islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,5751
EURO
55,7660
ALTIN
6.602,18
BIST
11.780,57
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
20°C
Perşembe Az Bulutlu
21°C
Cuma Yağmurlu
21°C
Cumartesi Az Bulutlu
18°C

MAİDE 51. AYET IŞIĞINDA VESAYET SİYASETİ VE KİMLİK İNŞASI

MAİDE 51. AYET IŞIĞINDA VESAYET SİYASETİ VE KİMLİK İNŞASI
01/07/2026 10:49
A+
A-

MAİDE 51. AYET IŞIĞINDA VESAYET SİYASETİ VE KİMLİK İNŞASI

“Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları veli edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz o da onlardandır. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Maide Suresi 51. ayet)

Maide Suresinin 51. ayeti, tarih boyunca hem teolojik tartışmaların merkezinde yer almış hem de siyasi düzlemde en çok yorumlanan ilahi beyanlardan biri olmuştur. Ayeti anlamaya çalışırken yapılacak ilk ve en kritik çaba, kavramsal bir netleştirmedir. Ayette geçen ve çoğulu “evliya” olan “veli” kelimesi, modern Türkçedeki sıradan bir “arkadaşlık” veya “gündelik dostluk” anlamına gelmez. Buradaki velayet, hukuki bir himayeyi, askeri ve siyasi ittifakı, stratejik sırdaşlığı ve bir üst otoriteye teslimiyeti ifade eder. Dolayısıyla ayet, bireyler arası insani ve ticari ilişkilerden daha çok, topluluklar düzeyinde en üst derecedeki bağımlılık ve aidiyet bağlarını düzenleyen siyasi bir çerçeve çizer.

Kimlik İnşası ve Asimilasyon Tehlikesi

Sosyolojik bir gerçeklik olarak her toplum, kendi varlığını idame ettirebilmek adına bir “biz” bilinci üretmek ve bu bilincin sınırlarını belirlemek mecburiyetindedir. İslam’ın ilk yıllarında Medine’de yeni bir toplumsal ve hukuki düzen inşa edilirken, Müslümanların etrafında köklü askeri, kültürel ve dini geleneklere sahip Yahudi kabileleri, Sasaniler ve Hristiyan krallıklar gibi güçlü aktörler bulunuyordu. Henüz kurumsallaşma aşamasındaki yapıların, baskın kültürlerin cazibe merkezine kapılarak kimlik erimesi yani asimilasyon yaşaması kaçınılmaz bir sosyolojik eğilimdir. Ayet, tam da bu noktada Müslüman topluma özgün kimliğini koruma ve egemen bir özne olarak kalma uyarısı yapar.

“Onlar birbirlerinin velileridir” ifadesi, sosyolojik bir vakıanın çok açık bir tespitidir. Çıkarlar ve inançsal arka planlar devreye girdiğinde, diğer inanç topluluklarının kendi aralarında bir dayanışma ağı kuracağı kaçınılmazdır. Buna karşı Müslümanların da kendi iç sosyal değerlerini ve dayanışma mekanizmalarını inşa etmeleri gerektiğini hatırlatır.

Felsefi açıdan bakıldığında, bir yapıyı “veli” edinmek, onun varlık tasavvurunu ve ahlak felsefesini de meşru görmek demektir. Taban tabana zıt dünya görüşlerine sahip sistemlerin, en temel varoluşsal kriz anlarında birbirlerine tam bir siyasi ve ahlaki güven duyması imkânsızdır. Ayetteki “O da onlardandır” kaydı, “dost edinmeyin” denilenlere benzediklerine dair ilahi ihtardır. Bir zihniyet, strateji ve otorite olarak kimin peşinden gidiyorsa, pratik eylemleriyle artık o yapıya dahil olmuş demektir.

