islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
17,9331
EURO
18,4099
ALTIN
1.039,38
BIST
2.864,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
30°C
İstanbul
30°C
Açık
Pazar Hafif Yağmurlu
27°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
29°C
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Az Bulutlu
30°C

Kavramlar ve İdeolojiler Üzerine

Kavramlar ve İdeolojiler Üzerine

Hiçbir kavram kendi başına bir değer değildir. Ele alınan kavram değerini, anlamını mahiyetini ve buyurgan tavrını, istinad ettiği paradigmanın esaslarından alır. Siyaset, iktisat, hukuk, adalet, ahlak, merhamet, iyilik, emek, kazanç, ihtiyaç, üretim, tüketim vb. kavramların kendi başlarına bir değer olduğu söylenemez. Kavramların değer yüklü gücünden bahsedebilmek için, önüne mutlaka ait olduğu dünya tasavvurunun kendisi gelir. Bir kavram değer ve anlam gücünü ancak kendisine sahiplenen dünya tasavvurundan alır.

Müslümanlık düşüncesinde 20. yüzyıl başlarında başlayıp, 21. yüzyıl başlarında zirve yapan kavramlara yorum merkezli yaklaşım, birçok tahrifi de beraberinde getirmiştir. Bu tahrifatın ana sebebi ise, ele alınan kavramların dinden, İslam’dan bağımsız, İslamsız yorumlanmasıdır. Bu duruma bir bakıma “Kavramların İslamsızlaşması” da denebilir. Müslümanlık düşünce geleneğinde, bin yıllık bir birikim göz önüne alındığında, bize ait olan her kavram, kendi tarihi içinde Kitabi, itikadi, ilmi, kelami, felsefi ve içtimai bütünlüğü içinde ele alınıp değerlendirilmiş, tefsir ve tevil edilmiştir. İlmi birikimi olan hiçbir ulema, belli bir usule yaslanan tefsir ve tevilin dışında, yorum merkezli olarak meseleleri ele almamıştır. Yorum merkezli yaklaşım ise, modernitenin etkisiyle Batıda ortaya çıkan kutsal metin eleştirisi sonucunda, salt akla dayalı bilgi üretme isteğinin sonucudur.

Müslümanların dışında diğer din ve ideoloji mensupları kendi dünya görüşlerine ait olan kavram ve kuralları nasıl yorumlar nasıl yaklaşır, bizim için çok önem arz etmemektedir. Fakat Müslümanların kendilerine ait olan kavram ve kuralları, dinlerinden bağımsız değerlendirmeleri, önüne geçilemeyecek büyük tahriflere kapı aralamaktadır. Bu hususta Müslüman düşünürler dikkatli olmalı, sözlerinin yazılarının ucunun nereye işaret ettiğine iyi bakmalıdır.

Günümüzde en çok zikredilen kavramlar arasında siyaset, adalet, ahlak, iktisat, hukuk gibi kavramların olduğu gözlerden kaçmamaktadır. Ve öyle yaman çelişkiler içinde kıvranan Müslüman zihinler, beşeri ideolojilerden adil bir yönetim, ahlaklı bir toplum, dengeli bir ekonomi, herkese eşit davranacak bir hukuki uygulama beklemektedir. Kendisi bi-zatihi zulüm olan beşeri ideolojilerden Müslümanların bu tür hakkaniyetli uygulamalar beklemesi, başlı başına zihin karışıklığının ne yaman seviyelere çıktığının göstergesidir.

İslam’dan bağımsız olarak ele alınan siyaset, adalet, ahlak, iktisat, hukuk, eğitim, yasama, yürütme vb. kavramlar, kendi başlarına bir değermiş gibi yorumlanmakta, mevcut beşeri ideolojinin değirmenine su taşınmaktadır. İslamsız adalet, İslamsız ahlak, İslamsız iktisat, İslamsız hukuk, İslamsız siyaset, İslamsız yasama, sadece Müslümanlara değil, insanlığa hiçbir hayır getirmeyecektir.

Bir zamanlar popüler bir söylem olan “Devletin dini adalettir”, “devletin dini olmaz”, “İslam’ın devlet talebi yoktur” gibi çok tehlikeli yorumlar, Müslümanlık düşüncesinin dışında olmakla birlikte, oryantalist geleneğin ve emperyalizmin ekmeğine yağ sürmektir.

Medyatik akademisyenler sürekli ekranlara çıkarak, bütün kavramları İslam’dan bağımsız yorumlamaktadır. Özellikle adalet, ahlak ve hukuk kavramlarını mevcut beşeri ideolojinin lehine tahkim etmeleri, hem anımız hem de müstakbelde gelecek neslimizin sahih din algısını bozmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Hiçbir beşeri ideoloji – ki her ideoloji de aynı zamanda bir dindir – mevcut kavramları yok sayamaz, yok saymaya gücü yetmez. Bu sebepten kavramları kendi lehine yorumlayarak, ideolojik bilgi üretir.

Bütün beşeri ideolojilerin alıp hoyratça kullandığı dine ait kavramların tamamı, yeniden yorumlanıp anlam yüklenmiştir. Alman hukukçu Carl Schmitt, modern devletin bütün kavramlarının dünyevileştirilmiş ilahiyat kavramları olduğunu söylemektedir. Hiçbir beşeri ideoloji ve o ideolojinin aktörleri adaletten bahsedemez. Zira o ideolojinin adalet anlayışı, kendi beşeri iktidarının bekasını sağlamaya yöneliktir. İslam ulemasının üzerinde ittifak ettiği en önemli kadim kurallardan biri, “Adaletten maksat, İslam’ın egemen olmasıdır.”

Hiçbir beşeri ideoloji ahlaktan bahsedemez. Zira onların ahlak tanımları İslamsız-dinsiz ahlak tanımlarıdır. Ahlak kavramını dinden soyutlayarak ele alırlar ve kendi paradigmasına göre yeniden anlam yüklerler. Yaşadığımız çağda ahlaktan bahsedip duranların, ferdi ve toplumu ahlaki olarak nereye getirdikleri gözlerimizin önündedir. Dinsiz ahlak tanımları öne çıktığında tefecinin, fahişelerin, ibnelerin, kapitalistlerin, sosyalistlerin, Kemalistlerin ve dahi akla gelebilecek bütün beşeri ideolojilerin kendine özgü ahlak tanımları da olacaktır ki, buna şahit olmaktayız.

Hassaten belirtmek istediğimiz husus, kavramlarımızın İslam’dan bağımsız olarak ele alınıp değerlendirilmesinden kaçınılmasıdır. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, hiçbir kavram kendi başına bir değer değildir. Her kavram önüne gelen dünya tasavvuruyla anlam kazanır. İlahi bir din olan İslam, kendisinden sonra gelen her kavram ve kelimeye anlam verir. Unutmayalım, Yahudiler dinlerini kelimelerin yerlerini değiştirerek bozdular.

İslam dini ve O’nun kitabı olan Kur’an’ı Kerim Allah’ın (cc) koruması altında olduğundan, kimse bu dini ve kitabını bozmaya güç yetiremeyecektir. Fakat oryantalist geleneğin bir oyunu olan kutsal metin eleştirisi sonucu ortaya çıkan yorum merkezli yaklaşımlar, kavramların tahrifinde etkili olmaktadır. Müslüman düşünürler, yazarçizerler, cahiliye toplumunda Müslüman bir toplum inşa etme derdinde olanlar bu hususa çok dikkat etmelidir.

Yakup DÖĞER

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.