islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,5755
EURO
55,7087
ALTIN
6.599,24
BIST
11.430,14
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
20°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
21°C
Cuma Çok Bulutlu
22°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
19°C

MAHALLE KÖPEKLERİNİN TOPLU İTLAFI

MAHALLE KÖPEKLERİNİN TOPLU İTLAFI
A+
A-

MAHALLE KÖPEKLERİNİN TOPLU İTLAFI

Halkı rahatsız ettikleri gerekçesiyle Türkiye’nin bütün belediyelerinde mahalle köpeklerinin toplanıp itlaf edilecekleri yerlere nakli başladı. Konuyu farklı boyutlarıyla ele alalım.

Türkiye’deki köpekler, insanları tehdit yönünden üç kategori içine sokulabilir. Birinci grup saldırganlıklarıyla bilinen evcil köpek ırkları. Sahipleri tarafından saldırganlıkları nedeniyle bir güç gösterisi olarak beslenen, bazen kuyrukları kesilen bu hayvanlar, parklarda serbest kaldıklarında sık sık çocukları ısıran cinsler. Pitbull, Dogo Argentino, Rottweiler, Doberman ve diğer dövuşçü ırklardan bu sahipli köpeklere maniler gelse de yasadan etkilenmiyorlar, toplatılmıyorlar.

İkinci ve en çok saldırı kaynağı kategori, sürüler halinde meskun bölgelerin sınırına gelen, kent sınırları dışındaki kırsalda yaşayıp geceleri dış bölgelerdeki çöplerde yiyecek arayan yarı vahşileşmiş köpekler. Bunlar sabah namazı saatlerine kadar topluca dış mahallelerde kol gezip yalnız gördüklerine saldırınca halkta korku oluşuyor. Bunlar kırda, ormanlarda yaşadıklarından takipleri, toplanmaları çok zor. 

Kuduz vakalarının da kaynağı bu ikici gruptaki köpekler. Yeni değil, en az 40 asırdır var olan bir sorun bu. Sümer yazıtlarında da geçiyor. Kent dışında sürüler halinde gezen bu vahşileşmiş köpeklere “varvar” denmiş. Muhtemelen bölge dillerine girmiş; Eski Yunancadaki varvar, Latince’deki barbar kelimesi akademisyenlerin zannedildiği şekilde vırvır etmekten değil bu Ortadoğu sözcüğünden geliyor muhtemelen. Kuduz da bu kategorideki hayvanlardan yayılıyor. Köpeklerin toplanması bunları fazla etkilemeyecek çünkü belediyeler gündüz belediye sınırı dışına kayan bu hayvanların peşinden gidemez. Bunlar sabah namazı vaktine kadar kentlerdeki teröre devam edecekler.

Geriye kalan üçüncü grup da gariban mahalle köpekleri. Osmanlı İslam medeniyetinin temel unsurlarından bu hayvanlar, eskiden birbirinden net olarak ayrık olan mahallelerde güvenlik sistemi ve çocukların eğlence kaynağıydı. Her semtin kendi köpekleri olur, bunlar mahalleliyi tanır, gece kokusunu tanımadıkları yabancıları, hele yabancı köpekleri bölgeye sokmazlardı. Mahalleler şimdi çok değişti, kalabalıklaştı, dikine büyüdü ama köpekler kaldı. 

Mahalle köpekleri genelde munistir, arada bir motokuryelere, çöp toplayıcılara havlasalar da uyurken kuyruğuna basılmazsa, bir anda korkmazsa insanlara, hele çocuklara saldırdıkları nadirdir. Dünyadaki diğer yerlerin aksine Türkiye mahalle köpekleri hem insanlarla hem de kedilerle iyi geçinirler. Anadolu çoban ırkı karışımlarından gelen bu hayvanları toplu taşıma araçlarında, bazılarını kafelerde insanların arasında görebiliriz.

