Kurban Hakkında Bilmemiz Gereken Soru ve Cevaplar

Genel olarak vejetaryenler kurban ibadetine karşı çıkmaktadırlar. İslâmî kurallar ışığında Vejetaryenlik nasıl değerlendirilebilir?

Cevap: Yeryüzündeki bütün canlı ve cansız varlıklar insan için yaratılmıştır. İnsanlar,doğrudan veya dolaylı olarak bu varlıklardan yaralanma ihtiyacındadır. Bütün bitkiler, sebzeler ve meyvelerden faydalanabileceğimiz gibi bize helâl kılınan bütün deniz ve kara hayvanlarından da yaralanabiliriz. Rabbimiz de yememizi, yedirmemizi ve şükredici kullar olmamızı öğütlemektedir. (Yasin 71-72,Nahl 14) Hiç şüphesiz kesimi helâl kılınan canlılar ancak Allah’ın verdiği izinle ve O’nun adı anılarak yalnızca yemek için kesilebilir ve avlanılabilir. Ancak onların etlerinden yenilebilir. (Enam 118-119)

Vejetaryenlerin et yemeksizin yalnızca sebze ve meyvelerle yetinmeleri eleştirilemez. Çünkü et yememizle ilgili ruhsat/izin var fakat farz nitelikli bir görevimiz yoktur. Ancak onların içinden bazılarının et yemeyi hayvanlara sevgisizlik ve acımasızlıkla niteleyip yermeleri ve yasaklanması yönünde eğilim göstermeleri ve söylemde bulunmaları, Yaratanın et yemeyi helâl kılıcı yasasını tanımamak olarak onları kâfirlerden kılacak bir aşırılıktır.Çünkü helâl kıldığı hayvanların etlerinden yememizi, farz bir görev kılmaksızın öğütleyen Allah’tır. Allah ise Rahman’dır; sevgisi ve merhametiyle bütün varlıkları kuşatandır. Kaldı ki Rabbimiz genelde helâl kıldıklarını haram kılmaya, özelde cinsel arzularını köreltmek için et yemeyi kendilerine yasaklamaya kalkışanları şöylece uyarmaktadır:

“Ey İman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı tertemiz nimetleri kendinize yasaklamayın. Bu konuda aşırılığa gitmeyin. Çünkü Allah, aşırılığa kaçanları sevmez.” (Maide 87)

Unutulmaması gereken bir geçek de kesilebilir hayvanları kesip yememenin onların ölümlerini engelleyemeyeceğidir. Temel haklar ve özgürlüklerle yurtların korunulması için ölüme atılmanın erdem olarak algılandığı dünyamızda bizler için yaratılan kesilebilir hayvanların Allah’ın yasası gereği bizler için can vermeleri doğaldır ve Allah’ı anan ve özgün duaları olan hayvanlar için de bir mutluluktur.

Kurban ibadeti İslâm Dini ile mi başladı? Diğer dinler ve kültürlerde de kurban ibadeti var mıdır?

Cevap: İslâm Dini Hz.İbrahim, Hz. Musa ve Hz.İsa dahil Hz.Âdem’den Hz.Muhammed’e kadar Allah tarafından insanlığa gönderilmiş on binlerce Peygamberin tebliğ ettiği dinin ortak adıdır. Hz Muhammed bu dinin son ve evrensel kılınan Peygamberidir. Onun tarafından tebliğ edilen / iletilen Kur’ân da bu dinin son ilâhi kitabıdır. Kur’ân’ın açıklamasına göre, yeryüzünün bütün toplumlarına Peygamber gönderilmiştir. Peygamber gönderilen toplumlara da kurban kesme ibadeti emredilmiştir. Bu gerçek Kur’ân-ı Kerîm’de şöylece açıklanmaktadır:

Biz her bir ümmete, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurban kesmeye uygun hayvanlardan kurban keserken O’nun adını zikretsinler diye kurban kesme ibadetini meşru kıldık/görev olarak yükledik. Sizin ilahınız tek bir ilahtır, O’na teslim olun. (Ey Peygamber!) Teslim olmuş o mütevazı kulları müjdele.”(Hac 34)

Peygamberlerin ortak tebliği olan ve Hz.Muhammed çağı öncesinde bütün dünyaya yayılmış bulunan İslâm’dan sapmış tüm inanç sistemlerinde ve onların etkisiyle yerel kültürlerde kurbanın izleri ve uygulamaları görülmektedir. Ancak orijinal yapısı ve özelliklerini yitirmiş olan kurban ibadeti, çeşitlendirilmiştir. Bazı toplumlarda çocukların ve kölelerin kurban edilmesi şekline büründürülerek Allah’a ortak koşma eylemine dönüştürülmüştür. Sosyal dayanışma özelliğini de yitirmiştir.

Yüce Allah bu ibadeti, Kur’ânla yeniden bildirmiş, nasıl yapılacağını da Hz.Muhammed’le örneklendirmiştir

Kurban kesmenin amacı nedir?

Cevap: Kurban kesmenin amacı, yaratıcımız olan Allah’a şükredici kul olmaktır.

Yüce Rabbimiz, yer yüzündeki küçük büyük bütün hayvanları biz insanlar için yaratmıştır. Onlardan doğrudan ve dolaylı olarak yararlanmaktayız. En fazla faydalandıklarımız da küçük ve büyükbaş dediğimiz deve, sığ2r, koyun ve keçi cinsleridir. Rabbimiz bize, verdiği nimetlerden ötürü şükredici kullar olmamızı emretmektedir. O’na şükredici kul olabilmek için nimetleri O’ndan bilmek ve verilen nimetlerden vermek gerekir. Hayvanlar özelinde şükredici olabilmek için de onlardan zekât ve ödünç verme yanısıra kurban keserek bir kısmını olsun çevremize dağıtmak gerekmektedir. Kurbanda amacın Allah’a şükretmek olduğu Kur’ân’da bir çok âyette açıklanmaktadır. Biz burada, kurbanla ilişkili bir âyet olan Hac sûresinin 34.âyetini sunmakla yetiniyoruz:

Olgunlaştıklarında kurban edeceğiniz hayvanları da Allah’ı hatırlatan sembollerden kıldık. O hayvanlarda sizin pek çok faydalar vardır. Kesim için sıraya dizildiklerinde onları Allah’n adını anarak kurban edin. Can verdiklerinde onların etlerinden yiyin. İhticanı arzeden ve edemeyen yoksullara da yedirin. Faydalanmanız amacıyla bu hayvanları yönetimize vermemiz şükredici kullar olmanız içindir.”

Kurban kesmek ibadet midir? Yoksa bir gelenek midir?

Cevap: Kurban kesmek ibadettir.

Kur’ân-ı Kerim’in Saffat ve Bakara sûrelerinde; Hz. İbrahim ve Musa kıssalarında kurbanın meşruyetine işaret buyrulmakta, Kevser Suresi’nde Şanlı Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (sav) kendisine özgü bir görev olarak kurban kesmesi emrolunmaktadır. Ayrıca Bakara ve Hac sûrelerinde bazı şartlarda hac ibadetinin bir gereği olarak kurban kesilmesi de mecburileştirilmektedir.

Kur’ân’da Allah’ın şeairi, yani dininin saygı gösterilmesi gereken toplumsal bir göstergesi olarak sunulan kurbanın genelde bütün ümmetlere, özelde İslâm ümmetine yüklenilmiş bir görev olduğu da Hac Suresi’nde şöylece duyurulmaktadır:

Biz her ümmete, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurban kesmeye uygun hayvanlardan kurban keserken O’nun adını zikretsinler diye kurban kesme ibadetini meşru kıldık. Sizin ilahınız tek bir ilahtır, O’na teslim olun. (Ey Peygamber!) Teslim olmuş o mütevazı kulları müjdele.”

