
Yunus’a atfedilen “ilim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsin, bu nice okumaktır”, 1826 devrimine kadar hâkim Muhiddin el-Arabî düşüncesinin sadeleşmiş haliydi. Eski Anadolu Türkçesiyle ‘kendinbilmek’, Kuran diliyle ‘şuur’, Ankara bürokratının sabah Cumhuriyet’ini okuyup öğleden sonra kahvesini içerken imâl ettiği dille ‘bilinç’, ilimden önde gelir, “bu olmadan bilgide ilerlemek anlamsız” düşüncesi.
Kendinbilmek neden önemli? Neden şuurluyuz? Bilinç ne? Bir çok işi şuursuz da yapabiliyoruz. Şuursuz olarak dalıp gittiğimizde de otoyolda yüz kilometre pek çok aracı sollayarak, yollara dikkat ederek direksiyon kullanabiliyoruz. Şuurunda değiliz. Ya da çok zor denge hareketlerini hiç düşünmeden anında yapabiliyoruz. Bordo Bereli düşünmeden, hesaplamadan bir düşman ekibi saniyeler içinde otomatik hareketlerle etkisizleştirebiliyor. Pek çok canlı gibi insan da otomatik iş görebiliyor.
Epstein örgütünün sevip sapık törenlere davet ettiği, sesi gür çıkan maddeci evrimci filozoflar, dilbilimciler, bilgisayarbilimciler, Chomsky, Pinker, Dawkins, Dennett, “kurcalama, yoksa sana dinci fanatik deriz, yok olur gidersin” pozisyonundaydı. Bunlara göre yüce evrim neylerse güzel eyler, bunda gariplik yok, biz evrime ve onun rahiplerine itaat edelim yeter.
Sesi daha az çıkan diğer materyalist Darwinciler ise şuuru izah etmek için gayret etmekteydi. Örneğin Avusturya Yahudisi meşhur filozof Karl Popper, ya tek alem yani materyalizm doğrudur ama evrim yanlıştır, ya da ikinci bir âlem vardır, materyalizm yanlıştır ama evrim doğrudur sonucuna varmış. Propaganda sonucu evrimi bilim zannettiği için de materyalizm yanlıştır, ayrı bir gayb alemi olmalıdır demiş. Tabii şuur nedeniyle evrim ve materyalizm arasında çelişki var ama bir ihtimal daha var: materyalizmin de evrimin de yanlış olma durumu.
Nobel ödüllü fizikçi Roger Penrose da şuur için mevcut materyalizmin ötesinde bir açıklama aramaktaydı. Kuantum fiziği ile şuuru birleştiren bir önerisi var. Kuantum fiziği, çok küçük boyuttaki fizik kanunları. Buna göre madde yok, bütünleşik bir uzay zaman alanı var, enerji var, dar alanlardaki hareketlenmeler madde var etkisi yapıyor. Hiç! Bu dar alanlarda bir nevi şuur etkisi ortaya çıkıyor.
Doktora yaparken bakıyordum, Arizona Üniversitesinden David Chalmers ve diğer şuur odaklı arkadaşları materyalizm dışı bir felsefe üretmek, bilim dünyasını yeniden düzenlemek için uğraşıyorlardı, bunlara alay olsun diye “esrarengizler” adı takılmıştı. Sonradan vurucu darbeyi yapamadılar, dağıldılar.
İnsan dışında canlılarda kendinbilmek var mı? Buna kargalar güler: insanları tanıyor, kızıyor, arkadaşlarına şikayet ediyor, bulmaca çözüyor, ayandakinin kendisi olduğunu biliyor karga kardeş. Sadece kocakafalı kuşlar, kuzgungiller, papağanlar, hatta güvercinler değil, pek çok memeli, sürüngen ve hatta balık da aynadakinin kendi olduğunu biliyor, kuyruğuna bir boya konduysa onu çıkarıp atmaya çalışıyor. Bizim İngiltere’den bir kardeşimizin akıllı kızı büyüdü, Hacettepe’de kurdukları havuzda Afrika çamurlu nehir balıklarının elektrik sinyalli dilini çözmeye çalışıyor. Böceklerde bile bazı şuur emareleri var.
Kuran-ı Kerim bunun da ötesinde cansızlarda da bir tür şuur olduğunu yazıyor. Taş imtihan istemiyor. Bu müteşabih mi yoksa muhkem mi emin değiliz ama parça fizikçiler maddenin, daha doğrusu madde izlenimi veren alandaki dalgalanmaların da şuuru olabileceğini ciddi olarak ele alıyor.
Şu halde şuurun amacı ne? Neden üç boyut ve zamana ilave şuur alemi var? Neye hizmet ediyor? Allah’a!
Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yok. Zaten evrende ve ötesindeki her şey Onun tarafından tasavvur edildi, yaratıldı, ayakta tutulmakta. Ancak bunlar boşuna değil. Bir amacı var. Bu gökler, yıldızlar, canlılar, melekler, cinler, oyun ve oyalanma dünyası da, gerçek ebedî alem de boşuna değil. Bir amaç var.
Bu amaç da Kuran’da tekrar tekrar izah ediliyor: şuurunda olmak. Allah’ın ve yaratmasının şuurunda olmak. Her şeyi Ondan istemek. Her olayı Ondan bilmek. Zihni zorlayıp, “otururken, yatarken, yan yatarken” her an onu düşünmek. Konuları birleştirmek. Ana konudan, amaçtan uzaklaşmamak. Tek ilah olduğunu, Allah’tan başka güç olmadığını unutmamak. Odağın, O’nu derin olarak zikretmek (büyük cihad) ve diğerlerinin de bu şuura sahip olmasına gayret etmek (küçük cihad) olduğunu unutmamak.
İblis ile insan ve cinlerden oluşan şeytanlar ordusunun görevi bizi büyük cihaddan küçük kuruntular fısıldayarak, “kayınbiraderin niye öyle manalı manalı konuştu, ukala herife göster gününü” diyerek uzaklaştırmak. Diğer yandan da kurdukları Küresel Elitler örgütüyle, Evrimci Materyalist eğitim sistemi, bunu savunan akılsızlarla, kanlı savaşlarla, açlıkla, tekgözleri sürekli izleyen Dabbeyle, bizi küçük cihaddan büyük korkularla uzaklaştırmak.
Durum hiç de karmaşık değil. Gayet net ve açık. Şuurunda olalım yeter.
Erbakan'ın Yakın Koruması Abdurrahman Akyüz: "Hocamız AK Parti'yi Destekliyordu" Merhum Başbakan Necmettin Erbakan'ın uzun…
Yunan Siyasetçi Kyrtsos'tan Atina'ya Sert İsrail Uyarısı: "Katillerle Savunma İttifakı Olamaz" Yunanistan siyasetinin deneyimli isimlerinden…
KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…
Ramallahlı Kadından Arap Liderlere ve Abbas Yönetimine Sert Tepki: "Bizi Gazze’deki Mücahitler Temsil Ediyor" Batı…
Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı: "2100 Yılında 55 Milyona Düşebiliriz" İlim Yayma Vakfı…
250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran'a, Gazze'ye, Yemen'e, Lübnan'a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı…