islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,3990
EURO
53,3011
ALTIN
6.812,59
BIST
14.783,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
22°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
18°C
Cuma Parçalı Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

GÖZLER KÖR OLMAZ AMA KALPLER KÖRLEŞİR “BASÎRET”

GÖZLER KÖR OLMAZ AMA KALPLER KÖRLEŞİR “BASÎRET”
22/06/2025 09:00
A+
A-

Her şey göz önünde, ama insanların çoğu hâlâ kör… çünkü basîretleri yok!
Gözler açık olabilir, ama kalpler uykuda.
Kendine bir sor: Gerçekten görüyor musun, yoksa sadece bakıyor musun?

Zira bakmak bedenle olur, görmek kalple.
Ve basîret, kalbin gözüdür; asıl kör olan da o gözle görmeyendir.
Bakmak, göz işidir… Görmek, kalp işi.
Ve basîret, gaflet çağının en nâdide mücevheridir.
Bakmak bir alışkanlıktır, görmek bir uyanıştır.
Basîret, uyanışların en derinidir.

Göz sadece görüneni izler, ama basîret işin özünü arar.
Sen şeklin seyrinde misin, yoksa mânânın izinde mi?

Göz insanı aldatabilir, ama basîret gerçeği ortaya çıkarır.
Çünkü bakmak kolaydır, ama hakikati gerçekten görebilmek basîret gerektirir.

Göz, kabuğun parıltısında oyalanır; basîret, çekirdekteki sırrı arar.
Zâhirde gezinen göz, mânânın kapısını çalmaz.
Ama basîretli olan, görünmeyen âlemin izini sürer.
Çünkü hakikat, ancak gönlün gözüyle görünür.

Göz gördü de ne oldu? Hakikati göremedikten sonra…
Eşyaya bakan çok, mânâya eren az.
Basîreti olmadan gören, aslında en kör olandır.

Göz, fânî dünyaya bakar; basîret, ebediyetin derinliğine.
Her bakan göremez, her gören anlayamaz.
Basîret, anlayanların gözüdür.

Göz eşyanın kabuğunu seyreder, basîret özün zikrini duyar.
Göz dünyayı tarar,
Basîret ahireti anar.
Zira göz esere bakar, basîret müessire.
Biri fanîde oyalanır,
Diğeri Bâkî’de…

Gözle bakmak zahmetsizdir, basîretle görmek ise maharet ister.
Eşyayı herkes görür, mânâyı ise ancak uyananlar.
Uyan da gör!

“Rabbini zikreden kimse ile zikretmeyen kimsenin misali, diri ile ölünün misali gibidir. Rabbini zikreden diri, zikretmeyen ise ölüdür.” (Buhârî, Deavât, 66)

Biri esere bakar, mest olur; diğeri müessire bakar, diz çöker.
Sen tablonun güzelliğine mi hayran kaldın, yoksa Ressam’ın azametine mi?

Gafletle kalbini körelten, eşyaya tutulur. Zikirle kalbini parlatan ise eşyadan sıyrılıp Allah’a ulaşır. Çünkü Allah’ı çok zikredenler için dünya bir perde değil, bir pencere olur.

Eserden (yaratılan güzelliklerden dolayı) hayrete düşen çok,
Ama Müessiri (Yaratanı) idrak eden ne kadar da az.

Basîret…
Bu kelime kulağa basit gelir ama mânâsı okyanus gibi derin, fezâ gibi uçsuz bucaksızdır…
Basîret, gözle değil kalple görmektir.
Basîret, şekli değil özü fark etmektir.
Basîret, körlerin sustuğu, Hakk’ı görenlerin konuştuğu bir sırdır.
Basîret, bakışın tevhide dönmesidir.
Basîret, dünyada açılan bir hesap gözüdür.
Basîret (kalp gözü), dünyada açık değilse,
Ahirette açılmış olmasının bir faydası yoktur.
Rabbimiz bu konuda şöyle buyurur:

“Sen (bu gününün geleceği konusunda) tam bir gaflet içindeydin, artık gözünden perdeni kaldırdık, şimdi gözün keskindir.” (Kâf, 22)

Basîret, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umut etmeyenler için yok hükmünde;
Umut edenler için ise en büyük sermayedir.
Hakikatin nabzı basîret sahiplerinin kalbinde atar.
Basîret, ahireti gaye edinenlerin pusulasıdır.
O yoksa, yol görünse de yön kaybolur.
Çünkü basîret, hem hedefi gösterir hem nefsin tuzaklarını, hem de şeytanın hilelerini…
Basîret sahiplerinin gözünde dünya değersiz, ahiret ise kıymetlidir.
Onlar haramlardan sakınır, şüpheli şeylerden de uzak dururlar.

Ey iman edenler! Eğer gerçekten Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız (takvâ üzere yaşarsanız), O size Furkân (doğruyla yanlışı, hak ile bâtılı ayırma gücü, basîret) verir.”
(Enfâl, 29)

Bu âyet gösterir ki:
Basîret, sadece bakış değil; takvâ ile gelen bir görme gücüdür.
Kim Allah’tan sakınırsa, O ona hakkı bâtıldan ayıracak bir nur verir.
Basîret, Hakk’ın kalbe bıraktığı nurdur.
Basîret, kalbin uyanıklığıdır.
O olmadan kişi, gözleriyle bakar ama
kalbiyle kördür.

