islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,6454
EURO
56,1824
ALTIN
6.716,73
BIST
13.892,30
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
22°C
İstanbul
22°C
Hafif Yağmurlu
Perşembe Az Bulutlu
24°C
Cuma Az Bulutlu
25°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
25°C
Pazar Az Bulutlu
25°C

Modern Cahiliye: İnsan Değişti, Cahiliye Değişmedi

Modern Cahiliye: İnsan Değişti, Cahiliye Değişmedi
A+
A-

Modern Cahiliye: İnsan Değişti, Cahiliye Değişmedi

Dün kız çocukları toprağa gömülüyordu; bugün başka biçimlerde değersizleştiriliyor. Dün içki ve zina yaygındı; bugün bunlar modern hayatın sıradan unsurları hâline getiriliyor. Peki gerçekten cahiliyeyi geride mi bıraktık, yoksa ona modern bir elbise mi giydirdik?

Cahiliye denildiğinde çoğumuzun aklına İslam öncesi Arap toplumu gelir. Putlar, kabilecilik, içki, kumar, zina ve kız çocuklarının diri diri gömülmesi…

Bunların hepsi tarihsel gerçeklik içinde önemli örneklerdir. Fakat burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta vardır:

Cahiliye yalnızca Arap yarımadasının problemi değildi.

Kur’an’ın inmeye başladığı dönemde dünyanın başka bölgelerinde de ciddi ahlâkî ve toplumsal sorunlar bulunuyordu. Sasanî İran’ında yakın akraba evliliklerine ilişkin dinî metinlerde yer alan uygulamalar bunun dikkat çekici örneklerinden biridir. Avrupa ve Roma dünyasında da kadınların ve toplumun zayıf kesimlerinin konumu bugünkü anlamda bir adalet düzeninden oldukça uzaktı.

Dolayısıyla mesele yalnızca “Araplar cahildi” meselesi değildir.

Mesele, insanın vahiyden uzaklaştığında ne hâle geldiğidir.

Kur’an’ın getirdiği büyük değişim de tam burada ortaya çıkar. Kur’an yalnızca belirli bir topluma birkaç ahlâk kuralı getirmedi; insanın değer ölçüsünü değiştirdi.

İçki ve kumarı yasakladı. Zinaya yaklaşmayı bile yasakladı. Kız çocuklarının öldürülmesini ağır bir insanlık suçu olarak ortaya koydu.

Çünkü hedef yalnızca bazı davranışları düzeltmek değildi.

İnsanı yeniden insan yapmaktı.

Peki bugün?

Teknolojimiz gelişti. Şehirlerimiz büyüdü. Yapay zekâ hayatımıza girdi. Uzaya araç gönderiyoruz. Dünyanın öbür ucuyla saniyeler içinde iletişim kurabiliyoruz.

Fakat bütün bunlar insanlığın ahlâken de ilerlediğini gösteriyor mu?

İşte burada “modern cahiliye” kavramı üzerinde düşünmemiz gerekiyor.

İçki değişmedi, sadece adı değişti

İslam öncesi toplumlarda içki yaygındı.

Bugün de dünyanın pek çok yerinde içki hayatın sıradan bir parçası olarak görülüyor. Hatta kimi zaman özgürlük ve eğlence kavramlarıyla birlikte pazarlanıyor.

Kur’an ise meseleyi farklı bir yere koyuyor. İçki ve kumarın insanlar arasında düşmanlık ve kin doğurabileceğine, insanı Allah’ı anmaktan ve namazdan uzaklaştırabileceğine dikkat çekiyor.

Demek ki teknoloji ilerlemiş olabilir.

Fakat insanın zaafları aynı kalabilir.

Zina da modernleşmedi

Cahiliye toplumunda zina vardı.

Bugün de var.

Üstelik modern iletişim araçları ve eğlence kültürü, cinselliği hiç olmadığı kadar görünür ve ticarî bir unsur hâline getirmiş durumda.

Kur’an’ın “zinaya yaklaşmayın” emri bu açıdan son derece dikkat çekicidir.

Çünkü Kur’an yalnızca son davranışla değil, insanı o davranışa götüren yollarla da ilgilenir.

Bugün mahremiyetin teşhir edilmesini, sadakatin küçümsenmesini ve cinselliğin sürekli tüketim malzemesi yapılmasını sorgulamamız gerekiyor.

İnsan özgürleşti mi, yoksa nefsinin pazarladığı şeylerin tüketicisi mi oldu?

Kız çocukları artık toprağa gömülmüyor. Peki ya bugün?

Cahiliye döneminin en çarpıcı görüntülerinden biri kız çocuklarının diri diri gömülmesiydi.

Bugün aynı uygulamanın var olduğunu söylemek elbette doğru değildir.

Fakat çocukların değersizleştirilmesi başka biçimlerde karşımıza çıkabiliyor.

