etsinler, kulakları olsun da onunla işitsinler? Zira hakikatte gözler kör olmaz, ancak göğüslerin içindeki kalpler kör olur.” (el-Hac, 46)

Yine başka bir ayette şöyle buyrulur:

“Onların kalpleri vardır ama onunla kavrayamazlar. (el-En‘âm, 179)

Demek ki Kur’ân, insanın idrak merkezinin kalp olduğunu açıkça bildirmiştir. Bugün bilim insanlarının keşfetmeye başladığı şey budur.

Yine Kur’ân-ı Kerîm şöyle bildirir:

“Sonra kalpleriniz bundan sonra katılaştı. Artık onlar taş gibi, hatta daha da katıdır.” (el-Bakara, 74)

Kur’ân kalbin bir vasfını, yani yumuşaklık ve katılığı ortaya koymuştur. Bu sebeple kâfirler hakkında şöyle buyurulur:

“Allah’ı anmaktan kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedir.” (ez-Zümer, 22)

Öte yandan mü’minler hakkında da şöyle buyrulur:

“Sonra derileri ve kalpleri Allah’ın zikrine yumuşar. (ez-Zümer, 23)

Her bir kalp hücresi, birer bilgi ve olay deposudur. Bu sebeple bugün “kalp hafızası”ndan söz edilmeye başlanmıştır. Allah Teâlâ da kalbin her şeyi ihtiva ettiğini ve bizleri kalplerimizle imtihan ettiğini haber vermektedir:

“Allah, sinelerinizdekini sınamak ve kalplerinizdekini arındırmak için (bu imtihanı yaptı). Allah sinelerin özünü bilir.” (Âl-i İmrân, 154)

Kalpteki büyük bir bozulma işitme kaybına bile yol açabilir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Biz kalplerini mühürleriz; artık işitmezler.” (el-A‘râf, 100)

Kalbin ilim ve öğrenme üzerinde önemli bir etkisi vardır; çünkü kalp, beyin hücrelerini etkiler ve yönlendirir. Bu sebeple Kur’ân kalple ilim arasında bağ kurmuştur:

“Allah onların kalplerini mühürlemiştir; artık bilmezler.” (et-Tevbe, 93)

Yalanın merkezi beynin ön kısmında, yani alnın hemen arkasında yer alan “nâsiye” bölgesidir. Kalpte ise gerçek, samimi ve doğru bilgiler depolanır. İnsan diliyle yalan söylediğinde, kalbinde taşıdığı bilgilerin aksini dile getirmiş olur. Bu yüzden Yüce Allah şöyle buyurur:

“Ağızlarıyla söyledikleri, kalplerinde olmayan şeylerdir.” (el-Fetih, 11)

Dil, beyindeki nâsiye bölgesinin yönlendirmesiyle hareket eder. Bu sebeple Kur’ân bu bölgeyi şöyle tanımlar:

“Yalancı ve günahkâr bir alından!” (el-Alak,16)

İman kalple olur, beyinle değil. Bu nedenle bazı araştırmacılar, kalbin iman ve inanç üzerindeki etkisine dikkat çekerler. Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

“Ey Resul! O kâfirlerden, ağızlarıyla ‘İman ettik’ deyip de kalpleri iman etmemiş olanların küfre koşmalarına üzülme.” (el-Mâide, 41)

Yapay kalp taşıyan bir kimse, korku, endişe veya gelecek kaygısı gibi duyguları hissedemez. Kur’ân bu konuda da öncüdür. Zira kalbin ürperdiğini, huşu duyduğunu bildirmiştir:

“Gerçek mü’minler, Allah anıldığında kalpleri ürperen; O’nun âyetleri okunduğunda imanları artan ve yalnızca Rablerine tevekkül eden kimselerdir. (el-Enfâl, 2)

Yine korkunun ve dehşetin mahalli olarak da kalp gösterilmiştir:

“Allah, onların kalplerine korku saldı.” (el-Haşr, 2)

Bugün yapay kalp nakli yapılan kimselerde vücudun bütün sistemlerinin bozulduğu, ahenkten çıktığı gözlemlenmektedir.

Kalp İçin En Güzel Şifa

Tüm bilim insanları, ölümün en yaygın sebebinin kalbin düzenli çalışmamasından kaynaklandığını belirtirler. Kalbin istikrara kavuşması, onun en iyi tedavisidir. Artık bilinmektedir ki bazı ses frekansları kalbin çalışmasını olumlu etkiler, onu yatıştırır.

Peki, Kur’ân’ın sesinden daha etkili bir şifa var mıdır?

Nitekim Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

“İman edenler ve kalpleri Allah’ı zikretmekle sükûna erenler… Dikkat edin! Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzura kavuşur.” (er-Ra‘d, 28)

Allah’tan dileğimiz şudur: Kalplerimizi iman üzere sabit kılsın! Ve mü’minlerin şu duasıyla niyazda bulunalım:

“Rabbimiz! Bize hidayet ettikten sonra kalplerimizi eğriltme, bize tarafından rahmet ver. Şüphesiz Sen bolca lütfeden, bağışlayansın.” (Âl-i İmrân, 8)

Kur’ân-ı Kerîm’de “akıl” kelimesi tek başına hiçbir yerde geçmez…
İdrak eden, anlayan ve kavrayan merkez olarak hep kalp zikredilir.

Resûlullah Efendimiz (sav) buyurmuştur:

“Dikkat edin! Vücutta bir et parçası vardır ki, o düzgün olursa bütün vücut düzgün olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. İşte o, kalptir.”

O hâlde geliniz, gözümüzün nuru, sevgilimiz, efendimiz, şefaatçimiz Hazreti Muhammed’e (sallallahu aleyhi ve sellem) salât ve selâmı çoğaltalım.

Tercüme: Ahmet Ziya İbrahimoğlu

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.