
Zararlı etkenlerin canlı dokuda uyardığı, ateş, ağrı, sıcaklık, şişkinlik ve işlev bozukluğuyla belirgin, damar, sıvı ve hücre reaksiyonlarının tümüne enflamasyon ya da iltihaplanma denir. Antienflamatuvarlar, ağrı kesicilerin neredeyse yarısını oluşturan, enflamasyonu yani iltihaplanmayı azaltarak ağrıyı azaltan, iyileşmeyi hızlandıran ilaçlardır. İltihap, fiziksel, kimyasal ya da biyolojik herhangi bir saldırıya karşı dokuların gösterdiği özgül tepkidir.
Yapılan birçok çalışmada balın cilde sürüldüğünde [48] veya ağızdan alındığında antienflamatuvar ilaçlar gibi etkisinin olduğunu gösterilmiştir. Bu etkinin hangi kimyasal yolaklar üzerinden gerçekleştiği çalışmalarda gösterilmiştir, fakat bu konulara burada girmek kitabın maksadını aşacaktır. İlgi duyan sağlık profesyonelleri referans olarak verilen makalelerden detaylı bilgileri alabilir.
Hayvan deneylerinde balın kimyasal yanıklar, radyosyon ve ultraviole ışınların neden olduğu zararlı etkileri azaltmada faydalı olduğu görülmüştür.
Balın katarakt gelişmesini önlediğine dair yayınlar vardır. Hayvanlarda kimyasal olarak oluşturulan kataraktların tedavisinde bal çok etkili olmuştur. Göz yıkama solüsyonu olarak bal kullanımı katarakt oluşumunu geciktirir . Balın glaucom ve katarakt tedavisinde kullanılabileceğine dair başka bir yayın daha vardır.
Bal geleneksel olarak mide bağırsak sistemi hastalıklarının tedavisinde yüz yıllardan beri kullanılmaktadır. Baldan yapılan bazı ilaçlar mide yanması ve ağız hastalıklarının tedavisine etkilidir. İshal olan çocukların tedavisinde bal etkilidir, bağırsak geçirgenliğini ve ishal süresini azaltmaktadır.
Alzheimer hastalığının ana sebeplerinden biri olan kronik serebral hipoperfüzyon (beyin dokusunun uzun süre yeterince kanlanamaması) vereceği zararları azaltmada balın etkili olabileceği gösterilmiştir. Ayrıca bazı çalışmalarda balın hafıza ve öğrenme üzerinde de olumlu etkilerinin olduğu görülmüştür. Demans üzerinde balın etkisini araştıran ve çok uzun süren bir çalışmada balın demans ve diğer bilişsel hastalıkların gelişmesini önleyebileceği gösterilmiştir. Diğer bir çalışmada ise uzun sure bal ile beslenen hayvanların beyinlerinde hipokampüs bölgelerindeki nöronların daha fazla prolifere olduğu (çoğaldığı) ve hafızalarının da kuvvetlendiği görülmüştür.
Balın doğurganlık ve doğurganlıkla ilgili hormonlar üzerinde olumlu etkisi vardır. Yakın zamanda sürekli olarak gürültüye maruz bırakılan sıçanlar üzerinde yapılan bir çalışmada balın sıçanların doğurganlıklarını olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Kronik gürültü doğal bir terotojenik faktördür ve insan sağlığı ve üreme sistemi üzerinde ciddi olumsuz etkisi vardır. Bu çalışma bal tüketiminin üreme hormonları (FSH, LH, ve testosteron) üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu göstermiştir. Balın stres kaynaklı kısırlık tedavisinde de faydası olduğu görülmüştür. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda bal tüketiminin hem erkekten kaynaklanan kısırlık tedavisinde hem de kadıdan kaynaklanan kısırlık tedavisinde faydalı olabileceğine dair yayınlar vardır.
Kimyasal olarak şeker hastası yapılan tavşanlar üzerinde, balın kan şekeri düşürücü etkisi gösterilmiştir. Bu çalışma sakkaroz yerine, doğal tatlandırıcı olarak düşük doz bal kullanımının iyi bir alternatif olduğunu bildirilmiştir. Genellikle diyetisyenler ve hekimler şeker hastalarına bal tüketmelerini tavsiye etmekten çekinmektedirler. Erejuwa ve arkadaşlarının 2012 yılında yayınladıkları ve balın antidiyabetik etkisini detaylı anlattıkları çalışmada balın, şeker hastalarında uzun sure kullanımının kan şekeri üzerinde olumlu etkileri anlatılmıştır.