Yukarıda sunulan bilgiler ve anlamı sunulan âyet, kurbanın tüm insanlık için meşrulaştırılmış bir şükür yolu ve İslâm Ümmeti’ne yüklenmiş bir ibadet görev olduğunu açıklamaktadır.

Kurban terkedilmesi günahkâr kılacak farz bir görev midir?

Cevap: Sevgili Peygamberimiz, kurban kesmenin Kur’ânî bir şükür yolu olduğunu pekiştirmek için, umreleri ve veda haclarında kurban kestiği gibi, Medine’ye hicretinin ikinci yılından itibaren her yıl Kurban Bayramı günlerinde kurban kesmiş ve kurban kesmenin pek hayırlı bir ibadet olduğu beyanla bu ibadete yönlendirmiş ve yüreklendirmiştir.

-Allah şanını ve bağlılarını artırsın- O, şöyle buyurur:

“İnsan, kurban bayramı günlerinde Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir amel-ibadet yapmadı (ve de yapamaz).

Kurbanlarınız, Kıyâmet gününde boynuzları, tırnakları ve kılları ile

(Allah’ın huzuruna) gelecek.

Çok iyi biliniz ki Kurbanlarınızın kanı yere düşmeden kurban ibadetiniz Allah (katında varacağı) mekâna yükselir.5

Allah’ın verdiği nimetlerde O’nun adını anarak ve O’nun mutlak egemenliğine imanı yineleyerek şükredici kul olmak için meşrulaştırılmış olsa da İslâm, kurban kesmeyi, namaz ve hac gibi farz bir görev kılmamıştır.

Başta Hz. Ebu Bekir ve Ömer olmak üzere, sahabilerin büyük çoğunluğu ve İslâm bilginlerinin kahir ekseriyyeti, kurban kesmeyi müekked sünnet bir amel olarak görmüşlerdir. Bir diğer ifadeyle, kurban kesilmesi büyük sevap sağlayan, fakat kesilmemesi günah doğurmayan bir amel olarak değerlendirilmiştir. 6

Hanefi mezhebi müctehidlerinden İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed de bu görüştedir. Yalnızca İmam-ı Azam Ebu Hanife ve O’nun izini takip edenler, Peygamberimizin, Kurban kesecek gücü ve imkânı olup da kesmeyenler namazgâhımıza yaklaşmasınlar.” anlamındaki hadisiyle delil getirerek, nisab ölçüsünde mali imkâna sahip olanlar için kurban kesmenin vacip bir görev olduğu ictihadında bulunmuşlardır.7

(Nisab mikdarı, aslî ihtiyaçların dışında örneğin 85 gram altın veya değeri para veya ticaret malıdır. Kurbanda nisab kırk koyun veya keçi alabilecek mikdar olarak da belirlenebilir.)

Kurban kesme yerine bedeli verilebilir mi?

Cevap: Kurban Bayramı günlerinde kurban kesme yerine bedelini tasadduk etme/verme görüşü, ilk mümin nesil olan sahabiler döneminden beri bazı bilginler tarafından ileri sürülmüştür. Ancak bu görüş, kurban kesmenin Kur’ân doğrultusunda Hz. Peygamberin uyguladığı İslâmî nişan vasıflı pekiştirilmiş bir ibadet olduğu gerekçesiyle kabul buyrulmamıştır. Konuyu açalım:

Kurban genel kabul gören anlayışa göre yapılması sevap kazndıracak ameldir. Kişi kurban keserek sevap kazanabileceği gibi, Allah rızası için yardım yaparak da kazanabilir. Çevresinin ihtiyaçlarına göre ikisi arasında tercih de yapabilir. Ancak kurban ibadetine niyet ederek bedelini veremez.

Kurbanın zamanı belirli olduğu ve İslâm karşıtlarınca kurban ibadeti önemsizleştirilmeye çalışıldığı için yaşadığımız dönemde kurban kesme tercih edilmelidir.

