
“Kur’ân ve Kadın” başlıklı kitabım, Kitap Yurdu’nda yayınlandı. Kapak bilgileri, önsöz ve sonuç aşağıda yer almaktadır. Bunlardan kitap hakkında bazı bilgileri öğreneniz mümkündür. Okumanız tavsiye ediyorum. Kitapta, konuya farklı yaklaşımlar yer almaktadır. Yerinde yapacağınız tenkit ve değerlendirmeleriniz için şimdiden teşekkür ediyorum.

ÖNSÖZ
İnsan nesli, kadın ve erkekle devam etmektedir. Biri olmadan diğeri olamaz. Onlar olmayınca, hiçbir şey olamaz, her şey kıymetsiz ve değersiz olur. İkisi beraber bir bütünü oluşturmakta ve insan nesli böyle devam etmektedir. Hayat, kadın ve erkekle devam etmekte, aile, toplum, halklar, milletler onlarla oluşmakta, kültürler onlarla yaşanmakta ve büyük medeniyetler onlarla kurulmaktadır. Ailenin, toplumun, kültür ve medeniyetin temelinde erkek olduğu kadar, kadın da vardır. Bu yüzden kadını, kıymetini ve önemini çok iyi öğrenmek gerekmektedir. İnsanlık tarihinin hiçbir döneminde erkek tartışılmamış ve tartışılmamaktadır. Fakat kadın her dönemde tartışma konusu olmuş, tarihin çeşitli dönemlerinde ikinci sınıf insan olarak kabul edilmiş, hatta bazı dönemlerde kadın, insan sınıfından bile sayılmamıştır. Maalesef günümüzde kadına gereken önem verilmemekte, hakkı savunulmamakta, zaman zaman hor görülmekte, itilmekte, zulüm ve tecavüze maruz kalmakta, hatta öldürülmektedir. Kadının maruz kaldığı bu olumsuz durumun, insanlık açısından yanlış bir anlayış ve yanlış bir gidişat olarak değerlendirmekteyim. Kadın, kendisine yönelik bu olumsuz muameleyi hak etmemektedir. İnsanlık tarihi boyunca özellikle kutsal metinlerde, sağlam felsefi ve ilmi değerlendirmelerde kadının yüce değeri dile getirilmekte ve korunması gereken yüce bir cevher olduğu anlatılmaktadır. Kadının yüce değeri, özellikle Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed’in (sav.) sahih sünnetinde hak ettiği yere sahip bulunmaktadır. Bugün için Müslüman geçinen toplumlarda kadına bu değer verilmiyorsa, suç İslam’dan, Kur’an’dan ve sünnetten değil, suç, İslam’ı gerektiği gibi yaşamayan Müslümanlardan kaynaklanmaktadır. Bazen art niyetli veya konunun idrakinde olmayan bazı kişiler, kadının İslam dininde aşağılandığını, küçük düşürüldüğünü, ikinci sınıf insan muamelesine tabi tutulduğunu, mağdur edildiğini ve hatta hakarete maruz bırakıldığını ileri sürmektedir. Bu tür iddialar asılsız ve gerçeklerden uzak mesnetsiz uydurmalardır. Kur’an-ı Kerim’i idrak eden, Hz. Muhammed’in sosyal hayatındaki yaşayışına vakıf olan insanlar, bu tür olumsuz iddialarda bulunamazlar. Hiçbir felsefe, hiçbir sistem, hiçbir hukuk ve hiçbir düşünce, Kur’an kadar kadına değer vermemiştir ve veremez. Bu nedenle Kur’an-ı Kerim’in Kadına bakışı ile ilgili bazı bilgileri ortaya koyarak, art niyetli iddiaların yanlış olduğunu, aslında Kur’an’ın kadını bir nevi kutsal/saygı değer bir varlık olarak anlattığını yazmayı düşündüm. Bu gayeden yola çıkarak bu kitabı yazmaya başladım. Kitabımız giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İslam öncesinde kadın, ikinci bölümde Kur’an’da Kadın ve üçüncü bölümde de sorularla kadın konusu üzerinde durulmuştur. Konuyu fazla dağıtmadan, teferruatlara girmeden, başta Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed’in (sav.) sahih sünneti ölçü olmak üzere bu konuyu izah etmeye çalıştım. Kitabımı okuyacak, gerekli tenkit ve yorumlarda bulunacak arkadaşlara peşinen teşekkür eder, selam, saygı ve hürmetlerimi sunuyorum.
Kitabı inceleyip değerlendirmelerde bulunan Ali Bulaç ve Prof. Dr. Celal Kırca Beylere teşekkür ediyorum. Ayrıca kitap kadınla ilgili olduğu için, kadın gözüyle de incelenmesini istedim. Seher Akçınar Bayar, Sabiha Ünlü ve Şükran Eren Hanımefendilere katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Kitabın tashihi, basımı ve yayınlanmasıyla ilgilenen Sefa Mehmetoğlu kardeşime özellikle teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.
Prof. Dr. Nurettin Turgay
DİYARBAKIR – 2024
Kadın, tarih boyunca hem sosyal hayatta hem de dini alanda gündeme getirilen bir konu olmuştur. Tarihin çeşitli dönemlerinde kadın, hor görülmüş, insan yerine konulmamış, ikinci hatta üçünü sınıf varlık muamelesine tabi tutulmuştur. Bununla beraber ilahi vahye ve medeniyet ilkelerine dayanan sistemlerde kadına büyük değer verilmiş ve erkek düzeyinde, onunla eşdeğer kabul edilmiştir. Kutsal metinlerde yer alan bilgilere göre Yahudi ve Hristiyanlıkta kadın, insan olarak kişilik bakımından erkekle beraber birbirlerini tamamlayan bireyler olarak kabul edilmiştir. İnsanlık tarihinde dünya medeniyetinin ana merkezi olarak Kabul edilen Mezopotamya medeniyetinde, kadına büyük değer verilmiştir. Elde bulunan belgelere göre dünyanın ilk yazılı kanunları olarak kabul edilen Hammurabi kanunlarında kadına verilen hak ve değer, bugün dahi pek çok yerde verilmemektedir. İnsanlık tarihinde ilk insan hakları bildirgesi olarak kabul edilen Büyük Kiros’un (m. ö. 590-530) silindirinde yer alan beyannamede, insan ayırımı yoktur, herkes eşit haklara sahiptir, ona göre kadın ve erkek de insan olarak eşit birer birey kabul edilmiştir. Bazı kaynaklarda Zulkarnenyn olduğu da kabul edilen Büyük Kiros, kadına ayrı bir değer vermiştir. Son peygamber Hz. Muhammed’in (sav.) emanet olarak bırakmış olduğu Kur’an-ı Kerim, kadını saygıdeğer bir varlık olarak kabul etmektedir. Çok merhametli anlamında olan “Rahim” kelimesi, aynı zamanda Allah’ın ismidir. Bu isim, kadının vücudunda bulunan bir organın da ismidir. O, aynı zamanda Allah’ın adı olan “Rahim” bölgesinde bebeğini şefkat ve merhametiyle besleyip dünyaya getirmektedir. Anne olma özelliği, bu süreçte yaşanan sıkıntılar, kadına apayrı bir değer kazandırmaktadır. Onun için Kur’an’ın çeşitli ayetlerinde ve Hz. Muhammed’in (sav.) hadislerinde, annenin hakkı babanın hakkına nazaran daha fazla kabul edilmektedir.