Birçok çalışmada balın farklı kanserler üzerindeki etkisi araştırılmıştır . Balın ölü dokuları atma özelliği olduğu ve yeni damar oluşumunu engellediği gösterilmiştir. Malezya’dan yapılan birkaç çalışmada ise balın ağız, mesane, serviks, karaciğer, kemik ve meme kanserlerine karşı olumlu etkilerinin olduğu bildirilmiştir. Akciğer kanseri oluşumunu engellemede de balın koruyucu etkisi olduğu gösterilmiştir .
Balın en bariz görülen etkilerinden biri de hiperlipidemik (kanda yağ oranı yüksek) olan hastalarda kolesterol seviyesini düşürmesidir. Bir çalışmada günde 75 gr balın 250 ml suda eritilerek 15 gün boyunda verilmesinin kan yağlarını düşürdüğü gösterilmiştir. Başka bir çalışmada ise 30 gün boyunca günde 70 gr bal yedirilen 55 insanın vücut ağırlığı, açlık kan şekeri, LDL kolesterol (kötü kolesterol), HDL kolesterol (iyi kolesterol), total kolesterol, trigliserid ve CRP seviyeleri takip edilmiştir. LDL kolesterol (kötü kolesterol, trigliserid ve total kolesterol seviyelerinin şişman insanlarda düştüğü görülmüştür . Bu çalışma verilen bal miktarı %10’a düşürülerek uzun zaman devam ettirilmiş ve HDL kolesterol (iyi kolesterol) miktarının zamanla arttığı gösterilmiştir. Sonuç olarak düzenli bal tüketiminin kan şeker ve kan lipitleri üzerinde olumlu etki olduğu; doğrudan veya dolaylı olarak kalp ve damar hastalıklarının görülme riskini azalttığı sonucuna varılmıştır. Sıçanlar üzerinde yapılan başka bir çalışmada ise 3 g/kg/gün bal verilen farelerde myokardiyal iskemi (kalp kaslarının kan dolaşımının bozulması) üzerinde olumlu etki gösterdiği saptanmıştır.
Baldaki antioksidanlar, kan basıncının düşmesine yardımcı olabilir. Kan basıncının yüksek olması kalp hastalığı için önemli bir risk faktörüdür ve bal kan basıncını düşürmeye yardımcı olabilecek antioksidanlar içerdiği için tansiyonu düşürebilir. Hem sıçanlarda hem de insanlarda yapılan çalışmalar düzenli bal tüketenlerde kan basıncında azalmalar göstermiştir.
Balın Yara İyileşmesi Üzerindeki Etkisi
Balın yara iyileşmesi üzerindeki etkisi ile ilgili birçok çalışma yapılmıştır. Geleneksel olarak balın yara üzerine doğrudan uygulanmasının yara iyileşmesini hızlandırdığı bilinmektedir. Histopatolojik çalışmalarla da bu uygulamanın yara iyileşmesini hızlandırdığını saptanmıştır. Bir çalışmada da balın granülasyon doku kalınlığı üzerindeki etkinliği araştırılmış, balın epitelizasyon ve ödem üzerinde olumlu etkisinin olduğu, nedbe dokusunu azalttığını göstermiştir.
Vücut yüzeyinde yarası olan 25 hastanın yarasına bal uygulanarak balın yara üzerindeki etkisi incelenmiştir; balın yarayı hızla iyileştirdiği, antiseptik gibi etki gösterdiği saptanmıştır. Balın antibacterial, antiviral etkileri çok sayıda araştırma ile itiraz edilemeyecek şekilde kesinleşmiştir.
Sonuç olarak balın şimdiye kadar insan ve hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarla tespit edilmiş birçok faydası vardır. Balın faydaları ve etkinliği ihtiva ettiği fenolik bileşenlere göre farklılık göstermektedir. Balın antimikrobiyal, antikanser, antidiyabetik antihiperlipidemik, antikolesterolemik, antienflamatuvar, antioksidant ve yara iyileştirici özellikleri araştırılmış ve bu etkileri araştırmalarla kesinleşmiştir.
(Devam Edecek)