Kurban ibadetini nasıl değerlendirmeli, bütçemizi zorlamalı mıyız?

Cevap: İslâm bilginlerinin sorumluluk derecemizi belirlemek için müekked sünnettir veya vaciptir şeklindeki değerlendirmeleri, kabul etmemiz halinde bizi bağlar. Bizi asıl bağlaması gereken hakikat, kurban kesmenin Peygamberimizin sürekli olarak yaptığı ve yapılmasını öğütlediği Kur’ânî amel olmasıdır. Bu sebeple bütçelerini zorlamadan kurban kesebilecekler kurban kesmelidir. Keserken kendimiz için yalnızca Allah’ın rızasını hedeflemeli, kurbanımızın etlerini, fakir akrabamız ve komşularımız için kavurma şölenine dönüştürmeliyiz. Ancak, dinimizin şiarı olan kurbanlar kesilirken, sağlık şartlarına uymalı, kesime estetik bir boyut kazandırılmalıdır.

Zira, Peygamberimiz, Allah’ın her şeyin güzel yapılmasını emir buyurduğu gerçeğini açıkladığı hadislerinde, bıçakların bilenerek hayvan kesiminin güzel yapılması örneğini vermişler, kesimi bir hamlede gerçekleştirenlerin hayvana acı verenlerden daha çok sevap alacaklarını müjdelemişlerdir.9

Biz Müslümanlar değil kurban kesmek, yalnızca Allah’ın verdiği izinle ve O’nun adına kesilebilecekleri inancı ve eylemiyle, kesilecek bütün hayvanları da kurbanlaştırmakla yükümlüyüz.

Cevabımızı bir hadisle bağlayalım:

“Ey mü’minler! Kurbanlıklarınızı araştırınız; sağlıklı olanlarını seçiniz. Zira onlar geçmek zorunda olduğunuz âhiret köprüsü üzerindeki binekleriniz(gibi)dir.”

Hangi hayvanlar kurban edilebilir?

Cevap: Deve, sığır, koyun, keçi sığır ve deve cinsleri kurban edilebilir.

Kurban, beş yaşını bitirmiş deveden, iki yaşını ikmâl etmiş sığırdan; bir yaşını tamamlamış koyun ve keçiden olur. Koyun ve keçi bir kişiden; deve ve sığır, yedi kişiden kurban olur. Ancak, genel kabule göre o yedi kişinin kurban niyetinde birleşmeleri şarttır. Kurban edilecek hayvanlar, vücutça sağlam; gürbüz ve arızasız olmalıdır. Bir veya iki gözü olmayan kör; kesilecek yere kadar yürüyemeyen topal; sürüyü takip edemeyecek derecede zayıf; boynuzu, kulağı kökünden veya yarısından fazla kopmuş; dişlerinin çoğu dökülmüş; hayvanlardan kurban olmaz. Uyuz vesaire gibi hastalıklar dolayısıyla bir deri bir kemik kalmış hayvanlardan da kurban olmaz. (Ebu Davud Dahâya 6)

İğdiş edilmiş hayvandan kurban olur mu?

Cevap: Olur, fakat mecbur kalınmadıkça fakat tecih edilmemelidir.

Allah’ın yarattığı varlık yapısına müdahale, Kur’ân’la açıklanan Şeytanî bir işlemdir. Hayvanların cinselliklerine karşı işlenen bir zulümdür. Kur’ânî çizgide Peygamberimiz de “Devenin, sığırın, koyunun ve atın iğdiş edilmesini şiddetli bir dille yasaklamıştır.” (Beyhaki S.Kübra Hn.20289, M. Zevaid Hn.9368)

