
Bal, bal arıları ve iğnesiz arılar tarafından üretilen doğal bir üründür. Her iki arı türü tarafından üretilen bal, değişken biyolojik ve klinik öneme sahip, benzersiz ve farklı fenolik ve flavonoid leşikleri içerir. Bal, yara iyileşmesinde kullanılan doğal ürünlerden biridir. Bu yazıda balının geleneksel kullanımları ve klinik uygulamaları; antimikrobiyal, antioksidan, anti-enflamatuvar, antikanser, antihiperlipidemik ve kardiyoprotektif özellikleri; göz bozuklukları, gastrointestinal sistem hastalıkları, nörolojik bozukluklar, fertilite ve yara iyileşmesi üzerindeki etkileri yapılan bilimsel çalışmalar ışığında incelenecektir…

Bal, dünya çapında yaygın olarak bulunan doğal bir tatlandırıcıdır ve tedavi amacıyla en yaygın kullanılan doğal üründür. Bal yaklaşık 200 farklı kimyasal bileşik içerir . Balın %80-85’i fruktoz ve glikozdan, %15-17 kadarı ise sudan oluşur. Az miktarda mineral (%0.2), proteinler ve çeşitli amino asitler (%0.1-0.4) ve eser miktarlarda enzim, vitamin ve fenolik bileşikler gibi diğer maddeler ihtiva eder. Balın içeriği, arının nektarını topladığı bitki türlerine bağlı olarak değişir. Bununla birlikte, dünyadaki arılar tarafından üretilen balın neredeyse tamamında benzer fenolik asit türleri; flavonoidler ve tokoferoller, askorbik asit, süperoksit dismutaz (SOD), katalaz (CAT) ve indirgenmiş glutatyon (GSH) gibi güçlü antioksidanlar bulunur. Balın fiziksel özellikleri ve kimyasal bileşimleri, arıların hammadde topladıkları bitkilerin flora türü, iklim koşulları ve coğrafi farklılıklara bağlı olarak değişmektedir.
Yapılan bilimsel araştırmalarla balın antioksidan, anti-enflamatuvar, anti-bakteriyel, antiviral, antihiperlipidemik, antidiyabetik ve antikanser, anti-ülser aktiviteleri ispatlanmıştır . Balın hem sağlıklı insanlarda hem de artmış risk faktörleri olan hastalarda kardiyovasküler riski azalttığı bildirilmiştir. Doğal bal invivo uygulandıktan sonra plasma glikoz, plazma insülin, kolesterol, triasil gliseritler (TG), kan lipitleri, C-reaktif proteinler ve homosistein incelen gibi farklı parametreler incelenmiştir. Doğal balın yukarıda belirtilen parametreler üzerinde önemli iyileştirici etkileri olduğu tespit edilmiştir . Bazı bal çeşitlerinin özellikle Tualang (Koompassia excelsa) balının, bellek ve öğrenme üzerinde olumlu etkilerinin olduğu ispatlanmıştır.
Bal, enerji verici, mineraller açısından zengin bir besindir. Vitamin içeriği ise o kadar çeşitli değildir.
100 gram baldaki besin öğeleri
| İçerik | Miktar | Birim |
| Su | 17,1 | g |
| Enerji | 304 | kcal |
| Protein | 0,3 | g |
| Yağ | 0 | g |
| Karbonhidrat | 82,4 | g |
| Lif | 0,2 | g |
| Kalsiyum | 6 | mg |
| Demir | 0,42 | mg |
| Magnezyum | 2 | mg |
| Fosfor | mg | |
| Potasyum | mg | |
| Sodyum | 4 | mg |
| Çinko | 0,22 | mg |
| Bakır | 0,036 | mg |
| Selenyum | 0,8 | µg |
| Vitamin C | 0,5 | mg |
| Riboflavin | 0,038 | mg |
| Niyasin | 0,121 | mg |
| Vitamin B-6 | 0,024 | mg |
| Folik asit | 2 | µg |
Balın tedavi edici etkilerini şu başlıklar altında ince-
leyebiliriz:
Bal geleneksel tıpta yüzyıllardan beri ilaç olarak kullanılmaktadır. Uzun yıllar boyunca, bal antioksidan olarak çok önemli bir besin olmuştur ve yapılan araştırmalar balın karaciğer (hepatoprotektif) ve kalp (kardiyoprotektif) üzerinde koruyucu etki yaptığı gösterilmiştir [11,12,13]. Ayrıca balın mide ve bağırsak hastalıklarına karşı da koruyucu etkisi vardır.
