islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
16,7832
EURO
17,4971
ALTIN
976,05
BIST
2.443,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
28°C
İstanbul
28°C
Açık
Pazar Açık
28°C
Pazartesi Açık
29°C
Salı Parçalı Bulutlu
29°C
Çarşamba Az Bulutlu
29°C

Kültür Kaybı ve Şahsiyet

Kültür Kaybı ve Şahsiyet
29.07.2017
A+
A-

Kültür, insan ve toplum için  yaşanabilir kurallar ve  hayat tarzları  getirmektedir.  Kültür kaybı, toplumda  farkedilmeyen bir değişimi  ortaya koyar ve kimliğimizin bambaşka bir dünyaya yönelmesine yol açabilir.

Bazan, insanın karşı karşıya kaldığı problemlere, bir çözüm yolu bulamadığını görürüz. Aslında bu durum, kişinin yaşadığı hayat ile inandığı değerler arasında bir uyumsuzluğun sonucudur

İnsanın şahsiyeti ve karakteri, uzun yılların içerisinde  liflif örülmekte  ve böylece kişinin kendine has özellikleri  ortaya çıkmaktadır. Kültür kaybı, sahip olunan değerlerin  değişimi gibi çok zor bir  ruhi ve ahlaki  dönüşüme yol açmaktadır. Bu durum, aslında başlıbaşına  bir “ruhi ve fikri çile”ye  yol açmaktadır

Necip Fazıl’ın  Çile şiirinde dile getirdiği  bu olay, o zamana kadar  inandığı değerlerin ve yaşadığı hayat tarzının değişimi ile, büyük sancılar ile  kendindeki  dönüşümün gerçekleşmesidir

Kültür,  öncelikle  bir  bilinç, şuur  seviyesidir.  Kültürlü insan, kendi değerleri, bilgisi ve  medeniyet anlayışı ile  bir hayatı  yaşama kararını verebilme  olgunluğuna erişmiş olmaktadır

Burada, iki  faktör   göze çarpmaktadır: Birincisi, kültürün  bünyesindeki  bilgi ve değerler, ikincisi; bu değer ve bilgiler  ile yaşama kararı verebilen şahsiyet özelliği.

Her iki  temel faktör de, biz  insanlar için son derece önemli  ve  hayatın manasını anlayabilmek ve huzurlu, mutlu olabilmenin şartlarındandır.

Kültürel faaliyet, günümüzde  bilgi edinme  veya bazı  bilinçsiz  alışkanlıkları benimseme şeklinde  kısıtlı bir şekilde anlaşıldığında,  büyük bir dünya ufkunun gözden kaçırılmasına yol açıyor

Halbuki  kültürün ilk adımı, ahlaki  bir  özellik olan “kendini  ve yaradanı tanımak”tır.  Bu  şuur, insan olmanın birinci şartıdır.  Çünkü  kişinin en büyük sorumluluğu yaratıcısını tanımak  ve onun koyduğu kurallar topluluğunu idrak edebilmektir.

Hukuk, ahlak, inanç  ve  yaşayışa ait  tüm temel  kurallar topluluğu, İslam kültüründe  Allahın  şahsının ve koyduğu kurallar topluluğunun insan ile ilişki  temeli  ile anlaşılabilir  ve  açıklanabilir.

İslam  düşünür ve felsefecileri,  insan ve  kainat (evren)  ilişkisinin birbirine bağlı  iki  sistem olduğunu ve  her ikisinin de  aynı mantık ve  düzen içerisinde birbirini tamamlayacak şekilde çalışması gerektiğini belirtmişlerdir

Aslında biraz düşündüğümüzde, dünyanın  geleceği ile kendi geleceğimizin kesiştiğini  anlıyabiliyor ve her iki sistemi de aynı temel kurallar çerçevesinde  çalıştırmamız gerektiğini kavrayabiliyoruz. Bir diğer ifadeyle, kişi ile toplumun kaderi birbirinden ayrılmamaktadır

Büyük sosyolog  İbni Haldun,  kainatı (evreni) çalıştıran kanunlar gibi, sosyal hayatı da   yöneten ve düzene koyan kanunlardan  bahsetmiştir.  Gerçekten de, meydana gelen olaylara baktığımızda, hepsinin belli şartlar altında benzer sonuçlar  ortaya çıkardığın görebilmekteyiz.

Kültürün, hayatı  şekillendiren birçok alan ile ilgili   bilgi, sanat, alışkanlık  ve değerlerin bir toplamı ve  uygulaması olduğunu net bir şekilde kavramak gerekiyor

Bir toplumun bir başka toplumun hayatına özenmesi; bir medeniyetin bir başka medeniyetin değerleri içinde kendini  yok etmesi  gibi bir sosyal  alinasyon veya kimlik kaybına  yol açıyor

Bunun bir diğer adı, kendi bilgisine ve hassasiyetine güvenmeyip, başkalarının bilgi ve kararlarıyla hareket etmek manasına geliyor. Biliyoruz ki, aynı kültür ve toplum içindeki insanların bile, birbirlerinden farklı bakış açıları bulunmaktadır

Bu olay, aslında; bir hafıza yenilenmesinden de zor ve  içinden çıkılması zor  bir durum oluyor.  Meşrutiyet devri  batıcı, materyalist ve milliyetçileri, İslami kimlikten uzaklaşırken, çok ciddi travmalar yaşamışladır

Günümüzde, kültür kaybı; öncelikle  kültürün bilinmeyişi, kültürün hayatı şekillendirme ve kapsama konusundaki  rol  özelliğinin farkına varılmamasıyla ilgilidir.

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.