Bazı İslâm bilginleri hayvanların iğdiş edilmesini yaratılışa müdahale ve hayvana zulüm nitelikli haram bir işlem olarak gördükleri halde, haramlığı eti yenmez hayvanlara tahsis etmektedirler. Eti yenilebilir hayvanların da küçüklüklerinde ve etlerinin lezzetlendirilmesi amacıyla iğdiş edilebileceklerini söylemektedirler. Bu görüşleri, İslâmla bağdaştırmak mümkün değildir. Nitekim Hz.Ömer ve Enes b. Malik gibi büyüklerimiz nesli olan hayvanların iğdiş edilmesine onay vermemişlerdir. (İ. Hacer Fethül-Bari… 9/22,Abdürezzak el-Musannef Kitabül-Menasik Babül- İhsa 4/349)

Peygamberimiz tarafından yasaklanan iğdiş ameliyesine uğratılan hayvanlar, bir ölçüde şeklen ve mânen  kusurlandırılmış olmaktadırlar. Bu sebeple kurban edilmeleri caiz olmakla birlikte mecbur kalınmadıkça tercih edilmemelidirler. Caizdir, çünkü Peygamberimiz, -muhtemelen iğdiş edilmelerini yasaklamadan önce- iğdiş edilmiş hayvanlardan kurban kesmiştir. (Ebu Davud Dahâyâ 4) Doğrusunu Allah bilir.

Alındıktan sonra arızalanan hayvanlar kurban edilebilir mi?

Cevap: Bir öncek sorunun cevabında açıklanan ve hayvanın kurban edilmesini engelleyecek olan arızalar, hayvan satın alındıktan sonra oluşabilir. Bu durumda ikinci bir hayvan alabilecek derecede zengin olanların yeni bir hayvan almaları gerekir. Arızalı hayvanlarını değiştirmeye gücü yetmeyenler ,ellerindeki ile yetinebilir ve onu kurban edebilirler.

Kurbanı bizzat kesmek gerekli midir? Kadınlar da kurban kesebilir mi?

Cevap: Nefsi müdafaa uğrunda ve saldırıya uğrayan vatanını koruma yolunda öldürme mecbûriyetinde kalabilecek insana eğitim kazandırması yanısıra Allah’ın Resûlü’nün uygulamasına uygunluğu sebebiyle kurbanlık bizzat kesilmelidir.

Âdet halinde olsalar bile kadınlar da kurbanlarını kendileri kesmelidir. Sahabî Ebû Mûsel-Eş’ari, kızlarına kurbanlarını bizzat kendi elleriyle kesmelerini emrederdi: Ancak kişi bizzat kesemiyorsa vekâlet verip kestirebilir. Çünkü Peygamberimizin vekâler verip kestirdiği olmuştur.

Genelde hayvanların özelde kurbanların inançlı insanlar tarafından Besmele çekilerek kesilmesi zorunlu mudur?

Cevap: Yüce Rabibimiz Kur’ân-ı Kerîm’de, adı anılarak kesilen hayvanların etlerini yememizi emretmekte, adı anılarak kesilen hayvanların etlerinden yemememizi yermekte ve sonra da şöyle buyurmaktadır:

“Allah’ın adı anılmaksızın boğazlanmış/avlanmış hayvanların etini yemeyin. Zira bu tür hayvanların etini yemek Allah’ın buyruğuna ısyandır. Şeytanlar/şeytanlaşmış insanlar, Allah’ın adı anılmaksızın kesilen hayvanın etinin yenilebileceği konusunda sizinle tartışmaları için kendi yandaşlarına telkinde bulunurlar. Bu konuda onların görüşlerini benimserseniz hiç şüphesiz siz de Allah’a orta koşanlardan olursunuz.”(En’âm 121)

Bütün bu Kur’ânî buyruklar, hayvanların Allah’ın adı anılarak, bir diğer anlatımla Besmele çekilerek ve tekbir getirilerek kesilmesi gerektiğini açıklamaktadır. Amaç, hiçbir canlıyı öldürmeye yetkili olmadığımız ve ancak Yaratıcımız olan Allah’ın izni ile kesim yapabileceğimiz bilinci ile kesim yapmaktır. Bunun için kesim yapacak kişinin, ortak koşmaksızın Allah’a ve onun yaratıcılığına iman etmiş olması gerekmektedir. Özetlersek Müslümanlar ve Ehl-i Kitap olan imanlı insanlar kesim yapabilirse de Allah’a inanmayanlar ve Allah’a inanmakla birlikte putları yüceltenler ve yücelttikleri insanları ve ilkeleri putlaştıranlar kesim yapamazlar. Onların kesimi cinayet olacağından kestikleri hayvanların etleri de yenilemez.