Bilimsel çalışmalarla elde edilen veriler balın aşağıda ki hastalıklar ve vücut sistemleri üzerinde üzerindeki tedavi edici etkisinin olduğunu göstermiştir.
Bal, doğada bulunan en iyi yara iyileştiricilerden biridir. Eski Çin, Mısırlılar, Yunanlılar, Asur ve Romalılar tedavide farklı bal çeşitlerini yara ileştirme ve bağırsak hastalıklarının tedavisinde kullanmışlardır. Bal, Escherichia coli, Shigella spp., Helicobacter pylori ve Salmonella spp. gibi bazı mikroorganizmalar üzerinde anti bakteriyel etki gösterir [16, 17]. Ayrıca balın anti-enflamatuar ( iltihap önleyici) olduğu ve meme, serviks kanserine, ve prostat kanserlerine ve osteosarkoma karşı anti-kanser aktivite gösterdiği saptanmıştır.
Ayrıca, bal geleneksel olarak antidiyabetik (şeker düşürücü) ve hipolipidemik (kanda bulunan yağı düşürücü) ajan olarak da kullanılmaktadır. Tiroid bezinin bozukluklarında kullanıldığı balın tedavi maksadıyla kullanıldığı bildirilmiştir .
Tetragonisca angustula (T. angustula) Brezilya ve Meksika’da yaygın olarak bal üretiminde kullanılan iğnesiz bir arı türüdür. T. angustula balının sağlık üzerindeki etkileri; özellikle de antimikrobiyal etkisi çok iyi araştırılmış ve S. aureus bakterisine karşı iyi bir antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğu gösterilmiştir . Bir başka çalışmada, T. angustula balının, Bacillus cereus (Gram pozitif bakteriler) ve Pseudomonas aeruginosa (Gram negatif bakteriler) gibi bakterilerin yanı sıra Candida albicans ve Saccharomyces cerevisiae gibi çeşitli mantarlara karşı önemli antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Yakın zamanda yapılan bir çalışma, T. angustula balının Staphylococcus aureus ve Enterococcus faecali gibi Gram pozitif bakteriler üzerinde olduğu kadar P. aeruginosa and E. Coli gibi koagülaz-negatif metisilin duyarlı ve Gram negatif bakteriler üzerinde de etkili olduğunu göstermiştir .
Yakın zamanda yapılan bir çalışmada 11 çeşit iğnesiz arı türünden elde edilen balın, standart referans suşlara ek olarak on üç klinikten toplanan çeşitli mikroorganizma türlerine karşı güçlü antimikrobiyal aktiviteye sahip olduğu bildirilmiştir [29]. Ayrıca, Tayland’da bulunan bir arı türünden elde edilen balın da birkaç bakteri türüne (E. coli ve S. aureus) karşı antimikrobiyal etki, Auriobasidium pullulans ve C. Albicans gibi mantar çeşitleri ve Auriobasidium pullulans and C. Albicans gibi maya çeşitleri üzerinde antifungal etki gösterdiği bildirilmiştir.
Literatürden balın yara iyileşmesi ve antimikrobial özellikleri hakkında burada ayrı ayrı değinilmesi mümkün olmayacak kadar çok yayın vardır.
Antioksidanlar, yağların oksijen ile reaksiyona girmesini yavaşlatan maddedir. Canlılarda gıda ile alınan besin maddeleri sindirilirken bazı kimyasal süreçlerden geçerler. Bu süreçle özellikle oksitlenme, serbest radikallerin oluşmasına neden olur. Bu serbest radikaller hücrelere zarar verebilir. Antioksidanlar, serbest radikallerle reaksiyona girerek hücrelere zarar vermelerini önler. Bu özellikleriyle hücrelerin erken yaşlanmalarına ve kanser hücresine dönüşümlerine engel olurlar.
İki tür iğnesiz arıdan (T. angustula and Plebeia wittmanni) elde edilen balın güçlü antioksidan etkisi olduğu bildirilmiştir . Dünya’nın farklı ülkelerinden yapılan birçok yayında balın anti oksidan özelliği araştırılmış; arı türü ve balın nektarının alındığı coğrafi bitki örtüsünün balın antioksidan gücü üzerinde etkili olduğu görülmüştür.