
Kültürel homojenleşme modern sömürge düzeni
İnsanoğlu, özgün, özgür olma iddiasıyla çıktığı yolda kültürel homojenleşmeye yenildi.
20. yüzyılın sonlarından itibaren “kültürel homojenleşme” kavramı küreselleşme tartışmalarının en kritik başlıklarından biri haline geldi.
Bugün insanlar kendi tercihlerinin efendisi olduğunu zannediyor ya…
Moda akımlarıyla giyim kuşamda başlayan süreç, müzik, sinema ve medya üzerinden yaygınlaştı. Hızlı yemek zincirleriyle mutfağa kadar girdi. İletişim teknolojileri hayatımızı kuşatmasıyla birlikte “kültürel homojenleşme’’ gündelik hayatın her alanına sızdı.
İnsanoğlu, özgün, özgür olma iddiasıyla çıktığı yolda kültürel homojenleşmeye yenildi.
20. yüzyılın sonlarından itibaren “kültürel homojenleşme” kavramı küreselleşme tartışmalarının en kritik başlıklarından biri haline geldi.
Bugün insanlar kendi tercihlerinin efendisi olduğunu zannediyor ya…
Moda akımlarıyla giyim kuşamda başlayan süreç, müzik, sinema ve medya üzerinden yaygınlaştı. Hızlı yemek zincirleriyle mutfağa kadar girdi. İletişim teknolojileri hayatımızı kuşatmasıyla birlikte “kültürel homojenleşme’’ gündelik hayatın her alanına sızdı.
Gün geçmiyor ki yeni bir yaşam tarzı dayatan bir akım ile karşılaşmayalım.
Dine mesafeli kesimlerin önemli bir bölümü, meditasyon, çakra ve enerji şifacılığı söylemleriyle yeni bir “spiritüalizm dininin” peşinde.
Hayvansal gıdaları “tu kaka” ilan eden beslenme akımları, vegan köfte ve vegan peynir, vegan sucuk üzerinden kurulan yeni pazarlar yarattı.
Yaşam alanlarında da aynı döngü…
İnsanlar önce köyden kente, sonra da büyük dairelere, villalara özendirildi. Şimdi de küçük evler ve karavan yaşamı moda oldu.
Her defasında birbirine benzeyen insanlar ile yeni yeni gettolar oluşturuldu.
Yerel, özgün kimliğini koruyan insana ürün satması zor olduğu gibi yönetmesi de zordur. Kültürel homojenleşme, sadece ürün satmayı kolaylaştırmaz, yönetmeyi de kolaylaştırır.
Küresel aktörler için insanları yeni kategorilere hapsetme, yeni bir yönetim tarzıdır aslında. Çok masum hak arama kavramlarını da çekinmeden kullanırlar. Çevre, hayvan hakları vb…
Gezi olayları sözde iki ağaç için başlamıştı.
Efendilerini dinleyip, Taksim’i ateşe verenler daha sonra “Mesele ağaç değil!” diyerek itiraf etmedi mi?
Beslenme alışkanlıkları, sade yaşam, sağlıklı yaşam ve daha pek çok başlık ile yeni bir yönetim modeli kurulmadığını kim söyleyebilir?
Anadolu’nun her bölgesinin kendine has renkleri, merasimleri, türküleri ve yemekleri var.
Artık düğünler siyah beyaz bir sıradanlığa mahkûm… Yöresel düğün yemekleri, yerini, vasat kurabiyelere ve glikoz şuruplu pastalara bıraktı. Yöresel müzikler, eğlenceler aynı düğün dansına yenildi.
Kültürel homojenleşme, cenaze törenlerine uzanmaktan da çekinmedi…
Türklerde yasın rengi beyazdır, bilir misiniz?
Eskiden cenazeler, iğne oyalı beyaz örtülerle, dualar ile uğurlanırdı. Bugün ise o beyaz örtüler, yerini, siyah kıyafetlere, kocaman gözlüklere ve siyah şallara bıraktı.
İnsanlar yaşam tarzlarını, yeme içme alışkanlıklarını “özgür iradeleriyle” belirlediklerini zannediyor. Görünen o ki yeni sömürge düzeni çoktan mutfağa girdi, oturma odasının tam ortasına yerleşti bile.
Küresel tüketim kültürünün yerel kimlikleri nasıl aşındırdığını, Sosyolog George Ritzer, “McDonaldlaşma”; Benjamin Barber ise “McWorld” başlığı ile anlatır.
Farklı sosyokültürel yapılarda yetişen, bambaşka ailelerin çocuklarının aynı kavramlar ile kendilerini ifade etmeleri, yeme içme alışkanlıkları, birbirinin kopyası giyim tarzları ve hatta dövme merakı sizce tesadüf mü?
Kültürel homojenleşme, emperyalizmin ayak sesi.
Cemil Meriç, kültür emperyalizminin fiziki işgalden daha sinsi olduğunu vurgular ve “en tehlikeli istila” olarak tanımlar.
Bir toplumun hayat tarzı değiştirildiğinde sadece alışkanlıkları değil, kimliği de değiştirilir.
Kültürel homojenleşme ile savaşsız, kurşunsuz bir işgalle karşı karşıyayız.
Necmettin Hacıeminoğlu’nun “Kahrolsun emperyalizm diyenler kültürel emperyalizme neden itiraz etmezler?’’ sorusunu hiç aklımızdan çıkarmamalıyız aslında.
Sevgili gençler: Cemil Meriç, Mümtaz Turhan, Erol Güngör ve ille de Mehmet Akif okuyun… Ve bu yeni sömürge düzeni ile mücadele etmekten korkmayın…
Ayşe Keşir / Yeni Şafak
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube