
KERİM DEVLETİMİZE GÜVENİYORUZ 2
‘‘Biz Hilkatte (Yaratılışta) Eş Dinde Kardeşiz!’’
Milletimizin acılarla yoğrulmuş ortak hafızasına kırk yıl boyunca çöken o karanlık sis dağılma emareleri gösterir göstermez, tarihin her döneminde sahneye çıkan aynı karanlık odaklar yine harekete geçmiş, kirli hesaplarını bir kez daha perde arkasından devreye sokmuştur.
Bugünlerde yaşanan —ister Barzani hadisesi olsun, ister bazı örgüt mensuplarının ölçüsüz ve provokatif söylemleri…— olsun yeni değildir; yenilik yalnızca maskelerin eskimesinde ve milletimizin artık bu maskeleri uzaktan seçebilecek bir basirete erişmiş olmasındadır.
Çünkü aziz milletimiz, acının dilini öğrendiği gibi, fitnenin ayak izlerini de ezbere tanımaktadır.
Bu millet artık biliyor ki:
Her ne zaman aziz mileti derin acılara garkedip, mecalsiz bırakan fitne ayrılık gayrılık… bertaraf olup, kardeşlik ufukta görünse,
ne zaman siyasi ihtiraslar geri çekilip toplumsal vicdan söz alsa,
birileri hemen devreye girmekte,
—bir olayı olduğundan büyük göstermekte,
—bir açıklamayı köpürtmekte,
—ya da ansızın “süreç çöküyor” naralarını sahaya sürerek milletin umut damarına basmaktadır.
Bu, asla tesadüf değildir!
Bu, planlıdır!
Bu, ezberdir!
Bu, milletimizi ayrılığa sürüklemek isteyen karanlık küresel! aklın asırlık refleksidir.
“Sürece Sahip Çıkanlara Selam Olsun!”
Bugün sağduyusuyla, vakar ve olgunluğuyla devletinin ve milletinin yanında dimdik duran;
barışı bir siyasi pozisyon değil, insanlığın omuzlara yüklediği bir emanet olarak gören;
kardeşliğin ateşle değil, sabırla, metanetle ve adaletle inşa edileceğini bilen herkese selam olsun!
Millet artık kimin samimi, kimin samimiyetsiz olduğunu ayırt edebilecek olgunluğa ulaşmıştır.
Kim ki;
—sükûneti önceleyip yarayı kaşımıyor,
—fitne ateşine odun taşımıyor,
—provokasyonların ardındaki sinsi eli görüyorsa,
—kardeşliğin yanında duruyorsa,
tarih onu hayırla anacak; milletin duası daima arkasında olacaktır.
Ama kim ki;
—korkularını aklının önüne geçirip süreci baltalıyorsa,
—dışarıdan! üflenen sözleri iç çatışma vesilesine dönüştürmeye kalkışıyorsa,
—provokatörlerin değirmenine su taşıyorsa,
—kardeşliğin yeşerdiği toprağa nifak serpiyorsa…
Bilinsin ki:
Tarih, bu topraklarda kardeşliğin önüne duvar örenleri hiçbir zaman affetmemiştir!
Onlar zamanla yalnızlaşır, yalnızlaştıkça etkisizleşir ve etkisizleştiklerinde tarihin karanlık sayfalarında kaybolup gideceklerdir.
Çünkü millet, geleceğini ipotek altına almak isteyenlere değil; kardeşliğe sahip çıkanlara gönlünü açar…
“Barzani Olayı ve Son Provokasyonlar: Ateşe Üflenen Soğuk Nefesler!”
Bugünlerde yaşanan Barzani hadisesi ve bazı örgüt mensuplarının ölçüsüz, provokatif açıklamaları aslında bir hakikatin ispatıdır:
Süreç doğru yolda ilerlemektedir.
Çünkü provokasyonlar her zaman doğruya yaklaşıldığında artar; kararan yüzler her zaman barışın doğmasına değil, ölmesine yatırım yapan yüzlerdir.
Aynı taşoren/aparat yüzler bugün:
—barışa gölge düşürmek,
—kardeşliğe çelme takmak,
—milletin sabrını sınamak için sahneye çıkarılmıştır.
Fakat aziz milletimiz sabırlıdır.
Fakat kerim devletimiz basiretlidir.
Ve kardeşlik, bu topraklarda bin kez sınanmış ve bin kez galip gelmiştir.
“Kerim Devletin Hikmeti ve Aziz Milletin Vakarı”
Bu süreç bir zayıflık değil;
devlet aklının, millet vicdanının ve tarih bilincinin birleştiği bir çelik iradedir.
Devlet;
—silah gücünü tek başına çare görmemiş,
—hikmeti, adaleti ve stratejiyi birlikte işleten bir kerim dvlet yolunu tercih etmiştir.
Devletin kararlılığı milletin duasıyla birleştiğinde,
bu coğrafyanın üzerine çöken kırk yıllık karanlık sis,
baharın güneşiyle eriyen karlar misali dağılıp gidecektir.
Bugün artık;
geri dönüşün, geri bakmanın, geri durmanın zamanı değildir.
Bugün ileriye bakmanın,
kardeşliği korumanın,
fitneye karşı vakar içinde kararlılıkla yürümenin günüdür!
Bu yürüyüş siyasi değil;
ahlaki, vicdani ve tarihî bir yürüyüştür.
Bu yürüyüş yalnız bugünün değil;
gelecek nesillerin kaderini yazacak kutlu bir yürüyüştür.
Bu yürüyüşün önüne set çekenler,
milletin duasından, tarihin şahitliğinden ve devletin hikmet ve merhametinden! mahrum kalacaktır.
Bu yürüyüşe destek verenler ise,
adanmışlıklarının mükâfatını hem aziz milletimizin yüce gönlünde hem de tarihin altın sayfalarında ebedî bir şeref nişanesi olarak bulacaktır.
“Ve Son Söz”
Bu ateş mutlaka sönecektir.
Bu fitne mutlaka boşa çıkacaktır.
Bu millet, Türk’üyle Kürt’üyle, Alevi’siyle Sünni’siyle… aynı gemide olduğunu bir kez daha cihan âleme ilan edecektir.
Ve bir kez daha ilan ediyoruz ki:
Biz kerim devletimizin merhametine güveniyoruz.
Biz aziz milletimizin şaşmaz ve sarsılmaz vicdanına güveniyoruz.
Biz yaratılışta eş, dinde kardeşiz, kardeşliğin kazanacağına inanıyoruz.
Yüce Allah bu yürüyüşü rahmete dönüştürsün,
karanlığı aydınlığa çevirsin,
bu topraklara huzuru ve sükûnu yeniden lütfetsin.
Ve tarih, bugünleri
“milletin yeniden bir olduğu, kardeşliğin yeniden dirildiği günler”
olarak kaydetsin. Âmin.
Erol KAVUNCU
YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”TIKLAYINIZ”
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube
ALLAH c. c nun sıfatını isnad etmeden devlete yönelmek ve bunun haberde MİRAT haberde yayınlanması…. Konunun devlet taraflı Hakikat olmayan tefekkür üne dahil gerek kalmamış.