Unutma sorumluluğu düşüreceğinden bilerek terkedilmedikçe, Müslümanların Besmele çekmeksizin yapacakları kesim geçerlidir.  

En makbul kurban hangisidir?

Cevap: Gösterişe kapılmadan yalnızca Allah’ın rızası amaçlanarak alınıp kesilen ve daha çok fakirin yaralanabileceği kurban, kurbanların en makbulüdür; en sevaplısıdır. Zira kurbanla ilgili Hac sûresinin 37. âyetinde Yüce Rabbimiz, kendi katına yükselecek olanın kurbanın etleri ve kanları değil, bizim kulluk bilincimiz ve gayemiz olacağını bildirmektedir.

Daha fazla yoksula dağıtım, daha fazla sevap kazanma sebebi olacağından maddî imkânları ileri düzeyde olanların büyük baş hayvanları tecih edip tek başlarına kesmeleri Peyganberimiz tarafından öğütlenmiştir. Çünkü Peygamberimiz şöyle buyurmaktadırlar:

“Kurbanlıklarınızı büyükçe hayvanlardan seçiniz. Çünkü onlar üzerinden geçirileceğiniz Sırat üzerindek binekleriniz (gibi)dir.”

Kurban ne zaman kesilir ve kesilirken nası dua edilir?

Cevap: Kurban, kurban bayramının ilk üç gününde ve tercihen ilk gün fakat mutlaka bayram namazından sonra kesilir. Kurban sol tarafı üzerine ve mümkünse kıbleye yönelik olarak yatırılır. Kesime başlamadan önce şöylece besmele ve tekbîr getirilip dua edilir:

Bismillah. Allahu Ekber.

Allah’ım Bu kurbanlık hayvan senin bize verdiğin bir nimettir. Rızan için Sana sunulmuştur. Kurban ibâdetimi kabul et. (Nesâî 7/230)

Açıkladığımız besmele, tekbîr ve dua yeterlidir. Ancak bunlardan önce aşağıda meâllerini/anlamlarını sunacağız iki âyetin lafızları veya meâllerinin okunması da Peygamberimizin tavsiye edeceğimiz uygulamaları arasındadır. (Ebu Davud Dahâyâ 4)

“Ben varlığımı gökleri ve yeri yaratan Allah’a yönelttim. Ben Allah’ın birliğine inananlardanım. Hiçbir varlığı O’na ortak koşucu değilim.”(En’âm 79)

“Ben namazımı, kurbanımı bütün hayatım ve ölümümü bütün varlıkların yaratısı olan Allah’a adadım. O’nun hiçbir ortağı yoktur

Bıçakla kesim dışındaki yöntemler denenebilir mi?

Cevap: Kur’ânı-ı Kerîm’de kesilmesi helâl kılınan hayvaların boğazları ve develerde olduğu gibi güğüslerinden kesilmesi gereğine işaret buyrulmuş ve bu usul/yöntem Peygamberimizce onaylanmış ve örneklendirilmiştir.( Bakara 67, Kevser 2)

