Liselerde Cuma Namazı İznine Yargı Başvurusu
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün yazısı “laiklik” tartışmasını yeniden alevlendirdi
“Laiklik Meclisi”nden Suç Duyurusu
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün, cuma namazına gitmek isteyen lise öğrencilerine kolaylık tanınmasına yönelik olarak okullara gönderdiği yazı, kendisini “Laiklik Meclisi” olarak tanımlayan bir platform tarafından yargıya taşındı. Platform, söz konusu düzenlemenin laiklik ilkesine ve “Devrim Kanunları”na aykırı olduğunu öne sürdü.
Hedefte Vali ve İl Milli Eğitim Müdürü
Platform sözcüsü Umut Kuruç Kılıçer imzasıyla yapılan suç duyurusunda, İstanbul Valisi Davut Gül ile İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür hedef gösterildi. İnanç özgürlüğüne dair idari bir düzenlemenin kriminalize edilmesi, kamusal alanda din karşıtı reflekslerin yeniden üretildiğine işaret eden çarpıcı bir örnek olarak değerlendirildi.
Başsavcılıktan Usul İşlemi, Valilikten Net Karar
23 Ekim tarihinde yapılan suç duyurusunun ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Bürosu, usul gereği soruşturma izni için İstanbul Valiliği’ne başvurdu. Valilik tarafından verilen ve Vali Davut Gül’ün imzasını taşıyan kararda, söz konusu yazının Anayasa’da güvence altına alınan “din ve vicdan özgürlüğü” kapsamında değerlendirildiği belirtildi. Bu gerekçeyle soruşturma izni verilmedi.
İbadet Hakkının Suç Unsuru Taşımadığı Vurgulandı
Valiliğin kararıyla birlikte, öğrencilerin ibadet hakkını gözeten idari bir tasarrufun suç unsuru taşımadığı açık biçimde ortaya konulmuş oldu. Böylece eğitim ortamlarında temel hak ve özgürlüklerin korunmasına yönelik uygulamaların hukuki zemini bir kez daha teyit edildi.
Yentür’ün Hak Temelli Eğitim Yaklaşımı
Pertevniyal ve Çapa Anadolu liselerinde yöneticilik yapan, Şişli ve İzmir’de milli eğitim müdürlüğü görevlerinde bulunan Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür’ün, İstanbul’daki görev süresince eğitimin insani ve hak temelli boyutunu önceleyen birçok uygulamaya imza attığı biliniyor. Öğrencilerin ibadet özgürlüğü kapsamında cuma namazı için kolaylık sağlanması da bu yaklaşımın bir parçası olarak değerlendiriliyor.
HABER YORUM
Küçük bir dağ var karşıda…
Kemalizm dağı…
Onun karşısında ise kocaman bir İslam dağı var…
O İslam dağından yükselen yüce ses, tüm dünyayı barışa, huzura, mutluluğa kavuşturacak ama Kemalizm’in küçük dağı o sesi bastırmaya ve yok etmeye çalışıyor…
Başaramayacaklar tabii ki de…
Zira o İslam dağından şöyle bir haykırış var etrafında ki küçücük dağlara:
“Onlar Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah ise nurunu tamamlayacaktır; kâfirler hoşlanmasa da.” (Saf, 61/8)
Ve o haykırış, yalnızca bir ses değil; asırlardır bastırılamayan bir hakikatin yankısıdır.
Rüzgâr yön değiştirir ama büyük dağ etkilenmez…
Rejimler kurulur yıkılır ama İslam gerçeği hiç değişmez…
İsimler silinir, sloganlar unutulur ama hakikat asla unutulmaz.
Çünkü hakikat, insan eliyle dikilmiş bir tepe değil; vahyin kök saldığı dağdır.
İslam’ın dağı sakindir.
Sessizdir ama sarsılmazdır.
Zamanı bekler, sabrı kuşanır, adaletle konuşur.
Ve günü geldiğinde bir tek cümle yeter:
“Allah nurunu tamamlayacaktır.”
Ve o nur, karanlıkla kavga etmez;
Çünkü karanlık, nur gelince zaten yok olur.
İSLAMİ HABER “MİRAT”