Her kadın, ancak iyi bir eğitimle bu ulvi değerini idrak edebilmekte ve kendini tanıyabilmektedir. Her şeyden önce kadının kendini tanıması, annelik kimliğini idrak etmesi, Allah tarafından kendisine verilen değeri anlaması ve kişilik bilinciyle hareket etmesi gerekmektedir. Çünkü Kur’an-ı Kerim’in kadına verdiği değer, tanıdığı haklar, İslam’ın dışındaki tüm felsefe, hukuk ve düşünce sistemlerinde görülmemektedir. Bunlardan hiç biri Kur’an kadar kadına değer verememekte ve onun hakkını ortaya koyamamaktadır. Bilinçli bir şekilde kötü niyetle İslam’ın aleyhinde propagandalarda bulunan ve farkında olmadan onlara uyan bazı kişiler vardır. Bunlar, Kur’an-ı Kerim’de ve özellikle bazı hadislerde kadının aleyhinde olumsuz bilgilerin bulunduğunu, bu tür yanlış ve asılsız bilgilere dayanarak kadının İslam dininde mağdur edildiğini, hatta aşağılandığını ileri sürmektedirler. İfade etmeye çalıştığımız gibi hiçbir şey, Kur’an-ı Kerim kadar kadına değer vermemiş ve ona hak tanımamıştır. Olumsuz bazı bilgiler hadis diye rivayet ediliyorsa, bilmek gerekir ki Kur’an’ın ruhuna ve bilim ile insan aklına ters düşen rivayetler, Hz. Muhammed (sav.) tarafından söylenmiş olamaz ve uydurulmuş rivayetlerdir.
Kur’an-ı Kerim’de kadına verilen değer, onun dışındaki tüm kaynaklardan daha üstün bir derecede bulunmaktadır. Kur’an-ı Kerim, toplumun iki yarısı olan kadın ile erkeğin evlilik yoluyla hayatı paylaşmalarını, nesillerin devamını sağlamalarını, temeli aşka dayanan duygusal rahatlama ve manevi ahengi yaşamalarını hedeflemektedir. Temeli Kur’an-ı Kerim ve Hz. Muhammed’in (sav.) sünnetine dayanan İslâm dinine göre kadın, kulluk ve insanlık değeri bakımından erkeğe eşit değerde olan bir bireydir; yaratılış ve yükümlülük bakımlarından erkek kadar kâmil insan olma yapı ve kabiliyete sahiptir. Erkek baş, kadın ise kalp durumundadır. Bu durum, genel bir kuraldır. Erkekten daha zeki, daha başarılı ve daha akıllı nice kadınlar vardır. Kadın, çocuk yetiştirme, merhamet ve şefkatte erkekten daha üstündür. Erkeklerin kendi aralarında, kadınların da kendi aralarında farklı kabiliyetleri, eğilimleri, özellikleri olduğu gibi bütünüyle erkek cinsi ile kadın cinsi arasında da farklı kabiliyetler, donanımlar ve imkânlar vardır. İslâm bu farklılıkların tabii ve fıtri olanlarını anlamsız ve yapay bir eşitlik uğruna ortadan kaldırmayı değil, ilahi irade doğrultusunda insanca bir hayatı yaşamak, kültür ve medeniyet oluşturmak için bütünleştirmeyi, dayanıştırmayı, birini diğeriyle tamamlamayı hedeflemektedir. Fıtrat çerçevesi içinde her kadın ve erkek öncelikle kendi imkân ve kabiliyetlerine uygun düşen rolü üstlenir, hizmeti yüklenir; şartlar gerekli kıldığında bir kısım rollerin değişmesinde, bir kısım hizmetlerin her iki cins tarafından da ifasında bir sakınca yoktur. Kur’an-ı Kerim’de kadın, toplum yönetiminde başarılı önek yönetici olarak tanıtılmaktadır. İyi kadın, başarılı bir yönetici, idareci ve eğitimci ola bilmektedir. İyi kadın, dişi bir aslan simgesi olarak kabul edilmektedir. Kadın, son derece değerli bir varlık olmasaydı, onun için ciltlerle şiir, şarkı ve destanlar yazılmazdı; uğrunda ölünecek kadar maşuk olmazdı. Zarafeti ve inceliği nedeniyle birçok gül ve çiçeğin adı kadına isim olarak verilmektedir. Ancak kadın ile erkek ilişkileri, inancımıza göre Kur’an-ı Kerim ve sünnet ölçüleri içerisinde yaşanmalıdır. Her konuda olduğu gibi bu konuda da ahlak, edep ve terbiye ölçülerinin aşılmaması gerekmektedir. Kadın ve özellikle çocuk tecavüzleri, en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Kadına şiddet, her türlü müeyyidelerle engellenmelidir.
NURETTİN TURGAY
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-