Bu açıklama ışığında mutlaka yapılması gereken işlemleri şöylece özetleyebiliriz. Kesim işkenceye dönüştürülmeksizin hayvanlar mutlaka canlı iken kesilmeli, nefes ve yemek boruları ile ana damarlar kesilerek kanın boşalması sağlanmalıdır. Bu temel kurallar ışığında hayvanı sakinleştirip daha az acı çekmesini sağlayacak yarı baygınlaştırıcı yötemler denenebilir. Ancak kesime hazırlanan hayvanların uzmanlar aracılığıyla boğazdan ve göğüsten yapılacak kesimlerinin birkaç saniyede gerçekleştirilebilir. Buradan  hareketle en verimli usulun doğrudan kesim olduğunu söylemek gerçeği dile getirmektir. Bu sebeple hayvan ölmeden boğaz ve göğüsten kesim yapılarak kan akıtılabilse bilse biz şoklama, omuriliğe şiş sokma, karbon dioksit gazı verme, başa çekiç veya tokmakla vurma gibi yöntemlere onay veremiyoruz. Çünkü bu gibi yöntemler iddia edilenlerin aksine daha ilkel, daha ıztırap verici ve daha sağlıksızdır.

Biz, Kur’ân’ımızın kurbanların bir arada kesilmesi gereğine işaretinden(Hac 36) ve Peygamberimizin “Allah yapılan her işin güzel yapılmasını emretmiştir.“ şeklindeki kesime estetik boyut kazandıran uyarısından hareketle belediyelerimizin konuya daha bir eğilmeleri luzumunu hatırlatmak istiyoruz. Zira mevcut görüntülerimiz onaylanamayacak ilkellikleri sergilemektedir.

İslam ülkelerinin her hangi birinde kesilmek üzere vekalet verilebilir mi?

Cevap: Kurban ibadetiyile ilgili âyetlerde Rabbimiz kurban etinden yenilmesi ve özellikle yedirilmesi konusunda birbini pekiştiren emirler vermektedir. Bu da bize yedirmenin önemini açıklamaktadır. (Hac 28,36) İslâm ülkelerinde çevremizdeki fakirlerden daha ihtiyaçlı kardeşlerimiz varsa kurbanlarımızı o ülkelerde kestirebiliriz.

Bazı Müslümanların bütçelerini zorlamamaksızın kurban sevabını alabilmek için kurbanlıkların daha ucuz olduğu yerleri tercih etmelerinde bir sakınca yoktur. Çünkü ibadetlerde asıl olan niyettir ve Allah’ın rızasını amaçlamış olmaktır.

Ancak kendilerine vekâlet verilecek sivil kurumlar özenle seçilmeli, yöneticileri İslâm’la barışık veya güvenilir olmayan örgütlere ödeme yapılmamalıdır.

Önemli not: Yöneticilerimiz yardım kuruluşlarını çok iyi denetlemeli, kol kırılır yen içinde kalır denilmemeli, çürükler ayıklanmalı ve cezalandırılmalıdır. Hiç şüphesiz yardımların zimmete geçirilmesi daha aşağılık bir suç, daha ağır bir günahtır. Yardım duygularımızı geliştirmek için sivil kurumlara ihtiyaçlı olduğumuz da açıktır.

Taksitle veya kredi kartı kullanarak hayvan alıp kurban kesmek caiz midir?

Cevap: Kurban kişiye sevap, yoksullara yarar ve toplum ekonomisine canlılık kazandıracak bir ibadettir. Bu sebeple dileyen herkes kurban kesebilir ve sevabını alır. Buna bir engel yoktur. Ancak maddi gücü olanlar/zenginler bu görevi üstlenmelidirler.

Gerekli ihtiyaçları dışında 85 gram altını veya bu miktara eşit parası/ticaret malı ya da örneğin kırk koyun alabilecek maddi imkânı olan kişiler zengin sayılır. Açıklanan şartları taşımayanların yükümlülüğü yoktur. Çünkü onlar fakirdirler.

