
Farelerde yapılan bir araştırmada damar sertliğini azaltmak için başka güçlü bir antioksidan olan nar suyuyla hurma suyunun birlikte tüketilmesinin etkili olduğu, bu karışımın kandaki kolesterol ve trigliserit düzeylerini de düşürdüğü gösterilmiştir. Özellikle acve hurmasının kan yağlarını (total kolesterol, LDL, HDL, VLDL kolesterol ve trigliserit) düşürücü özelliğinin olduğu yine fare deneylerinde ortaya konmuştur.
Bir laboratuvar deneyinde insan meme kanseri hücreleri (MCF7) değişik konsantrasyonlarda acve hurması ekstresine maruz bırakılmıştır. Acve ekstresinin kanserli hücrelerde çoğalmayı yavaşlatıcı ve apoptoz denilen yöntemle hücreleri öldürücü özelliğinin olduğu, bu nedenle meme kanseri tedavisinde bilinen modern ilaçlarla birlikte tüketilmesinin sinerjik bir etki oluşturacağı belirtilmiştir [31]. Benzer bir etki de prostat kanserinde gösterilmiştir. Laboratuvarda prostat kanseri hücrelerine acve fraksiyonu uygulanması apoptozu artırmış, hücre bölünmesini ise yavaşlatmıştır. Aynı etki karaciğer kanserinde de görülmüştür.
Glisemik endeks tıpta son zamanlarda önemi giderek artan bir kavramdır. Vücudumuzun şeker ve yağ düzenlemesi büyük oranda insülin hormonuna bağlıdır. İnsülin salgısı ise kanımızdaki şeker miktarından etkilenmektedir. Kan şekerinin yükselmesi insülin salgısının artmasını gerektirecektir. Bu da kan şekerini düşürürken yağların depolanmasını sağlayacaktır. Bu düzenin şişmanlık ve şeker hastalığı oluşmasında önemli rolleri vardır. Alınan besinlerin kan şekerini yükseltme derecesi glisemik endeks olarak bilinir. Besinlerin glisemik endekslerinin düşük olması, yani kan şekerini ani olarak yükseltmemeleri tercih edilir. Glisemik endeks sınıflamasında 40’ın altı düşük, 40-60 arası orta ve 60-100 arası yüksek olarak kabul edilir.
Hurmanın şeker içeriğinin çok yüksek olmasına rağmen beklenenin aksine glisemik endeksi düşüktür. Khalas, Bahri ve Ma’an türleri için glisemik endeks değerleri sırasıyla 35,5, 49,7 ve 30,5 olarak hesaplanmıştır.
Başka bir araştırmada da Rutab, Rutab’lı-yoğurt ve Tamer’lı yoğurt ürünleri için glisemik endeks değerleri sırasıyla 47,2, 37,3 ve 28,9 olarak bulunmuştur. Görüldüğü gibi, tek başına veya yoğurtla karışık ürün şeklindeki hurmaların glisemik endeksi düşük düzeydedir.
300 kalorilik klasik bir Suudi kahvaltısı için glisemik endeks değeri çok daha yüksek olup 79,0’dur.
Ahmed ve Lock tarafından yapılan araştırmalarda ise Khalas için glisemik endeks değeri daha yüksek bulunmuştur (sırasıyla 57,7 ve 61,1).
Ölümlerin büyük oranda kalp damar hastalıklarından olduğu çağımızda şişmanlık, kolesterol yüksekliği ve şeker hastalığı önemli sağlık sorunlarıdır. Glisemik endeks açısından hurma bu sağlık sorunlarına uygun bir besin olarak gözükmektedir. Bununla birlikte, hurma ağırlığının yüzde 50’sinin şeker olduğunu ve dolayısıyla kalori içeriğinin de yüksek olduğunu unutmamalıyız. Fazla miktarlarda tüketilmesi halinde günlük enerji ihtiyacından fazla kalori alınması söz konusu olabilir. 400-500 gram hurma yenmesi halinde 50 kiloluk bir insanın günlük enerji ihtiyacı tamamen karşılanmış olacaktır.
İnsanın günlük enerji ve mineral ihtiyacını karşılayabilmesi ve şeker hastalarında da güvenle kullanılabilmesi açısından hurmanın diyet önerilerinde dikkate alınması doğru olacaktır.
Hurmanın bilinen bazı tıbbi faydaları da gebelikle ilgilidir. Yüksek demir ve mineral içeriği açısından gebelikte iyi bir besin olmasının yanında hurmanın doğuma yardımcı olabileceğini ve doğumdan sonra da faydalarının devam edeceğini gösteren araştırmalar vardır. Gebelik ve doğumla ilgili faydaların, içerdiği bitkisel kaynaklı östrojenler (cinsiyet hormonları) ve oksitosin benzeri etkisinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Thigpen ve arkadaşlarının farelerde yaptığı bir deneyde hurmayla beslenen farelerde diğer farelere göre vajinal açıklığın daha çabuk geliştiği bulunmuştur .
Gebeliğin önemli komplikasyonlarından biri de doğum sonrası kanamadır. Annelerin %1’i doğum sonu kanama nedeniyle kaybedilmektedir. Oksitosin bu amaçla 1930’lu yıllardan beri kullanılmakta olan etkili bir ilaçtır. Bununla birlikte oksitosin kullanımının riskleri de vardır. Deglet Noor hurmaları kullanılarak yapılan bir araştırmada hurmanın doğumdan sonraki kanamayı azalttığı saptanmıştır. Bu araştırmada 31 anneye doğumdan hemen sonra kanamayı durdurucu 10 ünite oksitosin iğnesi yapılırken 31 anneye de 50 gram Deglet Noor hurması yedirilmiş. Doğumu takip eden 3. saat sonunda hurma verilen annelerde kanama miktarının daha az olduğu saptanmıştır.

Kanamayı azaltma açısından karşılaştırılması.
Oksitosin ve Deglet Noor hurmasının doğum sonrası
Antiaging, yaşlanmayı yavaşlatıcı bakım ürünlerinde bitkisel kaynaklı hormonlara (fitohormonlar) son zamanlarda daha da önem verilmektedir. Hurma çekirdeği de fitohormonlar açısından zengindir. Bu nedenle hurmanın hormonal etkilerinden güzellik sektöründe de yararlanılmaktadır. Bir araştırmada 46-58 yaş arası bayanlara göz etrafındaki kırışıklıklar için hurma çekirdeği kremi önerilmiştir. Beş haftalık bir deneme süresi sonunda kırışıklık yüzeyinde %27.6, kırışıklıkların derinliklerinde ise %3.52 oranında bir azalma saptanmıştır [41]. Kadınların %60’ında gözle görülür iyileşmeler sağlanmıştır.
Hurmanın bağışıklık sistemi üzerinde de olumlu etkileri vardır. Hurma tüketimi hücresel immuniteden daha çok özellikle humoral immunite olarak bilinen antikorlar aracılığıyla sağlanan bağışıklığı olumlu etkiler.
Hurmanın bilinen çok sayıdaki yararının yanında hurma ağacına bağlı yaralanmalar ve alerjiler gibi riskler de söz konusudur. Bangladeş’te yapılan bir araştırmada polen döneminde havadaki polen yükünün %14-16’sından palmiyelerin sorumlu olduğu saptanmıştır. Alerjen immunoterapisi hurmaya bağlı alerjilerin tedavisinde etkili bulunmuştur. Hurma poleni alerjilerinin yaygınlığı nedeniyle hurma üretimi yapılan ülkelerde alerji testlerine hurma poleninin de eklenmesi önerilmiştir.
Hurmadan kaynaklanabilecek bazı riskler
Safra kesesi taşı gelişen Suudili kadınların beslenme alışkanlıkları incelendiğinde Kabsah ve Modabi hurmalarının bu hanımlarda safra kesesi taşı olmayan yaşıtlarına göre daha fazla tüketildiği saptanmıştır.
Hurma meyvesinde çeşitli bakteri ve mantarlar (Penicillium spp., Cladosporium spp., Lactobacillus delbrueckii subsp. delbrueckii, Lactobacillus fructivorans, Lactobacillus collinoides, Lactobacillus salivarius, Zygosaccharomyces mellis, Zygosaccharomyces rouxii, Candida sphaerica, Candida rugosa, Candida colliculosa, Candida pelliculosa, Candida famata, Pichia anomala, Aspergillus niger, Penicillium spp) bulunabilir [48]. Bir araştırmada hurmada Cladosporium cladosporioides ve Sporobolomyces roseus türü mantarlar bulunmuştur [49]. Bu mantarlar sağlıklı kişiler için zararlı olmayıp bağışıklık sistemi baskılanmış insanlarda deri enfeksiyonlarına yol açabildiği bilinmektedir. Bu nedenle hurma yendikten sonra ellerin yıkanması önemlidir.
Hurma hasadı ağaca çıkılarak yapıldığından düşmeye bağlı yaralanmalara da sık rastlanılmaktadır. Diğer taraftan hurma yapraklarının üzerinde 10-15 cm uzunluğunda olabilen sivri ve sert dikenler bulunmaktadır. Bu dikenlerin batmasına bağlı yaralanmalara da sıkça rastlanmaktadır. Özellikle dikenin ekleme batması halinde “sinovit” denilen iltihabi bir reaksiyona yol açabilmektedir.
Balıkların hurma içerikli besinlerle beslenmeleri halinde hem büyüme hızlarının, hem de protein kalitelerinin daha iyi olduğu bulunmuştur. Hurma çekirdeğinin de hayvan beslenmesinde kullanılabileceği gösterilmiştir. Hurma çekirdeği unu verilen farelerin selülozla beslenenlere göre daha fazla kilo aldıkları bulunmuştur.
Biyolojik değeri düşük olmakla birlikte, hurma çekirdeğinin protein içeriğinin %7,13-10,36, yağ içeriğinin ise %6,32-9,28 arasında olduğu bilinmektedir. Piliç besini olarak hurma çekirdeği kullanılmasının hayvanların bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiği ve antioksidan özellikler gösterdiği belirlenmiştir.
Bakır, manganez ve çinko bitkiler tarafından az miktarlarda kullanılmakla birlikte çinko, kadmiyum ve kromun bitki beslenmesinde yeri yoktur. Bu metallerin çevrede fazla bulunması insanlarda, böbrek, karaciğer ve beyin hücreleri dâhil, birçok organı etkileyebilen önemli zararlara yol açabilir. Bitkilerde bu metallerin bulunma durumu incelenerek insan ve hayvanlar için çevresel açıdan ne kadar risk bulunduğu tahmin edilebilir. Buna “biyolojik monitorizasyon” denmektedir. Hurma ağacı eser ağır metal iyonlarına bağlı kirlenmeyi göstermede önemli bir belirteçtir . Denizli’de yapılan bir araştırmada da hurma yapraklarının trafikten kaynaklanan atmosfer ve ağır metal zehirlenmesini saptamada biyomonitör olarak kullanılabileceği gösterilmiştir.
Hurma çekirdeği atıklarından elde edilen aktif karbon, zehirli bir madde olan kromun sıvılardan temizlenmesinde kullanılmaktadır. Arındırma sanayisindeki başka bir çalışma da hurma liflerinin atık suların süzülmesinde (filtrasyon) kullanılmasıyla ilgilidir. Hurma liflerinden üretilen arındırma sisteminin sudaki turbiditeyi (%80,6), fosforu (%54,9) ve parazit yumurtaları gibi organik maddeleri (%98) başarılı ve ekonomik bir şekilde temizleyebilmesi hurma ve yan ürünlerinin evde ve ekonomide çeşitli alanlarda kullanılabileceğini göstermektedir.