
Kız çocuk reyonları, son yıllarda adeta ‘küçük kadın’ reyonlarına dönüşmüş durumda. Moda adı altında sergilenen dar, kısa ve vücut hatlarını ortaya çıkaran kıyafetler, çocukluk masumiyetini gölgeleyerek toplumda büyük bir rahatsızlık oluşturuyor. Aileler, özellikle tesettür hassasiyetine uygun kıyafet bulmakta zorlandıklarını dile getirirken, çocukların erken yaşta giyinik çıplaklık anlayışıyla tanıştırılmasının hem ahlaki hem de dini açıdan ciddi sorunlara yol açtığını vurguluyor.
Son dönemlerde mağaza vitrinlerinde artan “giyinik çıplaklık” görüntüleri, çocuk giyim reyonlarına da yansıdı. Toplumun geniş kesimlerinden gelen tepkiler, moda anlayışının çocukları da erken yaşta “küçük kadın” gibi giyinmeye zorladığını ortaya koyuyor.
Yazar Hatice Kübra Tongar’ın sosyal medyada yaptığı açıklama, son yıllarda hızla artan bir toplumsal kaygıyı bir kez daha gündeme taşıdı. Tongar, çocuk reyonlarında yaşadığı deneyimi şu sözlerle anlattı:
“Kızım için gidiyorum, normal bir kıyafet bulamıyorum. Kız çocuk reyonları adeta ‘küçük kadın’ reyonlarına dönüştürülmüş durumda. Çocuklarımıza nasıl giyinileceğini değil, nasıl soyunulacağını öğreten bir sistemin içindeyiz.”
Toplumun farklı kesimlerinden binlerce vatandaşın destek verdiği bu çıkış, aslında uzun süredir dile getirilen bir sorunun yansıması oldu. Giyim markalarının “trend” adı altında vitrinlere çıkardığı kısa şortlar, derin yırtmaçlar, ince askılı üstler ve vücut hatlarını ortaya çıkaran elbiseler; artık yalnızca yetişkinlere değil, çocuklara da pazarlanıyor.
Birçok ebeveyn, bu durumun çocukların masumiyetini zedelediğini, onları erken yaşta cinsel kimlik bilinciyle tanıştırdığını ve “çocukluk” kavramını yok ettiğini dile getiriyor.
Toplumda “giyinik çıplaklık” olarak adlandırılan bu giyim tarzı, özellikle muhafazakâr ve dini hassasiyeti olan aileler için büyük bir endişe kaynağı.
İslam’a göre tesettür, yalnızca yetişkin kadınların uyması gereken bir emir değil, aynı zamanda çocuk yaşta kazandırılması gereken bir ahlak ve haya eğitimidir. Tesettür, sadece örtünmek değil; iffet, edep ve kimlik bilinci kazandırma sürecidir. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hadislerinde de çocukların 7 yaşından itibaren ibadete ve ahlaki eğitime alıştırılması gerektiği vurgulanır. Bu kapsamda, kız çocuklarının da erken yaşta edepli giyinmeye yönlendirilmesi İslami terbiyenin bir parçası olarak görülür.
Ancak günümüzde, moda endüstrisinin dayattığı “erken yetişkinlik” anlayışı, çocukları hem fiziken hem ruhen yaşlarının ilerisinde bir görünüşe büründürüyor. Bu durum, yalnızca dini hassasiyet açısından değil, toplumsal değerler ve çocuk hakları açısından da ciddi bir sorun olarak görülüyor.
Sosyal medyada binlerce yorumda vatandaşlar şu ifadeleri kullanıyor:
“Artık kız çocuklarına etek değil, şort veriyorlar. Diz altı elbise bulmak imkânsız.”
“Çocuklarımıza çocuk gibi giyinecek kıyafet bulamıyoruz.”
“Küresel moda, çocukları birer obje haline getiriyor.”
“Her yer giyinik çıplak. Giyim var ama edep yok.”
Vatandaşlar, devletin bu konuda düzenleyici tedbirler almasını, çocuk giyiminde asgari bir edep ve mahremiyet standardı getirilmesini talep ediyor. Aksi takdirde, “toplumsal çürümenin daha da derinleşeceği” endişesi dile getiriliyor.
Toplumun geniş kesimlerinden yükselen ses ise net:
“Çocuklarımızı çocuk gibi bırakın. Tesettür, bir kumaş değil; bir duruştur. Biz bu duruşu çocuklarımızda yaşatmak istiyoruz.”
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-