Çocukların istismarı, bedenlerin metalaştırılması ve özellikle kadın bedeninin reklam ve tüketim kültüründe bir araç hâline getirilmesi üzerinde düşünmek zorundayız.

Jeffrey Epstein dosyası da insanlığın bu konuda ne kadar ağır sorunlarla karşı karşıya kalabildiğini gösteren çarpıcı örneklerden biridir.

Buradaki mesele yalnızca Epstein değildir.

Mesele, insanın başka bir insanı ne zaman “insan” olmaktan çıkarıp bir nesneye dönüştürdüğüdür.

Kadın haklarından söz ederken kadının bedenini sürekli pazarlama aracına dönüştüren bir düzeni sorgulamak zorundayız.

Bir insanın özgür olması başka şeydir; bedeninin piyasanın kullanımına açılması başka şey.

Modern cahiliyenin en tehlikeli tarafı

Belki de bugünkü cahiliyenin en tehlikeli tarafı, kendisine “medeniyet” adını verebilmesidir.

Gökdelenler yükseliyor diye ahlâk yükselmiyor.

Yapay zekâ gelişiyor diye hikmet artmıyor.

İnsan uzaya çıkıyor diye nefsinin karanlığından çıkmış olmuyor.

Gerçek medeniyet, yalnızca ne ürettiğimizle ölçülemez.

Nasıl bir insan olduğumuzla ölçülür.

Çocuğa nasıl baktığımızla…

Kadına nasıl davrandığımızla…

Güçsüzü nasıl koruduğumuzla…

Şehvetimizi nasıl yönettiğimizle…

Kazancımızı nasıl elde ettiğimizle…

Ve en önemlisi, kendimizi Allah’ın ölçüsünün neresinde gördüğümüzle…

Cahiliye bir dönem değil, bir zihniyettir

İşte bu nedenle cahiliye yalnızca İslam’dan önce yaşanmış tarihsel bir dönem değildir.

Cahiliye, Allah’ın ölçüsünü terk edip insanın kendi arzusunu ölçü hâline getirmesidir.

Dün kabile üstünlüğü vardı; bugün ırk, para ve statü üstünlüğü olabilir.

Dün içki vardı; bugün de var.

Dün zina vardı; bugün de var.

Dün çocukların değersizleştirildiği uygulamalar vardı; bugün başka biçimlerde çocuk istismarı ve bedenlerin metalaştırılması var.

İsimler değişti. Araçlar değişti. Teknoloji değişti. Fakat insanın nefsi değişmedi.

Belki de bugün kendimize sormamız gereken soru şudur:

Biz gerçekten cahiliyeyi geride mi bıraktık, yoksa cahiliyeyi akıllı telefonla, reklamla, ekranla, tüketimle ve modern kavramlarla yeniden mi ürettik?

Çünkü mesele hangi çağda yaşadığımız değildir.

Hangi ölçüyle yaşadığımızdır.

Ve Kur’an’ın bize bıraktığı en büyük uyarılardan biri de budur:

İnsan, Allah’ın rehberliğinden uzaklaştıkça çağdaşlaşabilir; fakat mutlaka medenileşmiş olmaz.

Faiz de değişmedi, sömürü biçim değiştirdi

Cahiliye toplumunun bir başka yüzü de faiz yoluyla yapılan ekonomik sömürüydü. Borç alan yoksul, borcunu zamanında ödeyemediğinde borcunun üzerine yeniden borç ekleniyor; böylece ihtiyaç sahibi insan, borç batağında daha da eziliyordu. Kur’an’ın faiz konusunda yaptığı uyarının arkasında işte bu insanı ve toplumu sömüren düzen vardır. Bugün ise faiz, çok daha büyük ve küresel bir sistem hâline gelmiş durumda. Bankalar, kredi kartları, tüketici kredileri ve borçlanma mekanizmaları üzerinden insanlar yıllarca borç ödeyebiliyor. Elbette modern finans sistemindeki her işlem tarihsel cahiliye uygulamasıyla birebir aynı değildir; ancak borcun insanı esir eden bir sömürü aracına dönüşmesi, üzerinde düşünülmesi gereken ortak noktadır. Kur’an’ın faizi haram kılması da sadece bir ekonomik tercih değil, sermayenin güçsüzü ezmesini engellemeye yönelik ahlâkî bir ilkedir. Nitekim Kur’an, “Allah alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır” buyurur. (Bakara, 2/275)

Bence bu paragrafın hemen arkasından “Kız çocukları artık toprağa gömülmüyor. Peki ya bugün?” bölümüne geçelim.

Böylece yazının omurgası çok daha güçlü olur:

İçki → Zina → Faiz → Çocuk/kadın → Modern cahiliyenin zihniyeti

Ve çok güzel bir şekilde şu sonuca bağlanır:

Cahiliyenin araçları değişti; fakat insanı sömüren, nefsini merkeze alan ve Allah’ın ölçüsünü dışlayan zihniyet değişmedi.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.