
“Şüphesiz yeryüzünde insanlar için kurulan ilk ev/mâbet Mekke’deki Kâbe’dir. O, giderek ünü ve ziyaretçileri çoğalan ve de insanlar için doğrulara yönlendiren Allah’ın özgür evidir. O’nda açık açık belgeler ve İbrahim’in makamı/sergilenen ihtişâmı vardır. Oraya giren güvene erer. Yoluna gücü yeten insanların Kâbe’yi hac etmeleri Allah’ın yüklediği görevdir. Hac görevini inkâr eden / tanımayan kişinin zararı kendine olur. Çünkü Allah, yarattığı varlıklardan zengindir.” (Al-i İmran 96-97)
Abdullah b. Ömer (r.a.) anlatıyor:
Allah’ın Resûlü/Elçisi Hz. Muhammed (s.a.) insan hayatını bütünüyle kuşatan İslâm Dini’nin üzerinde kurulduğu temel ibadetleri şöyle açıklıyor:
– İslâm Dîni beş temel üzerine kurulmuştur. Bu temeller Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna inanmak, namaz kılmak, zekât vermek, Kâbe’yi hac etmek ve Ramazan orucunu tutmaktır.
Allah’ın Resûlü Hz. Muhammed’e (s.a.) soruldu:
– Amellerin hangileri daha üstün ve sevablıdır? (Ya Resulallah!)
Şöyle buyurdular:
– Şüphe karışmayan îman, (ganîmet mallarından) aşırmaksızın yapılan cihâd ve (maddî ve manevî şartlarına riayet olunarak ihlâsla yapıldığı için) kabul olunan Hac’dır.
Íman etmek ve ilâhî yasalara bağlı kalacağına dair bîat etmek için huzuruna gelen ve –Rabbim tarafından bağışlanmak istiyorum– diyen Amr b. Âs’a Yüce Peygamberimiz şöyle buyurur:
— Ya Amr! İslâm Dinine îman etmenin daha önceki inançsızlık döneminin günahlarını giderdiğini, hicret etmenin hicretten önceki devrin günahlarını bağışlattığını, hac yapmanın da hac öncesinin günahlarından akladığını hâlâ öğrenmedin mi?
Allah’ın Resûlü Hz. Muhammed (s.a.), müslümanları hacca teşvik etmek için haccın mükâfatını dile getirerek şöyle buyurur:
– “Mebrûr” olan haccın mükâfatı hiç şüphesiz Cennet’tir.
Bu müjdeyi alan Müslümanlar tarafından soruldu:
– Ya Resûlellah! Hac nasıl mebrûr olur?
Günahlara bulaşmadan hac süresince fakirlere, dostlara yemek yedirmekle, herkesle tatlı tatlı konuşmakla ve bir de bolca selam verip barışı yaygınlaştırmakla mebrûr olur.
Allah’ın Resûlü Hz. Muhammed ürpertici uyarılarında şöyle buyurur:
– Bir Müslüman görülür bir yoksulluk, engelleyici bir hastalık ve zâlim bir yönetici ve yönetim baskısı olmaksızın İslâm Dini’nin farz kıldığı haccı yapmadan ölürse o, iki ölüm halinden biri üzerinde dilerse Yahûdi, isterse Hıristiyan olarak ölsün fark yoktur.
Haccı ertelemenin büyük sorumluluğundan ötürü Peygamberimiz bir diğer hadîslerinde “Hacca gitmek isteyen acele etsin.” buyurmuşlardır.
Allah şânını artırsın, Allah’ın Resûlü hacıları ve umrecileri insanlığın temsilcileri olarak şöylece tanıtır:
— Hacc’a ve Umre’ye giden mü’minler, insanların Allah’ın huzuruna çıkarılmış temsilcileridir. Onlar duâ etseler Allah duâlarını kabul buyurur. Bağışlanmalarını dileseler onları bağışlar.