“Gerçek şu ki gözler kör olmaz, ama göğüslerdeki kalpler körleşir.” (Hac 46)

Basîret yoksa, göz kandırır, kulak aldatır.
Çünkü basîret yoksa, duyu organları kişinin değil nefsin elçisidir.

“Onların gözleri vardır, görmezler; kulakları vardır, işitmezler.” (A’râf 179)
Evet, basîret yoksa, göz kandırır, kulak aldatır, kalp karanlıkta kalır.

Basîret, günahlarla kirletilen gönüllere değil, ancak temizlenen kalplere verilir.

Nitekim Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmuştur:

“Nefsini arındıran kurtulmuştur; onu kirleten ise ziyana uğramıştır.” (Şems, 9-10)

Basîret, arınmış bir kalbin nurudur.
O nur sönünce, göz dalâleti sırat-ı müstakîm,
kulak şeytanın vesveselerini hidayet zanneder.

Basîreti olmayan,
bakar ama göremez,
okur ama anlayamaz,
yaşar ama idrak edemez.
Çünkü basîret yoksa, hakikat susar.

Basîreti olmayan için, hayat akar ama mana durur.
Çünkü basîretsiz, bilgiyi alır ama hakikati kaçırır.
Ve hakikat, ancak uyanık kalplere konuşur.

Basîreti olmayan, yürür ama akıbetini görmez.
Çünkü basîretin yokluğu, kulağı işitmez, aklı işlemez hâle getirir.
Nitekim Rabbimiz bunu bize şöyle haber veriyor:

“Eğer uyarılara kulak vermiş olsaydık veya aklımızı kullansaydık, bu alevli ateşin mahkumları arasında olmazdık…” (Mülk, 10)

Basîret yoksa, kulak duyar ama ibret almaz.
Göz bakar ama akibetini görmez.

“Kim Rahmân’ın zikrinden yüz çevirirse ona bir şeytanı musallat ederiz; artık o şeytan onun yoldaşı olur.” (Zuhruf, 36)

Basîretten mahrum kalınca, göz şeytanın gözü olur; kulak onun vesveseleriyle dolar.
Zira basîretsiz bir kalp, hakikatin değil, hevânın yurdu olur.

En büyük azap, gözleri açıkken kör olmaktır.

Kur’an şöyle der:

“Onları hidâyete çağırsanız sizi duymazlar, sana bakıyorlar zannedersin, oysa görmezler.” (A’râf 198)

Gözler yerinde, ama işlevsiz.
Kalpler göğüste, ama mühürlü.
Burunlar havada, ama alınlar secdede değil!
Ve işte böylece, bir toplum göz göre göre karanlığı medeniyet, dalaleti hürriyet, zulmü adalet zanneder!

Ey insan!
Basîret, fânî olanı değil bâkî olanı görebilmektir.
Basîret musibetlerin içindeki rahmeti ve hikmeti idrâk edebilmektir.

Basîretin varsa şeytanın hilelerini, nefsin tuzaklarını görürsün.
Yaldızlı cümlelerin içindeki zehri fark edersin.
Basîretin varsa kalabalıkların peşinden değil, Kur’an’ın, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ve ona uyanların peşinden gidersin.

Ama basîretin yoksa…
Allah’ın âyetlerini bile bile inkâr edenlerden farkın kalmaz.
Zira “onların gözleri vardır görmezler, kulakları vardır işitmezler, kalpleri vardır anlamazlar.” (A’râf 179)

Basîret bir lütuftur, ama bedeli vardır:
O bedel, günahı terk etmektir.
O bedel, nefis ve şeytanla cihad etmektir.
O bedel, kendini değil Allah’ı merkeze almaktır.

Basîret; sadece bilgiyle değil, temizlikle gelir.
Kirli bir kalp, berrak bir görüşle buluşamaz.
Günahlarla kararmış bir gönül, Allah’ın nurunu taşıyamaz.
Kendini akıllı zanneden ama Allah’ın nuruna sırt çevirenler, zulmette debelenen körlerdir.

Peygamberimiz (s.a.v.) bu konuda şöyle buyurmuştur:

“Kul bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta oluşur. Bundan vazgeçip tevbe ve istiğfar ettiği zaman kalbi parlatılır. Günaha devam ederse siyah nokta artırılır ve sonunda tüm kalbini kaplar. Allah’ın (Kitabı’nda) ‘Hayır hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları, kalplerini paslandırmıştır.’ (Mutaffifîn 14) diye anlattığı ‘pas’ işte budur.” (Tirmizî, Tefsîru’l Kur’an 83)

Basîretin yoksa…
Körsün.
Ama körlüğün gözle değil, gönülle ilgilidir.

Basîretin yoksa…
Ayetleri duyarsın ama seni etkilemez.
Çünkü kalbin artık nurla değil, nefsin hevâsıyla bakmaktadır.

Ve şimdi kendine şu soruyu sor:
Sende basîret var mı?
Kalbin hangi gerçeği inkâr ediyor?

Zira bugün Müslümanlar tavşan gibi gözü açık uyuyor.
Ve Allah, kalbi selim, kalbi uyanık bir nesil arıyor.

Basîret, Allah’ın “el-Basîr” isminin kalbe dokunuşudur; bir lütuftur, bir rahmettir.
Ama bu rahmet, nefsini ilâh edinenlere değil, yalnızca Allah’ı ilâh edinenlere verilir.

Ve sen ey insan!
Hakikati görmek istiyorsan önce gözlerini değil, kalbini temizle.
Zira kalbi kör olanın, gözü görse ne yazar!

Kadir Bekil

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE-

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.