Bağımsızlık ve Egemenlik Manifestosu

Siyaset bilimi merceğinden bakıldığında bu ayet, tam anlamıyla bir bağımsızlık ve egemenlik manifestosudur. Ayetteki ifadenin kastı kanaatimizce (Allah en doğrusunu bilir), Müslümanların diğer devletlerle diplomatik ilişkiler kurmasını, ticaret yapmasını ya da Medine Sözleşmesi’nde olduğu gibi barış antlaşmaları imzalamasını yasaklamak değildir. Burada kesin bir dille set çekilen durum, siyasi, askeri ve ekonomik egemenliği küresel bir gücün vesayetine teslim etmektir.

Siyaset, özü itibarıyla güç ilişkilerine dayanır. Kendi ayakları üzerinde duramayan, stratejik kararlar alırken küresel güç odaklarının rızasını ve onayını arayan bir siyasi yapı, bağımsızlığını kâğıt üzerinde bırakmış demektir. Ayet, Müslüman siyasi aklına coğrafi ve stratejik bir şuur aşılayarak kendi göbeğini kendisi kesmesi gereken, vesayetten arınmış özgür bir iradeyi emreder.

Ayet, İşbirlikçilerin Maskelerini Düşürür

Bu ilahi uyarı günümüz dünyasında en net turnusol kâğıdıdır. İlahi uyarı, bir yandan iç kamuoyunda kitleleri tatmin etmek için yoğun bir dini dil ve toplulukları ikna edici söylemler kullanan, diğer yandan ise Müslüman coğrafyaları sömüren, işgal eden ve kan döken küresel güçleri “stratejik ortak” veya “dost” olarak gören siyasi figürlerin düştüğü ikiyüzlülüğü, tezat durumunu ifşa eder.

Söz konusu siyasi aktörler, kitlelerin gözünü boyamak için mukaddes sembolleri vitrine koyarak öne çıkarsalar da, uluslararası politikalarda emperyalist odakların çıkarlarına taşımacılık yaparlar. Ayetin “Sizden kim onları dost edinirse şüphesiz o da onlardandır” hükmü, bu tarz siyasetçilerin maskesini düşüren ahlaki bir ihtardır. Bu durum İslami Siyaset terminolojisinde ameli anlamda “nifak” (münafıklık) olarak karşılık bulur. Halkına sunduğu kimlik ile küresel efendilerine sunduğu hizmet arasında derin bir uçurum olan bu anlayış, ayetin doğrudan hedef aldığı ahlaki çöküştür.

“Allah Zalimler Topluluğunu Hidayete Erdirmez”

Ayet, “Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez” uyarısıyla sarsıcı bir sonuca bağlanır. İslam düşüncesinde zulüm, bir şeyi konulması gereken yerin dışına koymak ve hakkı gasp etmek anlamına gelir. Kendi coğrafyasının, halkının ve mazlumların haklarını savunmak yerine, katillerin ve sömürgecilerin yanında saf tutan siyasetçiler, bu ilahi tanımla zalimler topluluğunun organik birer parçası haline gelirler.

Bu teslimiyetçi ve aşağılık kompleksine dayalı siyaset modeli, gücün ve bekanın kaynağını ilahi ilkelerde değil, emperyalist odakların hoşnutluğunda arar. Ancak ayet, bu tarz bir çizgi izleyenlerin siyasi görüşlerinin bağlanacağını, basiret ve feraset yeteneklerini kaybederek stratejik bir körlüğe sürükleneceklerini ihtar eder. Kendi kardeşine karşı acımasız ve gaddar olan, buna karşın sömürgeci güçlerin karşısında diplomatik bir el pençe duruşu sergileyen liderler, kimlerle iş tuttuklarını gözden geçirmelidir.

Son tahlilde Maide 51, ne körü körüne bir yabancı düşmanlığını ne de dünyadan izole bir içe kapanmayı öğütler. Bu ayet, onurlu bir duruşu, jeopolitik bağımsızlığı ve her ne pahasına olursa olsun zulme karşı aşılmaz bir set olmayı emreder.

Yakup Döğer

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.