İslâm, Peygamberimizin diliyle gereksiz olarak borçlanmadan sakındırır. Kişinin, nefsinin ve ailesinin de üzerinde hakları olduğunu beyan ederek yükümlü olmadığı görevleri üstlenmesini onaylamaz. Bu sebeple taksitle ve kredi kullanarak kurban alıp kesmek caiz ise de tercih edilebilir değildir. Bu arada Peygamberimizin her bir aileye bir kurbanın yeteceğini de beyan ettiklerini de açıklamış olalım. (Ebu Davud Dahâya

Arzuladıkları halde kurban kesemeyenler üzülmemelidirler.

Peygamberimiz ümmeti için kurban kesmişlerdir. O, bir hadislerinde kesmeyecekler için, Kurban bayramında, kılların giderilmesiyle yapılacak vücut temizliğinin de de kurban kesimi sevabını kazandıracağını müjdelemişlerdir. (Ebu Davud Dahâyâ 1, 4)

Ölü için kurban kesilebilir mi?

Cevap: Kişinin ölümünden sonra geriye bıraktığı maldan kesilmesini vasiyet ettiği kurban kesilir. İslâm bilginleri bu konuda görüş birliği içindedirler. Ölüler için vasıyet dışında kurban kesilip kesilemeyeceği hususunda ise farklı görüşler seslendirmektedirler. Ancak Kur’ân ve Sünnetin genel kuralları kesilebileceğine işaret etmektedir.

Yasin sûresinin 12.âyeti, ölüm öncesinde yapılan işler gibi geride bırakılan izlerin de kayıt altına alınacağını bildirmektedir. Peygamberimiz de geride bırakılan ilmi eserlerin, taşınmaz hayırların ve yararlı/duacı evlatların ölülere sevap kazandıracağını açıklamaktadır. Üstelik bu konuda argüman olarak değerlendirilebilecek pek çok hadis vardır. Hz.Ali’nin arzedeceğimiz uygulaması ise özel delil niteliğindedir.

İki koç kurban kesen Hz. Ali’ye sebebi sorulduğunda şöyle der: Hz.Peygamberimiz benden kendisi için kurban kesmemi istedi. Ben de onun için kurban kesiyorum. (EbuDavud Dahâyâ 2; Babül-Udhiyeti anil-Meyyiti.)

Sağılan veya hamile olan hayvanlar Kurban edilebilir mi?

Cevap: Peygamberimiz, kendisi ve arkadaşları için koyun keserek ziyafet vermek isteyen kişiye sağılan hayvanın kesilmesini yasaklamıştır.(Kurtubi Tekâsür 8) Ekonomik değeri büyük olan sağılır hayvanın kesilmesinin yasaklanma sebebi, hamile hayvan için de geçerlidir. Kaldıkı bir yaşını doldurmamış veya bir yaş görünümünü kazanamamış küçükbaş hayvanların kesimi bile Peygamberimiz tarafından yasaklanmıştır. Ancak sağılır veya hamile oldukları kesim sonrasında anlaşılan hayvanların kurbanlık olarak kesimi geçerlidir; makbüldür.

Kesilen hayvandan yalnızca kesim sebebiyle ölü olarak çıkan yavrunun eti, istenirse yenilebilir. Ancak organları tam olarak teşekkül etmemiş yavrunun eti yenmez.

Kesilen hayvanın erkeklik veya dişilik organı ile testisleri, mesane ve ödü, ayrıca deri altında oluşan bezeleri yenmez.

Kurbanın etleri nasıl dağıtılır?

Cevap: Kur’ân’ın sunumuna göre, kurbanın kanı akıtılarak kurban edilmesi kadar etinin yenmesi ve yoksullara yedirilmesi de Rabbimizin buyruğudur.(Hac 28,36)Bu sebeple üçte bir kadarı ailemize ayrılmalı, az bir mikdarı komşularımıza ikram edilmelidir. Çoğunluğu da yoksullara verilmelidir.

Bir kıtlık yılında Peygamberimiz aileye üç günlük kadar et ayırıp diğer etlerin ve sakatatın fakirlere verilmesini emir buyurmuşlardı. Bu sebeple şartlara göre yoksulların payı artırılmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir