
KENDİ YERİMİZ VE DEĞERLERİMİZ NERDE?…
İnsanî ve ahlâkî değerlerle büyüyen bir insan, asla şımarmaz, haddini aşmaz sınırlarını taşmaz. Ayıp bilir, edep bilir, terbiye bilir. Bu hayatta ne görür, ne yaşarsa yaşasın; özünü, karakterini asla yitirmez. Onun için bu dünya hayatının en büyük izzet ve şerefi, İNSAN OLMAKTIR. BUNDAN ÖTESİ VAR MIDIR? derseniz. Elbette; İNSAN KALMAK… çünkü insan, bizatihi değerdir. yaratılışta temizdir, dürüsttür, emindir/hem güvenen hem de güvenilendir. Yeter ki bozmasınlar ve de bozulmasınlar.
İnsan, kendisi bir değer olduğu gibi aynı zamanda değer atfeden, değer katan, değer kazandıran; rol model bir değerdir. İnsan, düşeni ezip geçen mi? Yoksa tutup ayağa kaldıran mı? elbette görmezden gelemez, duymazlık edemez. Çünkü taşıdığı öz değerler, her insanı düştüğü yerden kaldıran aktif takvasıdır/sorumluluk ve duyarlılık mayasıdır, bilincidir.
İnsanın nefsini/güdülerini, iç dürtülerini tutan, frenleyen, aklını erdiren, vicdanını titretip ayağa kaldıran ve de insanı insan eden; işte o değerlerimizdir. Değerler, kalitemizdir, şahsiyetimizdir, izzet ve şerefimizdir, ilkelerimizdir, insaniyetimizdir. Bu kalite, karakter, haysiyet, izzet ve şeref kazandıran değerler, şartlara göre, menfaate göre, makama göre, şöhrete göre asla değişmeyen normlardır. Yaşamımızda ne değişirse değişsin; o değerlerimiz hiç değişmeyendir, değerli olandır, değer katandır ve hep değerli kalandır.
“Kimin tartıya gelecek değer yüklü eylemleri, amelleri, iyilikleri varsa; o (burada ve orada) insanca bir yaşam sürer. Kimin de öyle tartıya gelecek değer eksenli eylemi, düşüncesi ve hiçbir şeyi yoksa; yakıcı ateşe yaslanmak onun kaderidir.” (hem burada hem orada).(Kâri’a,101/6-9) Maalesef şalgam gelmiş, turp gitmişsek; yandım Allah…
Kardeş! bizim seçtiğimiz yerde ve zamanda doğmadık. Zaten doğmadan önce de böyle bir seçim hakkımız olamazdı. Öyleyse dünyanın, varlığın ve insanlığın bizlere ihtiyacı olduğu bir zamanda DOĞDUK. Ve yeryüzüne, doğaya, varlığa, insanlığa değer katmaya, imar etmeye ve iyilikler yaymaya geldik. O halde biz bu iyiliklere, bu imar ve inşaya layık mıyız?
Bizler bunun cevabından ve gereğini yapmaktan sorumluyuz.
Sözün özü: “Bizim her birimizin Allah katında belli bir (sorumluluk) makamı ve yeri vardır.”(Saffât,37/164) Allah’ın yasasında boşluğa yer yoktur..
Allah’ım! bütününü gören Sen’sin. Benim elime geçince azmayacaksam lutfeyle! Veya verince azdırma ve bizleri yolunda kullan ne olur!…
NURİ ÇALIŞKAN
YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ
İSLAMİ HABER “MİRAT”