
Mirat Haber. com’u yüzde doksan beş kendi imkânlarımızla ve yazarlarımızın gayretiyle yaşatıyoruz. Mutluyuz. Çünkü bu sitemizi takip edenler bilgi edinebilecekleri gibi bilinçlenebilir de. İhlasımız yetersiz olsa da bizi yolunda istihdam ettiği için Rabbimize ne kadar hamd etsek azdır.
Yaşım seksene dayandı. Binlerce sayfa okudum ve yazdım. Böyle iken Mirat Haber beni bile ruhen besliyor. Ne zaman bunalır gibi olsam ve içinde bulunduğum nimetlerden gaflet etsem bir makale veya yorumladığımız haber imdadıma yetişiyor. Misallendireyim:
Ali Bulaç kardeşimin farklı bir bağlamda kaleme aldığı “GERÇEK HÜKÜMDAR KİMDİR?” başlıklı yazısı içinde aktardığı bilgiler, bana “Hükümdarlığımı” hatırlattı…
Rabbimden utandım, insanlar katında büyürken Onun katında küçülür olmaktan ürperdim. Ama azmimi biledim, şükredici kul olabilmek için çok ama çok daha fazla çalışmam gereğini anladım.
{ Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
“Kim çoluk çocuğuyla güvenlik içindeyse, sağlıkla sabahladıysa ve günlük yiyeceğine de sahip ise, ona dünya her şeyiyle verilmiş gibidir.” (Tirmizi, Zühd, 34; İbn-i Mace, Zühd, 9).
“Kimin barınacağı bir evi, hanımı ve kendisine hizmet edecek bir hizmetçisi varsa, o hükümdardır.” (Ebu Davud, Merasil, 181).
Peygamberimiz Efendimiz (s.a.)’in terbiyesi altında yetişen sahabe, bunun bilincinde idiler.
Mısır fatihi Amr b. el As’ın oğlu Abdullah, yanı başında ki kişiye şöyle der:
“Yanında yattığın bir hanımın, mesken olarak kullandığın bir evin varsa sen zenginlerdensin, bir de hizmetçin varsa, sen hükümdarlardansın,” (Müslim, Zühd, 37).
Bilge alimlerimizden Kuşeyri de, hükümdar tanımına yeni bir boyut katarak şöyle der:
Yüce Mevlamızın “Rabbinin verdiği nimetleri söyle.” (Duha 11 ) emri gereği dile getireyim:
63 yıldır hanımım var. 9 çocuk, 16 torun ve beş tane torun çocuğu sahibiyim. 63 yıldır evim var. Şimdilerde evimizde yardımcımız da var. Yıllardır geçimimi sağlamamı, zekât vermemi, Vakıf kurmamı ve yaşatmamı sağlayan taşınmaz gelirlerim var. Kimseye borcum olmadı. Devletimizle vergi vermekten öte en küçücük parasal ilişkim de olmadı. Hiçbir zalim otoriteye de boyun eğmedim.
Şimdi bana yapabilir olduğum halde yapamadıklarımı değil de yaptığım yetersiz çalışmalarımı hatırlatan şımarık nefsime ve çevreme soruyorum:
Rabbimizin değindiği ( Maide 20) ve Peygamberimizin de açıkladığı ölçüler göre “Ben hükümdar değil miyim?”
Melikler meliki Hakiki hükümdar olan Allah’ımıza iman eden ve kulluk etmeye çalışan bir kul olarak da Hükümdar değil miyim?
Üstelik Rabbimin vaad ettiği ölüm ötesi ebedi Cennet sultanlığı da beni bekliyor:
“Allah, iman edip doğru ve yararlı işler yapanlara söz vermiştir: Onlar için bağışlanma ve muhteşem bir ödül vardır: Cennet!” (Maide 9)
Ben bu nimetlerin altından nasıl kalkacak, şükrünü nasıl ödeyebileceğim?
Rabbim! Ben acizim, zayıfım. Peygamberimizin yakarışıyla sana sığınıyorum:
“Allahım! Öfkenden rızana, azabında affına, Senden yine Sana sığıyorum. Ben seni gereğince övemem. Sen kendini nitelediğin gibi yüceler yücesisin.”
ALİ RIZA DEMİRCAN
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-