islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,7746
EURO
55,2038
ALTIN
6.785,95
BIST
14.110,14
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
30°C
İstanbul
30°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Az Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
28°C
Pazar Az Bulutlu
28°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
28°C

KAYBOLAN MAHREMİYETİMİZ

KAYBOLAN MAHREMİYETİMİZ
A+
A-

KAYBOLAN MAHREMİYETİMİZ

Bu hafta LGS sonrası sosyal medyada paylaşılan bir video, annelerden psikologlara ve eğitim uzmanlarına kadar geniş bir çevrede tartışma konusu oldu.
Bir annenin kızına sınav sonrası verdiği sert tepki ve o anların kız tarafından kaydedilip sosyal medyada paylaşılması.
Annenin sözleri kırıcıydı.
Bir çocuğun sınav sonucunu “elaleme ne diyeceğim” kaygısıyla değerlendirmek, birkaç yanlış üzerinden onu yargılamak elbette doğru değildi. Nitekim günlerdir uzmanlar da bunu anlatıyor; çocuk üzerindeki psikolojik etkilerden, ebeveyn baskısının zararlarından söz ediyorlar.
Ama ben bu video ve ardından yapılan tartışmalarda başka bir şeyi daha gördüm.
O videoda bir çocuğun psikolojisi vardı, evet. Ama yalnızca o yoktu. Bir annenin omuzlarındaki yük vardı. Sınavla şekillenen bir hayat vardı. Ve giderek silikleşen mahremiyet sınırları vardı.
Ben sadece çocuk ile annenin psikolojisini anlamaya çalışırken, arkasındaki sosyolojinin bu kadar az konuşulmasına şaşırıyorum.
Bugün çocuklarının sınav başarısını hayatın merkezine koyan sadece o anne değil. Yıllardır çocuklarını testlere, kurslara ve denemelere teslim eden; onların karakter gelişiminden, ahlaki olgunluğundan ve sosyal sorumluluklarından daha az söz eden büyük bir anlayış var.
Çocuklar markete gitmiyor, çünkü sınavı var.
Bayram ziyaretine katılmıyor, çünkü sınavı var.
Ev içinde sorumluluk almıyor, çünkü sınavı var.
Hayat erteleniyor, çocukluk erteleniyor, aile ilişkileri erteleniyor. Ve bu normal kabul ediliyor.
Sonra bütün bu yükün altında, tüm fedakârlıklarına rağmen öfkesi taşan bir anne.
Ve biz sadece o anı konuşuyoruz. Oysa meselenin toplumsal ve kültürel arka planını görmeden yapılan her değerlendirme eksik kalıyor.
Daha da önemlisi, konuşmadığımız giderek büyüyen bir mahremiyet problemi de var.
Bir genç kız annesiyle yaşadığı özel bir anı neden kaydediyor?
Neden milyonların önüne taşıyor?
Ve biz bunu neden giderek normalleştiriyoruz?
Ne zamandan beri aile içindeki kırılgan anlar sosyal medya içeriğine dönüşüyor?
Ne zamandan beri anne ile evlat arasındaki özel alan, herkesin yorum yapabildiği bir sahneye çevriliyor?
Uzmanlar konuşuyor, izleyenler yorum yapıyor. Oysa ortada bize ait olmayan bir aile hikâyesi var.
Ama kimse bunun bir ailenin özel alanı olduğunu söylemiyor.
Bence en üzücü olan şey, mahremiyetin ihlal edilmesinin artık sıradanlaşması.
Bu yüzden kaybettiğimiz değerleri, neyi alkışladığımızı ve neyi normalleştirdiğimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor.
Ve bu yüzden çocuklarımıza mahremiyeti yeniden öğretmek zorundayız.
Hak aramayı öğretirken aileyi ifşa etmemeyi, yanlışa itiraz etmeyi öğretirken sınır bilmeyi de öğretmek zorundayız.
Çünkü o videoda yalnızca bir annenin öfkesi yoktu.
Başarıyı karakterin önüne koyan bir eğitim anlayışı vardı.
İnsanların ne diyeceğinden korkan ebeveynler vardı.
Ve en önemlisi, giderek kaybolan bir mahremiyet vardı.

Şeyma Demircan Namazcı

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.