Bu üç kategoriden insanları en az tehdit eden mahalle köpekleri, yukarıdaki nedenlerden dolayı fiilen etkilenecek, topluca imha edilecek grup. Onbinlercesi toplanacak, halen toplanmakta, belki zamanla yüzbinlere varacak, adına hayvan barınağı denen toplu kafeslere tıkılacak, biri gelip sahipleninceye kadar bir iki ay beklenecek, ardından zehirli iğneyle itlaf edilecek ve kimyasal imalat şirketlerine nakliye edilecek.

Telef etmeden evvel, belki sahiplenen çıkar diye verilen bekleme süresi anlamsız. Kimse bunları sahiplenmez, çünkü toplama yasası evvelinde çıkarılmış sözde ‘hayvanları koruma’ yasasında evcil hayvan sahibi olmak, kontroller, masraflar, kayıtlar, cezalarla çok zorlaştırıldı. Ayrıca sürekli sokaklarda serbest dolaşmış irice bir hayvanın evde beslenen bir evcil hayvan haline getirilmesi çoğunluğu apartman dairesinde yaşayan şehirli Türk halkı için olanaksız.

Bu nedenle mahalle köpekleri sonuç olarak binde bir istisnalarla topluca yok edilecek. Kedilerle bile yiyecek paylaşan bu hayvanların imhası, köpek saldırılarını ortadan kaldırmayacak.

Bu haklıdır haksızdır tartışmasını bir yana bırakalım, bu konuda beş ana başlıkta sorunlar görüyorum:

1. Konunun batıcı-dindara indirgenmesi

Mahalle köpeği itlafı meselesi, ne yazık ki muhafazakar-dindar laik-batıcı eksenine çekildi. Oysa hayvanseverlik Müslümanlık şiarıdır. Gurebâ-i laklakan ile meşhur hayvan vakıfları, hayvan besleme geleneği, kentli İslam yâşamını diğerlerinden ayıran bir özellikti. Ancak Batılılaşmak isteyen muhafazakarların hemen ev hayvanı edinmesinin tersine sokak hayvanlarını beslemek, Panter Melahat’lerden bu yana sesi sigaradan kartlaşmış, plaza oğlanı çocuklar artık ziyaretlerine gelmeyen, hafif tatlanmış laikçi teyzelerin tekeline bırakıldı. Buna dış mahallelerde sabah namazına korkarak giden cemaatin tedirgin olması, kentlerde yoğunluğu artan Doğulu vatandaşların Şafii mezhebinde köpeğin temiz görülmemesi de eklenince mahalle köpeklerimiz, “itsever laikçi” objesi ilan edildi. İş tersine çevrildi.

Oysa atlı faytonlarıyla meşhur İstanbul adalardaki yüzlerce atı, hayvanseverlik bahanesiyle toplayıp fiilen itlafa gönderen de İmamoğlu suç örgütü değil miydi? Ziyafete öldürülmüş at eti katan bunlar değil miydi?

2. Yeterince tartışılmaması

Yukarıda belirtilen Nasreddin Hoca’nın yüzüğü misali işi başka yerde aramanın yanı sıra, mahalle hayvanlarının yaşlı, kimsesiz insanlara, evde hayvan besleyemeyecek kişilere psikolojik bir destek sundukları, tablet kölesi çocuklara bir eğlence alternatifi sundukları ortada. Fıtratı gereği hayvanlar ve tabiatla iç içe yaşayagelmiş insanla bağlantısı olan son canlılardan olduğu da ortada.

Mahalle köpekleri toplanmadan sorunlar çözülür mü, bir ara başarılı giden kısırlaştırma neden bırakıldı, böylesi tarihi bir itlaf ardından leşler nereye, hangi şirkete verilir, ihale var mı, bunlar kamuoyunda tartışılmadı. TBMM komisyonunda tribünlere oynanan atışmalar kamuoyu tartışması sayılmaz. 

Mesele sosyal medyada dolaştı, konuyu üstlenen bir dostumuz işi Yeniden Refah söylemi yaptı, konu birkaç basın toplantısında dile getirildi, AK Parti bunda muhafazakar kamuoyu desteği buldu, benimsedi, böylece tarihi bir karar alındı, uygulanıyor.

Her zamanki gibi halk izleyici, katılımcı değil.

3. Küreselciler tehlikesi

Edinilmiş Çâresizlik, küresel kontrolün temel ilkelerinden. İnsan bitki bağlantısını kes. İlaçlarla ayakta dursun, tarımı adım adım küresel şirketlere devretsin, Brezilya örneğindeki gibi tarımsal mahsulle çalışabilen atabalar sadece petrolle, hatta elektrikle, hatta sadece kredi kartı ile ödenebilir elektrikle çalışsın, piramidin tepesine muhtaç olsun. İnsan hayvan bağlantısını kes. Yapay et yesin, doğal besin almasın, ata binip istediği yere gidenesin, hayvanlarla manevi bağ kuramasın, kuracaksa da veteriner ve ilaca bağımlı ev hayvanları olsun. Doğadan, kırdan, ormandan uzak olsun. İnsan fıtrattan, tabiattan uzak zavallı, merkezi sisteme muhtaç bir canlı türü olsun.

Bir de işin Satanizm boyutu var. Canlılar mucizevi varlıklar. İnsan bunların en kıymetlisi. Bu nedenle şeytanataparlar insanları, tercihen de masum çocukları şeytana kurban ediyorlar. Savaşlarda, afetlerde Epstein tarzı heriflerin ajanları topluca kurban topluyor. Bosna soykırımında helikopterle getirilen elitlerin ayinleri Sırplarca bile itiraf edildi. Ölüm bunların gıdası. Ancak insan olmazsa diğer canlılar da olur. Kısa ömrü boyu esnafa kendini sevdirmiş, her sabah okula giden çocuğu karşıta geçiren, Melahat teyzeye sevgi veren mahalle köpeği insandan sonra en iyi Satanist kurban adayı. Onbinlercesine itlaf kararı alınacak, bunların akibetleri takip edilmeyecek.

Köpekler biterse, sırada kediler var.

4. İlahiyatçıların yine seyirci kalması

İnsanlarla yan yana yaşayan canlılar topluca imha edilecek, kısa bir süre gelip alan olmayınca yaşamları sona erecek. İslamiyet buna ne diyor? Dinin silindiği İngiltere gibi memleketlerde bile Hristiyan papazlar bir kamuoyu tartışması olduğunda, ahlaki bir husus olduğunda gelip bir şeyler söylerler. İlahiyat fakültelerinde binlerce akademisyen ve görevli var. Diyanetin kendi uzmanları var. Dinlerini öğretmek karşılığı ücret alıyorlar. Onbinlerce Allah mahluğu yok edilecek. Bunu izah et? Açıkla? Kuran’dan destek getir? Tarihten misal getir? Yok. Uzmanlık alanı değilmiş. İtlaf edilmiş köpeğin davası olmazmış. Toplu hayvan katliam var, dini meşruiyeti yok. Cesaret eden yok.

5. Meşruiyetin Batıyataparlık olması

En rahatsız edici konulardan biri de bu. Sayın Bakanımız diyorlar ki “medeni ülkelerde sahipsiz hayvan olmaz”. Burada medeni ülke dediği Müslüman ülkeler değil. Batı. Yani iyi bir şey olursa yüce efendi Batı uygulardı. Uygulamıyor, demek iyi bir şey değil. Klasik Batıyataparlık argümanı. Bir grup insan bir karar almak için masaya oturduğunda meşruiyet kaynağı neyse o insanların dini odur. Batının ne yaptığı mı? Batıyataparlık. Ataların ne yaptığı mı? Ataların Dini. Filan mühim hazret bu konuda ne buyurmuş mu? Müşriklik. Kuran’dan kaynaklanmayan, ayetlerden filizlenmeyen her tartışma masası, başka bir dine, inanışa, ideolojiye dayalıdır. 

Hiçbir toplu kıyım ya da herhangi bir eylem, Batıda öyleymiş, biz de aynısını uygulayalım diye yapılamaz. Aileler, şirketler, beldeler, devletler bu şekilde karar alamaz. Ya da alır ama onu yönetenler Müslüman kelimesini sahiplenemez.

Kısaca, hayvan barınaklarına toplanan mahalle köpeklerinin akla getirdiği sorunlar bunlar.

Prof. Dr. Kutluk Özgüven

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.